Tanımadığı annesi hakkında bildiği bir şey daha vardı. Ona patlayan kentlerden, duvarlardan söz etse, kılı kıpırdamazdı. Çim bahçesinin, otoparkınin, komşularıyla sohbet ettiği çardağın, oturduğu apartmandan da yüksek duvarlarla çevrileceğini bir an dahi aklından geçirmezdi. Ona inanmayacağını biliyordu. Kim inanırdı ki? Hele annesi. Inanç, çocuğuna karşı beslediği bir duygu değildi. Düşüncesini doğrulayacak bir anı voksa da belleğinde, geçmişiyle ilgili değişmez bir bilgiydi bu. Elbet te bir annenin çocuğuna duyduğu sevgiden yoksun değildi, anneler cocuklarını severdi, aksini düsünecek bir sey de bilmiyordu hakkında.