“Bütün bu şeyler kendi tedirginliğimizin çocukları” diye düşünüyordum, “ve uykudayken simgeciliğin en parlak süsüne bürünüyorlar. Biz kendimiz yaratıyoruz onları; bizleri bulmak için uzaklardan çıkmıyorlar yola, her şeye gücü yeten karanlık kesimlerden gelen iletiler değil bunlar; bizim dışımızda bir değerleri bulunmayan, kendi yayınlarımız. Ruhumuz alıcı değil bu yayınların vericisidir; korkmamamız gerekir.”
İşte bu yüzden, hata yaptığı anda servetini, hatta canını kaybedebilecek olmayan insanların fikrine güvenilmez. Çünkü malı, canı, sevdikleri tehlikede olmayan biri doğru düşünemez. Bilgi tehlike ile ölçülür dediğimde kastettiklerim bunlardı.
Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı.
Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de her şeyin ölümü olacak. Öyle ise, yüz sene daha yaşamayacağız diye ağlamak, yüz sene önce yaşamadığımıza ağlamak kadar deliliktir.