- Bir ermiş olmak istisnadır, dürüst bir insan olmak kuraldır. Yanılın, gücünüzü kaybedin, günah işleyin, ama dürüst olun.
_ Mümkün olduğunca az günah işlemek insanın yasasıdır.
Hiç günah işlememek meleğin düşüdür.
Dünyevi olan her şey günaha boyun eğer.
Günah yerçekimine benzer.
Saint Augustin'e ait olduğunu sandığım bir de- yişi düşünüyorum," diye karşılık vermişti piskopos, "Umut- larınızı sadece size miras bırakamayacak birine bağlayın."
Bir seferinde bölgenin soylu beyefendilerinden birinin ce- naze törenine katılması için yazılan bir sayfalık bir mektupta sadece ölen kişinin değil, tüm akrabalarının soyluluk unvan- larının sıralandığını görünce, "Ne görkemli bir ölüm!" diye haykırmıştı. "Ona ne büyük bir keyifle bu kadar unvan yük- lüyorlar, mezarı bile kendini beğenmişliklerini göstermek için kullandıklarına göre çok zeki olmalılar!"
Madam Magloire ona içtenlikle Yüce Efendim diye hitap ediyordu. Piskopos bir gün koltuğundan kalkıp bir kitap al- mak üzere kütüphanesine gitti. Okumak istediği kitap en üst raftaydı. Boyu kısa olduğundan o rafa uzanamadı. Madam Magloire, dedi, bana bir iskemle getirin. Yüceliğim şu rafa kadar uzanamıyor.
Ancak Block'da, en azından K.'ya karşı, onur duygusu vardı, çünkü yumruklarını sallayarak onun üzerine yürüdü ve Avukat'ın yakınında cesaret edebileceği kadar yüksek sesle bağırdı: "Benimle böyle konuşmaya hakkı- nız yok. Bana neden hakaret ediyorsunuz? Üstelik de burada, sayın Avukat'ın önünde, yani ikimizin de sırf acındığımız için kabul edildiğimiz yerde! Siz benden da- ha iyi bir insan değilsiniz, çünkü siz de dava edildiniz ve sizin de bir davanız var. Ama buna karşın hâlâ bir beye- fendiyseniz eğer, ben de bir beyefendiyim, üstelik de en azından sizin kadar. Ve özellikle sizden benimle böyle konuşmanızı beklerim. Fakat ben, sizin deyişinizle elle- rimin ve dizlerimin üstünde sürünürken, siz burada ra- hatça oturup dinleyebildiğiniz için kendinizi ayrıcalıklı sanıyorsanız eğer, o zaman size eski bir hukuki özdeyişi anımsatmak isterim: Kuşku altında olan için hareket, hareketsizlikten iyidir, çünkü hareketsiz duran, kendisi de bilmeksizin, hep bir terazinin kefesinde olabilir ve gü- nahlarıyla tartılabilir." K. bir şey söylemedi, sadece göz- lerini hareket ettirmeksizin bu kafası karışık insana hayretle baktı. Şu son bir saat içersinde bile ne kadar çok değişiklik geçirmişti! Onu böylesine altüst eden ve dostuyla düşmanını ayıramayacak hale getiren, davası mıydı?