Kitabımız, Oğuz Atay'dan ''Tutunamayanlar''.
Kitap, Turgut Özben'in fakülteden arkadaşı Selim Işık'ın intihar edip ölmesi sonucu, Turgut Özben'in ''düşünmeye'' başlamasıyla başlıyor. Selim'i yaşayan bir karakter olarak kitapta okuyamasak bile her satırda Selim ile karşılaşıyoruz.
Turgut, arkadaşının ölümüyle sorgulamaya, düşünmeye ve merak etmeye başlar. Selim'i, kendini ve sonradan adlarını sıklıkla okuyacak olduğumuz, 'tutunamayanlar' grubu ve diğer 'normal' insanlar hakkında düşünüp, sorgulamaya başlar ve bu başlangıçla birlikte Turgut'un hayatı da yeni bir evreye doğru sürüklenir. Tüm bu 'düşünceler' neticesinde Selim'i merak etmeye başlar. Selim Işık kim, bu sorunun peşine düşer. Ve onun hiç tanımadığı arkadaşlarını aramaya koyulur, hepsinden Selim'i dinler. Her defasında binlerce Selim görür. Binlerce, ama binlerce birbirinin aynısı 'tutunamamış' Selim ile karşılaşır. Tüm bu arayışların sonunda, kucağında koca bir pişmanlık ile kalakalır. Aslında Selim'i tanıyabilseydi onunla aynı kişi olduğunu bilecekti ve her şey daha da farklı olacaktı. Turgut tüm bu çıkarımlar sonucunda kendini, Selim'in 'tutunamayanlarda' bıraktığı boşluğun yerine koyar. O, artık bir 'tutunamayandır' ve bunu gerçekleştirmek için son hamle olarak geride eşini, çocuklarını, işini her şeyini bırakıp gider.