"Eski bir rüyânın peşinde, yitirdiğim deniz kabuklarını arıyorum..."
Gelsen ya. Güzel buralar… Hem sana bütün olmayı öğretirim. Göğsünde kaybolurum hüzünlendiğim dakikalarda, çünkü senin omuzlarında ağlamanın deniz manzarası var… Cemal Süreya
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uzun süre direnmiş, çok şey taşımış ama artık dinlenmeye ihtiyaç duyan bir iç dünya.
Renkleriyle, dinginliğiyle, hafif hafif esintisiyle öyle güzel bir vakit ki akşamüstü; yüzyıl sürsün istiyorum.
Küçüğüm
Korkuyor musun küçüğüm? Korkun nedir küçüğüm.... bir rüzgarın tenine dokunup hoşnut olduğun, bir kasırgada sığınıp kaçtığın dünya mıdır hayat. Yalınayak kaldın mi sen ? Ayakkabısız demiyorum. Yüreğinden..... Kuşun yaralı kamadını sardın mı hiç küçüğüm? Uçmak isteyipte uçamayan, hayatta kalmak için mücadele eden, son çırpınışına kadar direnen. Uçmak böyle bir şeydir. Göğün mavisine mı aşık sanıyorsun kanat çırpışındaki özlemi. Bir sevda vardır gökyüzünde... önce cilve yaparsın sonra gönlünü bırakırsın deniz suyunun kayalara çarpması gibi. Sen bir kuşun uçarken ki özgürlüğünü, biraz sonra bir avcının sapanı gelecek diye endişeyle uctuğunu mu zannediyorsun. Rüzgardan alır süruklenişini, sevgiden alır özgürlüğünü, gökyüzünden alır sabrını. Şairlere bakma küçüğüm. Onlar hep maviyle aldatır. Beyazla saflaştırır, deniz ile romantikleştirir. Benim rengimin ne olduğunu sorma, bilmelisin. Rengim sen, göğüm sen, rüzgarım sen. Senden sonraki her şey bir varsayımdan ibaret. Yattığın yatak, güzel kokulu saçlarını koyduğun yastık, gördüğün rüya... bir bahanedir sende. Göğsüne koyduğun elin, güzel gözlerinde dökülen yaşlar, hayalini kurduğun ben Ve ya Bunların var olduğunu ve seni sarıp sarmaladığımı hissettiğin an, içindeki huzurlu, mutluluğu, neşeyi.... işte bunlar benden saçlarında bıraktığım buselerin her birinin sendeki gerçeklik tutkusu. Uzandığın yatak mı huzur veriyor yoksa.... Gerçek dedikleri lüks bir villa, koca bir havuz, seninle gelecek olan bir parça dua. Geri kalanı bir başkası yaşayacak ve sen bir dua ile uğurlanacaksın. Evet küçüğüm. Kalbime öpucüğü bırakıp, "senden gitmek istemiyorum" diye haykırışın.... Işte bu da benim mezarım. SouL
Edebiyat
Ve emirler, düşmanın ateşi, çamur ve suyun derinliği ile siperlerin ayaklarını koruyan sayısız tahta bariyerlere rağmen muhteşem bir şekilde yerine getirilmişti; saldırı birlikleri cesurca ileriye atıldılar ve Trocadero’dan onları ayıran çamurlu suyla dolu hendeklere ve deniz koluna tereddüt etmeden daldılar. Carignano Prensi'nin, saldırıya ilk katılanlar arasında yer alma heyecanı o kadar büyüktü ki, orada bir çizmesini bile kaybetmişti. Ve yanında bir grenadier de öldürülmüştü; “Dostlar,” dedi askerlere, “işte intikamını almamız gereken kardeşlerimizden biri.” Hatta, kendisi de ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı; onu kurtarmak için giysilerinden tutup yere deviren bir topçuya, “Yerimi işgal ediyorsun, dostum,” diye çıkışmıştı prens ve “Benim yerim, şan ve tehlikenin olduğu her yerdir,” diye eklemişti. Sonrasında, bir bayrak direğini kullanarak yokuşu tırmanıp tekrar saldırıya katıldı.
Alıntı