Ancak Block'da, en azından K.'ya karşı, onur duygusu vardı, çünkü yumruklarını sallayarak onun üzerine yürüdü ve Avukat'ın yakınında cesaret edebileceği kadar yüksek sesle bağırdı: "Benimle böyle konuşmaya hakkı- nız yok. Bana neden hakaret ediyorsunuz? Üstelik de burada, sayın Avukat'ın önünde, yani ikimizin de sırf acındığımız için kabul edildiğimiz yerde! Siz benden da- ha iyi bir insan değilsiniz, çünkü siz de dava edildiniz ve sizin de bir davanız var. Ama buna karşın hâlâ bir beye- fendiyseniz eğer, ben de bir beyefendiyim, üstelik de en azından sizin kadar. Ve özellikle sizden benimle böyle konuşmanızı beklerim. Fakat ben, sizin deyişinizle elle- rimin ve dizlerimin üstünde sürünürken, siz burada ra- hatça oturup dinleyebildiğiniz için kendinizi ayrıcalıklı sanıyorsanız eğer, o zaman size eski bir hukuki özdeyişi anımsatmak isterim: Kuşku altında olan için hareket, hareketsizlikten iyidir, çünkü hareketsiz duran, kendisi de bilmeksizin, hep bir terazinin kefesinde olabilir ve gü- nahlarıyla tartılabilir." K. bir şey söylemedi, sadece göz- lerini hareket ettirmeksizin bu kafası karışık insana hayretle baktı. Şu son bir saat içersinde bile ne kadar çok değişiklik geçirmişti! Onu böylesine altüst eden ve dostuyla düşmanını ayıramayacak hale getiren, davası mıydı?