Gençlik eşittir sorun!
Gençlik eşittir bitmeyen istekler!
Gençlik eşittir ergen!
Ergen eşittir problem!
Ne ilginç değil mi?
Gerçekten günümüzde bu iki kelime devamlı yan yana zikrediliyor artık; "Gençlik" denilince akla ilk gelen kelime "Sorun!"
Özü ve kökü manâsı ile "hazine" anlamına gelen "genç", bizlerde artık çözülemeyen problem anlamına geliyor.
Ergen kelimesi, ermek kökünden gelmektedir ve "üretken duruma geçen" anlamındadır. Bizlerde ise ergen; ne istediğini bilmeyen, ne söylediğini bilmeyen, patavatsız, hormonlarının esiri olmuş, kısacası dikkate alınmaması gereken kişiye denmektedir.
Ahlakın asla öğretilecek değil gösterilecek bir hål olduğunu, bunu gösterirken de gençlerin dilinden, seviyesinden, tarzından, dünyasından konuşmak gerektiğini çoğu zaman unuturuz.
Fakat, asla unutulmamalıdır ki;
"Genç; kendi dilinden konuşmayan ve anlamadığı kişinin karşısına zırh ile çıkar!"
Aslına bakarsanız, Türkiye'de gençlik sorunu diye bir şey yoktur!
Sorun; çocukları 0-13 yaş arasında iken "prime time" saatleririn tümünü televizyona, sosyal medyaya, kahvehanelere, dizilere, toplantılara ayıran ve çocuğu 14 yaşına geldiğinde bu çocuk beni dinlemiyor, anlamıyor, bizim iletişim problemlerim var demeye başlayan annelerin ve babaların sorunudur.
Sorun, bu toprağın mayasını korumak için elinden gelen bütün fedakarlıkları yapan, zamanlarını, paralarını, tüm imkanlarını seferber eden vakıf ve STK'lanmızın zihin dünyalarını, dillerini, mekanlaını ve bakış açılanını güncelleyememe sorunudur!
Sorun; eğitimi öğütüme dönüştüren, çocuklan duvardaki tuğlalar gibi tekdüze yetiştirmeye çabalayan, okullanrın etrafına yüksek duvarlar, tel örgüler örerek çocukları sözüm ona koruduğunu zanneden, farklı düşünen çocukları disiplin adı altında törpüleyen "bazı" eğitim kurumlarının