Bana öyle geliyor ki biz bütün rengimizi sevgiden ve sevgisizlikten alıyoruz.
Çırpınıp içinde durduğum dünya. İsmi çok güzel değil mi? Hiç okumadığım bir yazardan da olsaydı okurdum ki sırf bu yüzden. Bundan öncede bir denemesini okumuştum Şükrü Erbaş’ın, tahmin edersiniz ki bu kitabın ismi kadar güzel. İnsanın acısını insan alır. Yavaş okudum bitmesin diye, bitti:)
Yazar öyle hayattan konular seçiyor ki iyisine kötüsüne aşinayım hepsine. Ruhuma dokunuyor her satırında ve diyorum ki “ Evet ya bu işte, anlatmaya çalışıpta dile dökemediğim bu, böyle hissediyorum böyle görüyorum böyle tasvir ediyorum”
Beni alıp götüren dakikalarca düşündüren sık sık karşılaşacağınız keder, hüzün, yalnızlık ve sevmek.
Sevmek ne büyük eylem. Sonu şöyle bitiyor”Bir gün, sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan”dedim. O günden sonra kusurlarımı sevmeyi öğrendim.
Önce kendimizi sonra insana dair her şeyi sevmek dileğiyle sevgili okur:))