Sıradanlığa gelince, birkaç ahmağa sizin hoş bir insan olduğunuzu söy- letse de, insani yetileri değerlendirmeye, derinlemesine ince- lemeye alışkın kişiler sizin eksiklerinizi fark ettiklerinde iti- barınızı hemen kaybedeceksiniz, çünkü sıradanlık zayıf in- sanların dayanağıdır ve zayıflar, ne yazık ki her mensubunda sadece kendi aracını gören bir toplum tarafından aşağılanır; belki de toplum bu hususta haklıdır; doğa eksikli varlıklarını ölüme mahkum eder
bizesuya düşmüş bir umuttan
dolayı mı daha çok kızılır, yoksa yapılan bir iyilikten dolayı mı daha çok minnet duyulur, bunu bilmiyorum. Dostum, söz edeceğim önemsiz görünen şeylerin benim bilgi alanıma dâhil olmasından ve bu husuları bildiğime inandığım için ağırlığımı koyabileceğimden dolayı, özellikle ne insanlara çok güvenmenizi ne sıradan tavırlar sergilemenizi ne de gay- retkeş davranmanızı istiyorum! Fazla güven saygıyı azaltır, sıradanlık küçümsenmeye mal olur, başkaları için fazla çaba harcamak bizi sömürülmeye çok elverişli kılar. Sevgili çocu- ğum, öncelikle, yaşamınız boyunca en fazla iki üç dostunuz olacağını bilin, tamamıyla onlara güveneceksiniz; bu güveni- nizi başkalarıyla paylaşmak onlara ihanet etmek olmayacak mı? Bazılarıyla diğerlerinden daha yakın bir ilişki kurarsa- nız, kendiniz hakkında fazla açık vermeyin, günün birinde onları karşınızda birer rakip ya da düşman olarak görebile- cekmişsiniz gibi ihtiyatlı olun: Yaşamın tesadüfleri bunu ge- rektiriyor. Bu yüzden, ne soğuk ne de cana çok yakın bir tutum sergileyin, bir insanın hiçbir şeyi riske atmadan yaşa- mını sürdürebileceği orta çizgiyi bulmaya çalışın.
. Babam, bir zamanlar, yanlış kavranılmış nezaketin en incitici yanlarından birinin söz vermekte aşırıya kaçmak olduğunu fark etmişti. Sizden yapamayacağınız bir şey talep edildiğin- de, bunu hiçbir umuda yer bırakmayacak şekilde kesinlikle reddedin;
Ruh, yaşanan bu tür sahnelerin keyiflerini hiçbir çözümleme yapmadan çıkarır; ama bu görüntüler, daha sonraları çalkantılı bir yaşamın karanlık fonunda büyük bir şiddetle belirir, birbir- leriyle ilişkilendirilmiş düşüncelerde, kaybolmuş mutlulukların anısında eriyip gitmiş pişmanlıklarda bütünleşmiş bir halde , tıpkı elmas gibi parıldarlar
çünkü ruh hastaları hevesleri, içgüdüleri olan ve tıpkı topraklarını genişletmeyi hedefleyen bir mülk sahibi gibi egemenlikleri altındaki alanı büyütmeyi isteyen yaratıklar gibidir.