Yıllar içinde, davranışlarının adil olmadığını düşünen ve yaşadığı hayatın anlamsızlığını anlayan, tıpkı Virata gibi ormanda bir kulübede Tanrı için yaşamak uğruna yerini yurdunu terk eden, varını yoğunu dağıtan insanların sayısı artmaya başladı. Çünkü örnek olmak yeryüzünde insanları birbirine bağlayan en güçlü bağdır; her eylem, başkalarında doğruyu bulma, adalet ve hak isteği doğurur ve bu istek onu daldığı düşlerden uyandırıp eyleme yönlendirir. Ve bu şekilde uyananlar ne kadar boş yaşadıklarının farkına varırlar, ellerinin kana bulandığını, ruhlarının günahla dolduğunu görürler; işte böyle insanlar ayağa kalktılar.
Bir insanın bedeni tamamen yabancı bir insanın iradesine bırakılabilir miydi? Bir insan, sahip olduğu bir canlının bedenini ya da hayatını paramparça ettiğinde günahsız olabilir miydi?
Kitabı okur iken aslında hayatımız da normal olarak gördüğümüz bir çok davranışın şamanist kokenlerimizden geldigini farkedip şaşkınlık içinde kalıyorsunuz.Mitolojinin farklı toplumlarda aynı veya benzer oluşumlar ile birbirinden etkilendiğini ve değişime uğradığını .Farklı isimler ile aynı benzerliklerin devam ettiğini görüyorsunuz .Bu etkileşimin sürekliliği ve gizemini merak ediyorsunuz.Bazen cok sık tekrarlar yorsada kesinlikle okunması gereken bir eser...