4/10
·200 syf.·
2026 14. kitabı
Merhabalar, Bu sefer kitapla alakalı bir inceleme ve değerlendirme yapmaktan ziyade ilk defa Virginia Wolf okuyacaklara minik bilgilendirme ve uyarılarda bulunmak istedim. 1-Öncelikle, yazar bilinç akış tekniği ile yazıyor ve 210 sayfalık bu kitapta sadece 1 günde yaşananlardan bahsediyor. Süreç şöyle, en basit örnekle anlatıyorum, mesela yolda yürürken aklımıza bir şeyler geliyor ya, kendimizi düşünüyoruz, kafamızdan geçenler oluyor, yolda birisini görünce fikirlerimiz ona kayıyor, bilinç akışı bu. Aslında kafamızdan geçenlerin bir anlatısı. Günlük hayatımız süregelirken.. Yazar bu tekniği kullandığı ve insan kafasındaki fikirler sürekli değiştiği için, oluşturulan karakterlerin fikirleri sürekli bir devinim halinde ve anlatı bir karakterin bilincinden diğer karakterin bilincine hızlı bir şekilde geçebiliyor. 2-Dolayısıyla kitabı okurken sakin kafayla ve çok acele etmeden okumanızı tavsiye ediyorum. 3-Dili güzel, yer yer bir delinin kafasındaymış gibi hissettiğiniz ve bağlayamadığınız olaylar oluyor ama sakince okursanız farklı bir deneyim olacaktır diye düşünüyorum. 4-Son olarak karakter sayısı çok fazla. Bu karakterlerden, Clarissa Dalloway, Richard Dalloway, Peter Walsh, Sally Seuton, Hugh Whitbread, Miss Killman, Septimus Warren Smith, Lucrezia/Rezia Warren Smith ve William Bradshaw baskın olanlar. Bunlara dikkat ederseniz, okumanızda kopuşlar en aza indirgenmiş olur. İyi okumalar diliyorum. Sevgiyle kalın.
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Kırık Hayatlar Kitabı hakkında inceleme ve yorumum..
9/10
·344 syf.··
2026 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:49
Halid Ziya Uşaklıgil’in Kırık Hayatlar romanını bitirdiğimde içimde gerçekten çok tuhaf, hüzünlü bir ağırlık kaldı. Hani bazı kitaplar vardır ya, bittiğinde kapağını kapatır ve öylece duvara bakarsınız; işte bu roman benim için tam olarak öyle bir deneyim oldu. Kitabı okurken beni en çok çarpan şey, yazarın insan psikolojisini, zaaflarını ve o içsel çelişkileri ne kadar kusursuz işlediği oldu. Hikayenin merkezindeki Doktor Ömer Behiç, aslında hepimizin içindeki o "ideal insanı" temsil ediyor. İşinde başarılı, karısı Vedide ve çocuklarıyla kurduğu o sıcak, korunaklı yuvaya sadık bir adam. Dışarıdan baksanız kusursuz bir hayat. Ama Halid Ziya tam da burada devreye giriyor ve bize insanın ne kadar kırılgan bir iradesi olduğunu gösteriyor. Araya Leyla giriyor... Leyla karakteri romanda sadece bir "yasak aşk" değil bence; lüksün, parıltının, modern ama bir o kadar da yozlaşmış bir hayatın cazibesi. Ömer Behiç’in o sapasağlam görünen iradesinin, Leyla’nın rüzgarıyla nasıl adım adım un ufak olduğunu izlemek hem çok sürükleyiciydi hem de içimi acıttı. Kendime sormadan edemedim: Hangimiz hayatta "ben asla yapmam" dediğimiz zaafların kurbanı olmuyoruz ki? Hele o küçük Neyyir’ in hastalık ve ölüm süreci yok mu... Romanın o kısımlarını resmen göğsüm daralarak okudum. Yazar, Ömer Behiç’in sadakatsizliğinin cezasını sanki evlat acısıyla kesiyor gibiydi. O odadaki sessiz hıçkırıklar, çaresizlik, bir babanın vicdan azabıyla kavrulması o kadar gerçekçi aktarılmış ki, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın o günümüz Türkçesine uyarlanmış akıcı dili sayesinde karakterlerin acısını birebir kendi içimde hissettim. Romanın adı boşuna Kırık Hayatlar değilmiş. Kitabın sonunda anlıyorsunuz ki bazı hatalar geri alınsa, aileler yeniden bir araya gelse bile hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Duygu ve Düşünce
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,552 okunma
Reklam
Puan vermedi·448 syf.··
2026 82. kitabı
Yazar #dersimözel #yolunsonundakikadınlar eserinde bizlere normal ve alışıldık #polisiyekurgu dışında bir okuma serüveni sunuyor. Esere başladığınız kısım son kısımla birleşince birbirini tamamlayan bir bütüne kavuşuyor. Ruhen hep bir arayış içinde olan komiserimizin özel hayatında aldığı iş teklifi, işlenen her kadın c*nayeti ile girdiği duygu yoğunluğu her bölüm başında resmedilen görsellerle sunuluyor okuyucuya. Arka kapakta dile geldiği gibi gerçekliğin ve bilinçdışının harmanlanmasıyla bizler merakla sonu bekliyoruz karakterle ilgili. Toplumumuzda o yolun sonundaki kadınların acılarına bir nebze olsun parmak basılması, karakterin "Dünyanın hevesi neydi? Ya insanın?" sorusuyla yaşadıklarını okumak farklı bir deneyim sunuyor. Çapraz okumalarla değil de dingin bir kafayla tavsiye ederim zira karakterin psikolojik tahlilini okurken daha bir zevk duymanız bu şekilde mümkün. Reklam değil. "Gelecek geçmişi şekillendirebilecek kadar güçlüdür. Gelecek geçmişe bir mobius sarmalıyla bağlanıp onu yeni bir başlangıçla bağlayabilecek kadar güçlüdür. Yeni bir başlangıç yapıp önceki hatalardan uzak yeni bir yaşam mümkün." @kitaplardabulusanlar @dersimozel @gldn_okuyor
Yolun Sonundaki KadınlarDersim Özel · Alakarga Sanat Yayınları · 202643 okunma
Puan vermedi·98 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:26
Bir yaz gecesi rüyası okuduğum ilk tiyatro metniydi. Başta okuması zor olur diye düşünmüştüm aslında ama hiç de öyle olmadı. Kitap boyunca eğlenceli bir tempo sürdü. En güzel yanı da bunu gözümde canlandırmak oldu. Hatta bazı bölümlerde direkt sahneyi izliyormuş gibi hissettim. Benim için yeni ve güzel bir deneyim oldu. Klasiklere önyargılı olanlar için bile şans verilebilecek bir kitaptı.
Bir Yaz Gecesi RüyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,9bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 79. kitabı
Yazar #larssvendsen #sıkıntınınfelsefesi eserini yakın bir arkadaşının sıkıntıya bağlı ölümünün etkisi altında kaleme alır. Satır aralarında ünlü filozof, düşünürlerin düşüncelerine yer verirken sıkıntı problemini araştırarak tarihin belirli döneminde kim olduğumuzu ve dünyaya nasıl yerleştiğimizi anlamaya çalışma amacı gütmektedir. Sıkıntı Her şeyden önce içinde yaşadığımız bir haldir üstüne sistemli olarak kafa yorduğumuz bir şey değil. Bu kitabı bir deneme unsuru olarak nitelendirirsek, denemede dört ana başlık dikkatimizi çekmekte; İlk bölümde sıkıntı problemi yani sıkıntının çeşitli yanlarının geniş bir portresini görüyoruz bunların modernite ile olan ilişkisini inceliyoruz. İkinci bölümde ise sıkıntının tarihine göz atacağız merkezi tez, romantizmin fikirler tarihi düzleminde modern sıkıntıyı anlamak bakımından temel arka planı oluşturduğuna şahit oluyoruz. Üçüncü bölümde ise sıkıntının fenomenolojik çözümlemelerine odaklanılacak. Dördüncü olan son bölümde ise sıkıntı ahlakı üzerine. SIkıntı karşısında hangi tutumları takınmanın ve hangilerini takınmamanın uygun olduğunu araştıracağız. Altını çizerek ve zamana yayarak okunan, farklı ve keyifli bir deneyim oldu benim için. Sırada özgürlüğün felsefesi var, hadi başlayalım. Reklam değil. @kairoskitap "Yaşamın sorunlarını ortadan kaldıracak şekilde nasıl yaşamalı? Bir kez daha, bunun için evrensel bir reçete yoktur. Ve sorunlu olmayan bir hayat sürmek nasıl mümkün olabilir? Önemli olan sorunlar için değil de sefil olmadan sorunlarla birlikte yaşanabilecek bir perspektif bulmaktır."
Sıkıntının FelsefesiLars Svendsen · Kairos Kitap · 202679 okunma
Ah bu yalnızlık…
Puan vermedi·152 syf.··
2026 28. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:05
Sanki yaşlı bir dostunuzla oturup hayat üzerine sohbet ediyormuş gibi hissediyorsunuz. Kitapta yazar, eşini kaybettikten sonra yaşadığı yalnızlığı anlatıyor. Ancak bunu yaparken sürekli hüzünlü ve karamsar bir hava yaratmıyor. Aksine, yaşadığı acıları yer yer mizahla süsleyerek okura aktarıyor. Kitabın en hoşuma giden yanı, yalnızlık gibi ağır bir konuyu oldukça samimi bir şekilde ele alması oldu. Fournier, günlük hayatında karşılaştığı küçük ayrıntılar üzerinden yalnızlığını anlatıyor. Boş bir ev, sessiz geçen günler ya da çalmayan bir telefon gibi sıradan görünen şeyler, aslında insanın içini burkan duygulara dönüşüyor. Bu nedenle kitabı okurken zaman zaman kendi hayatınızı ve ilişkilerinizi de düşünmeye başlıyorsunuz. Yazarın dili oldukça sade ve akıcı. Kitap boyunca uzun ve karmaşık anlatımlarla karşılaşmıyorsunuz. Bu da kitabın kolay okunmasını sağlıyor. Bazı bölümlerde gülümserken, bazı bölümlerde ise hüzünleniyorsunuz. Özellikle yazarın kendisiyle dalga geçebilen tavrı, kitabı daha sıcak ve etkileyici hale getiriyor. Bence kitabın vermek istediği en önemli mesajlardan biri, yalnızlığın sadece yaşlı insanların sorunu olmadığıdır. İnsan bazen kalabalıklar içinde de kendini yalnız hissedebilir. Fournier de bunu oldukça başarılı bir şekilde anlatıyor. Bu yüzden kitap sadece yaşlılık üzerine değil, insanın hayat boyunca yaşayabileceği duygular üzerine de düşündürüyor. Genel olarak Tek Yalnız Ben Değilim, kısa ama etkisi uzun süren bir kitap. Okurken hem gülümseten hem de düşündüren bir yapısı var. Eğer hayatın içinden gelen samimi hikâyeleri, insan psikolojisini ve biraz da kara mizahı seviyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Kitabı bitirdiğinizde, yalnızlığın bazen kaçınılmaz olduğunu ama onunla yaşamanın da mümkün olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Ayrıca
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258,1bin okunma
Reklam
Reklam