Böylece Derda, zevk ve acıyı, insanların birbirlerine sırayla verdiklerini öğrendi. Önce çocuklar ebeveynlerine sonra ebeveynler onlara, önce geçmiş geleceğe sonra gelecek geçmişe, önce doğa insana sonra insan... Önce ölüler hayattakilere sonra hayattakiler... Sırayla... Birbirlerine... Acı ve zevk verip... Sonsuza kadar... Mutlu... Dolce vita, amına koyayım!
İlim öğrenmek ile niyetin sadece alimlerden öğrendiğini nakletmek değil, hidayeti bulmak ise seni müjdelerim. Çünkü bu niyetle ilim yolunda bulunduğun müddetçe melekler geçtiğin yollara rahmet kanatlarını yayarlar. Denizdeki balıklar, Allah'tan (c.c) senin için mağfiret dilerler.
Ebü'd-Derdâ'dan (r.a) rivayet edilen hadis-i şerifte Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilim öğrenmek için evinden çıkarsa, Allah ona cennetin yolunu açar. Melekler, geçtiği yollara rahmet kanatlarını yayar. Denizdeki balıklara varıncaya kadar yeryüzü ve gökyüzünde bulunan her şey onun için mağfiret diler..."
Yukarıdaki haberi rivayet eden râvî şöyle anlatır:
"Ben Ebu Derda'ya (ra) 'Bana bu saydığın sıfattan daha tesir edecek bir sıfat işitmedim. Ben bu sıfatı nasıl elde ederim?' diye sorunca şöyle dedi:
'Seninle bu sıfatın enginliği arasında sadece dünyaya buğzetme engeli vardır. Zira sen dünyaya buğzettiğin zaman ahiret sevgisine yönelmiş olursun. Dünyadaki zühdün, ahirete olan sevginin oranında olur. Bu seviyenle de sana fayda veren şeyleri basiretle görebilirsin. Allah (cc), bir kulun talebinin güzel olduğunu bildiği zaman ona doğruluk yolunu açar ve onu korur. Ey yeğenim! Şunu bil ki Allah (cc) bu durumu, indirmiş olduğu kitabında şöyle beyan eder:
إِنَّ اللَّهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَوْا وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ
'Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir."167
Ebu Derda (ra) şöyle demiştir: "Şunu bilin ki Allah'ın (cc) 'abdal' denilen kulları vardır ki onlar peygamberlerin halefleri ve yeryüzünün sağlam kazıklarıdır. Nübüvvet sona erince Allah (cc) peygamberlerin yerine, Muhammed'in (sav) ümmeti arasından bir kavmi vazifeli kıldı. Onlar insanlara karşı çok oruç tutmakla, fazla namaz kılmakla veya dış görünüşlerinin güzelliği ile üstün olmadılar. Onlar hakiki takvaları, güzel niyetleri, Miislümanların tümüne karşı temiz gönülleri, Allah rızası için Müslümanlara korkmadan sabırla nasihat etmeleri, zillete düşmeden tevazu göstermeleri ile üstünlük sağladılar. Onlar, Allah'ın (cc) seçtiği, kendi. rızasını kazanmaya adadığı has kullarıdır. Onlar kırk sıddıktan, otuz da erkekten oluşur. Onların kalpleri Rahman'ın dostu olan Hz. İbrahim'in kalbinin yakini ne benzerdir. Allah (cc) onlardan birinin yerine başka birini yaratmadıkça o kişi ölmez.
Bu mesele "Kibrin Ilimle Tedavi Yöntemleri" bahsinde gelecektir. Bu şekildeki hakiki ilim; korkuyu, tevazuyu ve huşuyu artırır. Bütün insanları kendisinden daha hayırlı görmesini gerektirir. Çünkü ilim sebebiyle Allah Teâlânın (cc) onun aleyhindeki hücceti daha büyük, ilim nimetinin şükrünü eda etmekteki kendi kusuru ise daha çok olacaktır. Bu bağlamda Ebu Derda (ra) şöyle demiştir:
"İlmi artanın ağrısı da artar."
Hakikat tam da onun dediği gibidir.