İçinde kopan fırtınaları yüzündeki acı dolu gülüşler bastırmak zorundadır.O yüzden güzel gülen insanlar,çok acı gizler içinde.İçin acı dolu,gülüşün çok güzel..
Bir tokat yemiş gibiydim. Beylik bir söz bu. Tokat yemişe dönmek. Evet ama, bu bildiğimiz, beylik tokatlardan değildi. Çok yersiz, çok akla gelmedik bir tokattı. Diyelim ki bir arkadaşınıza nasılsın dediniz ya da sokakta bir adama yol sordunuz. Beklediğiniz basit bir yanıttır. Ya 'iyiyim' diyecektir karşınızdaki ya da sorduğunuz yolu anlatacaktır. Peki, ya bunları yapacağına güm diye bir yumruk sallarsa? Siz bir sorunun yanıtını beklerken yüzünüze bir tokat inerse? Böyle bir şeydi işte.
'Kaç yaşındasınız?' diye sordu.'Otuz iki .' dedim.'O halde hiç robotsuz bir dünyada yaşamamışsınızdır. Bir zamanlar insanlık, evreni tek başına göğüslerdi. Kimsesi yoktu. Şimdiyse yardım edecek yaratıklar var ; kendisinden daha güçlü ,daha inançlı , daha kullanışlı , kendisine sadık yaratıklar. İnsanlık artık yalnız değil. Hiç bu açıdan baktınız mı?'
"Robotbilimin Birinci Kanunu'nu biliyorsunuzdur herhalde," dedi.İkiside kafa salladı. "Tabii ki," dedi Bogert. İyice sinilenmişti. "Robotlar, insanalra zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.""Ne güzel söyledin," diye dalga geçti Calvin. "Ama zarar derken neyi kasdediyorsun?""Yani... Herhangi bir zarar işte.""Aynen öyle! Herhangi bir zarar! Peki ya kalp kırmak? Birinin egosunu ayaklar altına almak? Hayallerini suya düşürmek? Bunlar da zarar tanımına girer mi?"Lanning kaşlarını çattı. "Robitlar ne anlar..." Sonra birden sesini kesti."Nihayet anladın, değil mi? Bu robot zihin okuyabiliyor. Zihinsel zararın ne demek olduğunu gayet iyi biliyor. Bir soru sorunca, tam olarak duymak istediğimiz şeyi söylemeyecek de ne yapacak? Diğer bütün cevaplar kalbimizi kırmaz mı? Ve Herbie de bunun farkında değil mi?""Vay canına!" Diye homurdandı Bogert.