Kültürümüzün temeli olmuş, örf ve ananelerin zeminin oluşturduğu için sökülüp atılamayan İslam doktrinleri , bin yıldır Islam harcı ile yoğrulmuş bir milletin etinden kemiğinden bir parça olduğu için sökülüp atılması kolay bir şey değildir. 1000 yıldır savaşarak başaramadıklarını son iki yüzyılda savaş metodolojisini değiştirerek savaşmadan zihniyet illüzyonu ile yapmaktalar.
Dinin temel öğrenim yeri, direği olan aileye özgürlük veriyoruz bahanesiyle açıktan saldırmaları da bu yüzden. Bunu sosyal medya ile, ana akım medya ile, TV ve internet yayınları ile ailenin mahremine girerek yaptılar, yapıyorlar. Güncel bazı dizileri izlerim, bilerek izlerim düşman olarak gördüğüm siyonizmin fonladığı şirketlerin yapımcılığını yaptığı, senaryosunun yazdırıldığı dizileri izlerim. İzlediğim bir kaç dizide gördüklerimi kısaca : Dini motifler kullanarak , hatta tarikatı anlatarak kadının aile yapısındaki konumu hedef gösteriliyor, özgürlük adına başörtüsüne gerek olmaması , dik başlı her şeye bir cevabı olan karakterleri kadınlarımıza rol model olarak gösteriliyor, sayacağım onlarca başka örnek var.
Eşit olmayı adaletmiş gibi gösteriyorlar, kelime ve manalarındaki farkı bilmeyen geniş kitleyi kontrol ediyorlar. Dediğim gibi, savaş meydanı değişti ekranlarda gösterilip illüze ettikleri zihinlerimiz artık birer savaş meydanı.
Namusunu korumadan daha önce zihnimizi korumalıyız, bu sayede aileyi ve bireyi korumuş olacağız. Ben inanıyorum ki günümüzde kavvam erkek ve saliha bir kadından beklenen en önemli görev budur. Geçtiğimiz yüzyılın en büyük sorunu imandı, kalbi onarmayı görev bilen İslam alimleri görevlerini tamamladılar ve göçtüler bu fani dünyadan. Geçmişte kalbi fesat olan imansızlık günümüzde beyin kötürümlüğü olan agnostizim, deizim yada mealcilik gibi fırkalar ile zihin