"İnsanın kaybedecek bir şeyi olmayınca, yaşam o kadar güç değildir."
"Ne demek istiyorsun?"
"Hiç. Bir zamanlar öylesine büyük görünen engellerin, şimdi ne kadar küçük olduklarını düşünüyordum."
“Ah sevgilim, öylesine tutuldum ki sana, sen olayım istiyorum.”
“Hepsi aptal ve aptallıklarından savaşıyorlar.”
Merhaba sevgili kitap dostlarım️ Bugün sizlere @bilgiyayinevi tarafından edebiyatımıza kazandırılan ünlü yazar Ernest Hemingway’in yine ünlü bir eseri olan Silahlara Veda kitabından bahsetmek için geldim. Yazardan okuduğum ilk eser ve son eser olmayacağına da eminim. Kitabı yorumlamanın haddim olmadığını düşünüyor ve sadece konusu ve hissettirdiklerini size aktarmak istiyorum. 1. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında orduya gönüllü olarak katılan Amerikalı teğmen Frederic Henry, savaştan yaralı olarak kurtulan askerleri hastanelere sevk etme görevini üstlenir. Sonrasında ise yaralanması sonucu tedavi için Milano’ya gider. Aradığı aşkı bulması ama bir yandan savaşın göbeğinde kalması... Bu ikilem ile bir süre daha yaşar ama sonrasında çözümü yine kaçmakta bulur, tabi onu nasıl bir sonun beklediğini bilmeden. Masum bir aşkın, tam tersi masum olmayan bir savaşın arasında kalışını okuyoruz eserde. Akıcı diyalogları ve çok güzel betimlemeleri ile yazar bu hikayeyi pekiştiriyor. Çok sade, yalın ve akıcı bir anlatım mevcut, bu da kalınlığı ile ters orantılı olarak eseri hemen bitirmenizi sağlıyor. Aşkın yanında aslında verilen esas fikrin savaşın bitmesi yani silahlara veda olması ama eserin yazılmasının üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen hala dünyada savaşın devam etmesi de ironik gerçekten. Kısacası sade, akıcı ve aşk ve savaş dolu bir eser. Özellikle @bilgiyayinevi bu basımında yazarın el yazısı notlarına ve değiştirilen bazı sonlara yer vermesi de çok güzeldi. Özellikle