âli...

âli...
@demdemokur
Kendi inancınızda farklı inançları yok sayacak derecede kaybolmayın. Böyle yaparsanız varlığın gerçek güzelliğini göremezsiniz. Allah(cc); kadir-i mutlaktır, alim-i mutlaktır, hiç kimsenin anlayışına hapsedilemez. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de der ki: "Nereye dönersen dön, Allah'ın(cc) zatı oradadır." Muhyiddin İbn Arabi
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Doğru yolda olan ve sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere tâbi olun." Yâsin Sûresi, 36:21.
Modern Batı böyle düşünmüyor. Ona göre, tanıtma, haber verme, ayrı bir değer katmaktadır işe ve esere. Reklamsız iş, propagandasız eylem, tanıtmasız eser, henüz tamamlanmamış olmaktadır. Yarımdır, eksiktir bu iş, bu eser, bu eylem. Varoluşla varlık arasındaki fark, çağın, bir yüzük gibi insanın boynuna geçirdiği tanıtılma, anlatılma halkası, hâlesi farkıdır. Güvercinlerin boynunda bulunan ve ölünceye kadar taşıdıkları "aşk gerdanlığı" gibidir reklâm ve propaganda halkası çağın boynunda. Bu düşünce, Batıyı bir reklâm ve propaganda bataklığına sapladı. Kentlerin ana caddeleri, hikmet gözüyle bakıldığında, mezartaşlarındaki yazıları andıran tabelâlarla dolu. Sinema, radyo, televizyon yayınları, duvarlar, ruh asalağı, zihin paraziti reklâm ve propaganda akıntısıyla bulanmış. Topluma düzen verme iddiasından doğmuş siyasî partiler bile reklam ve propaganda ile ayakta durmaktadırlar.

âli...

@demdemokur
·
Batı medeniyeti dışındaki medeniyetlerde, reklam ve propaganda için yapılan iş veya ortaya konan eserin gerektirdiği emek veya masrafı geçen bir maliyet asla düşünülemezdi. Önce iş ve eser, sonra reklâm ve propaganda ilkesi söz konusu olabilirdi onlarda. Batı uygarlığında ise, bu ilke, tam tersine dönüşmüş, âdeta, önce reklâm ve propaganda, sonra iş ve eser biçimini almıştır. Yani, eski uygarlıkların klasik çerçevesine göre, iş sonucunda ortaya konan şey, eser, bizzat kendi reklâm ve propagandasını özünde taşımaktadır. Kendini reklam eden, propaganda eden, bizzat iş ve eserdir. Reklâm ve propaganda iş ve eser değer toplamının dışında, ayrı, kendi başına var, yani bağımsız bir değer değildir. Asıl değerin bir yansımasından, insan zihin, kalb ve ruhuna etki gölgesini salmasından doğmaktadır. Yeni batı uygarlığı anlayışında ise, reklâm ve propaganda, kendi başına değer, iş ve eser olmuştur. Antik, klasik anlayışa göre, eser veya iş, kendi kendisini tanıtır, kendini yine kendisi anlatır; başkasının veya başka bir iş ve eserin anlatım ve tanıtımına ihtiyaç yoktur. Değer, kendiliğinden anlaşılır. İş ve eser sabırlıdır. Bilineceği ve anlaşılacağı günü beklemeyi bilir. Eser, çevresine, kendiliğinden, varoluşunun gereği olarak gittikçe yayılan bir tesir yapacaktır. Bu tesir yeterlidir. Varolmak, tesir etmektir. Varolmak reklâm ve propagandadır. Yapılanı övmek, iş ve eser verme ahlâkına aykırıdır. İnsanların kalbinde, zihin ve ruhlarında, doğruyu, gerçeği, iyiyi ve güzeli birden bilme, yakalama ve anlama, kısaca bulma özelliği vardır. Eser, bir "tuhfe"dir. Hakikat bir tuhfedir. Kalbde bir aşk gibi birdenbire görülür, bulunur. Hilkat, eserin insanda otomatik bir biçimde rezonans yapacağı bir özde oluşuna yatkındır. Eşya ve insan ilişkisi yaradılıştan bu kuruluştadır. Aracılara
Sayfa 66 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Müslümanın, yarına kalma gibisinden hastalıklı kaygıları yoktur. O her işini Allah'ın rızasını kazanmak için yapar. O, sadece iyi bir kul olmayı düşünür. İyi kul olmanın gerekleri ne ise davranışlarını, amellerini ona göre düzenler. Rahmetle anılmayı diler, fakat bu dileğin yarına kalma gibisinden hasta kaygılarla yakınlığı yoktur.

âli...

@demdemokur
·
Yarına kalma
An içinde yaşamanın ters yüz edilmiş biçimi "yarına kalma" kaygısıdır. Yarına kalmak, insanın nefsanî kaygılarından ve son yüzyılın Batı patentli kavramlarından biridir. Özellikle aydın takıma musallat bir hastalık. Aydın takım arasında da özellikle sanatçıların sözünü ettiği, devlet adamlarıyla siyasetçilerin ilgilendiği hastalıklı bir duygu. Bu halin, insanın, Allah'ın rızasını kazanma yolunda gösterdiği çabayla ilgisi bulunmuyor. Bu hal doğrudan insanın kendi nefsini aziz kılma endişesi üzerine kuruludur. Kendi nefsini putlaştırma hevesini içerir.
Sayfa 104 - İz Yayıncılık·Kitabı okudu
Deneme