İslâmlık çağındaki Türklerin, İslâmlığı, Türklüklerini unutarak benimsemelerindeki trajediyi bir yana bıraka-rak, Batı medeniyetine girerken kapıldığımız tesirlere kısa bir göz atalım: Önce parlamentarizm hastalığı.... Fransa'yı gören, gözleri kamaşan aydınlarımız Fransa'daki parlaklığın parlamentodan geldiğini görerek veya sanarak bizde de aynı usul uygulanırsa her güçlüğün çözülece-ğine inandılar. Fransa'da tek millet, Osmanlı İmparator-luğu'nda birçok millet olduğunu düşünemediler. Bir Osmanlı parlamentosunda Türklerin azınlıkta kalacağını, başkalarının söz sahibi olacağını tarihî safiyetleriyle idrak edemediler. 1908 Meşrutiyetinde "hürriyet, müsavat, uhuvvet" prensipleri ortaya çıktı. Uhuvvet yani kardeşlik Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bütün unsurların kardeş olmasıydı. İmparatorluk milletleri sarmaş dolaş olurken buna ciddî olarak inananlar yalnız saf Türklerdi. Silahları Türk kanına bulanmış komitacı Balkanlıların ve Osmanlı devletini yıkmak için daha o zamandan beri İngilizlerle anlaşmış Arapların böyle bir şeye inanmayacakları belliydi. Cumhuriyetten sonra dış siyaset manevraları dolayı-sıyla ortaya çıkan Türk-Rus dostluğu da, gerçek komü-nist olanlar dışında, bir hayli aydını tesiri altında bıraktı. Bunlar mazinin artık unutulduğuna, yeni bir çağın başla-dığına, Batı emperyalizmine karşı Ruslarla dostluğun zarurî olduğuna, Rusların Türkiye aleyhinde artık kötü niyetleri kalmadığına inandılar. Rusya, Boğazlar'da üs Doğu Türkiye'den toprak isteyinceye kadar tatlı uykula-rından uyanmadılar.
Sayfa 58 - Ötüken, 15 Mayıs 1964·Kitabı okuyor
Sehpanın altında sırtüstü durmuş, bize gülümseyen, ufak, plastik bir itfaiyeci görüyorum. Evde Charlie'den geriye kalan her şeyi kafamda canlandırmaya başlıyorum. Charlie'nin evvelsi akşamdan yarısı duran ve hâlâ buzdolabında bekleyen sütü. Onu kim atacak? Evin girişinde Charlie'nin minnacık ayakkabıları hâlâ benimkilerin yanında. Montu hâlâ askılıkta. Evde izini bulamayacağın hiçbir yer yoktu ki. Aynı anda hem sonsuza dek aramızda hem de sonsuza dek kaybetmiştik onu.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mesud Barzani ve Celal Talabani ile bizzat ilişki kurması, onları Ankara'ya çağırarak konuşması, Cengiz Çandar gibi gazetecileri Kürt sorununda aktif bir şekilde değerlendirmesi, Ortadoğu'nun bugünkü siyasi durumunu yirmi yıl önceden görmesi, özellikle hayatının son döneminde 'Kürt sorununu mutlaka çözeceğim' iradesini ortaya koyması onu tarihimizin misyon sahibi liderleri arasına sokmuştur. Turgut Özal'ın 1987 şartlarında çok cesur ve ani bir kararla Mardin' den aday göstererek milletvekili seçilmesini sağladığı Nurettin Yılmaz bu konuda şunları anlatmaktadır: "Celal Talabani, sürekl i Ankara'ya gel iyordu. Haberim olduğunda milletvekili olarak onu karşıl ıyor ve ilgileniyordum. Kürt l iderlere kırm ızı pasaport alınması nda Özal'a tel kinlerim oluyordu. Bir gün bana, 'Nurettin, lrak'taki Kürtlerin bir federasyon şekl inde Türkiye'ye bağlanması iyi olur, değil m i?' demişti. Özal, Irak Kürtlerinin Türkiye'ye bir federasyonla bağlanmasının, hem Türkiye'nin Ortadoğu'daki stratejik konumunu güçlendireceğini hem de Kürtler ile Türkmenlerin dayanışmasını pekiştireceğini düşünüyordu. Aynı zamanda 'Irak Kürtleri, Saddam'ın katliamından kurtulur ve Türkiye'nin gücünü arkasında görürse, korkusuzca yaşar bölgesinde' dem işti. Ben de gülerek, Tabii, Kürt ve Kerkük petrol üne Türkiye'nin hakim olma pol itikası da yatıyor bunun arkasında, değil mi?' esprisini yapı nca tebessümle 'O kadar da olur elbet. Şunu bil ki her uzlaşma ve antlaşmada, tarafların çıkarları kaçı nılmazdır' dem işti bana, ileriyi görebilen Özal. Talaban i'ye, Özal',ın federasyonla ilgili duygularını anlattığımda, 'Bana da açıkladı bu öneriyi dedi. .. Özal çok zekidir.
Tarih
En azından Kral Lear'dan, Emma'dan ve Kayıp Zamanın İzinde'den bunu çıkarıyorum. Çünkü bu kitapları okumak duygular üzerinde ilginç bir katarakt ameliyatı yapmak gibidir; sonrasında insan daha yoğun bir şekilde görmeye başlar; dünyanın üzerindeki örtüler atılmış, daha yoğun bir yaşam bahşedilmiş gibidir.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Alıntı
Bir ârif, insanın ne kadar aciz olduğunu anlatmak için; “Gönlümde günâh işlemeye istek var / Dildeyse gezer tövbe ve istiğfar.”
Kitap Alıntısı
Yaptığı işlerin uğursuzluğu ve inkârının kötülüğü, gönüle giden tövbe kapısını kapatmıştı.
1000Kitap