Her gercek her zihinde yeni bir gerceklige burunur. Kimse kimsenin hikayesini anlatamaz. Herkes herkesin hikayesini yeniden yazar. Anilar izafi. Tipki zaman gibi. Biz nasil yasarsak anilarimiz da oyle olusur. Tum huylarimiz bulasir anilara. Tum hayallerimiz ve beklentilerimiz. Kinimiz bicimlendirir onlari. Ofkemiz kabartir. Kendimize guvensizligimiz yontar sonra. Kotucul ne varsa bunyemizde, hafizamiza sirayet eder. O yuzden kimse kimsenin hikayesini anlatamaz. Herkes herkese yeniden, yeniden gercekler yazar. Tek dogru olmadigi gibi tek tarih de yoktur o yuzden. Onun kisisel tarihi bile, belki de, bin tane.
O zaman gercek ne?
Bir anlik kivilcim. Olup bittigi anda var olan. Sonrasi kulliyen hatira. Hem yasayan icin, hem o yasama tanik olan icin. Tarih hafizadan kagida gecerken bile tupki kulaktan kulaga oyunundaki kelimeler gibi girdaplara kapilir. Hallerden hallere donusur. Kaybolur.
Gercek hep kaybolur.