derdiderun

Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri kuddise sırruhunun Mesnevisinde öğreti niteliğinde şu şerh yapılır: "Firavun Nil nehrine 'Ters ak!' dediğinde Nil nehri ters akıyordu. Sen de o güç olsa senin ilahlık taslamayacağın ne malum? Kişiye küçük bir mevki veya küçük bir maneviyat verdikleri gibi, o kişide kendi imkan ve gücü nispetinde firavunluğu görmez misin? Sen içindeki firavunu gelinlik kız gibi bin bir naz ve zahmet ile besleyip büyütmektesin; bir yandan ise dışarıda firavunlarla savaşma iddiasındasın ki akıl senden ne kadar uzak. Sen önce içindeki firavunun kellesini vur ki dışarıdaki firavunlar sana teslim olsun."
Minhacüs Seni
Din
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hasan-ı Basri'nin (rah.a) Takva Dersi
Bir gün Hasan-ı Basri kuddise sirruhu talebeleriyle birlikte oturuyordu. Sohbet sırasında bir kimse ona gelerek şöyle sordu: "Ey Hasan! İnsanların kalpleri neden bu kadar katılaştı? Neden nasihatler artık eskisi gibi tesir etmiyor?" Hasan-ı Basri Hazretleri bir müddet sustu. Ardından başını kaldırarak şöyle dedi: "Çünkü kalpleriniz dünyaya aşırı bağlandı, takva ise kalplerinizden uzaklaştı. Takva kalpte bulunursa insanın dili de, gözü de, eli de ona göre hareket eder."
Minhacüs Seni
Din
Müridlerden biri, şeyhi Ebû Osman el-Mağribi'ye [kuddise sırruhû], "Bazı vakitlerde kalbim gafil iken dilim zikrediyor ve Kur'an okuyor; bu nasıldır?" diye sorunca, Ebû Osman el-Mağribí [kuddise sırruhâ], " Azalarından birini zikirde kullandırdığı, onu zikre alıştırdığı, şerde kullandırmadığı ve fuzulî şeylere alıştırmadığı için Allah'a şükret" demiştir. Bu noktada şeytanın aldatması vardır. Sana "Kalp hazır olmadıktan sonra, dil ile zikir hürmetsizlik olur. O halde dil ile de zikretme!" der. İnsanlar şeytana cevap vermekte üç kısma ayrılırlar: Biri, makbul olanıdır ve, "Doğru söylüyorsun! Seni kahretmek için kalbimi de hazır hale getirmeliyim!" der. Bu davranış şeytanın yarasına tuz basmaktır. Bir diğeri zalim olup "Doğru! Dilin kımıldamasından bir fayda gelmez!" der ve susup öylece durur, akıllılık yaptığını zanneder. Hakikatte ise şeytanın sevdiği işi yerine getirmiş olur. Üçüncüsü ise ortada olup "Kalbim hazır olmasa da dil ile zikretmek susmaktan iyidir!" der. Muhakkak ki kalbin de zikretmesi daha iyi olanıdır. Nitekim padişahlık sarraflıktan, sarraflık da çöpçülükten iyidir. Padişah olmayan birinin, sarraflığı da bırakıp çöpçülük yapması yakışmaz.
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Din
Meclis adabı
Bir muallimin yanında veya bir ilmî toplantıda oturduğunuzda yaklaşınız, bazınız bazınızın arkasında olarak oturun, cahiliye insanlarının oturduğu gibi dağınık oturmayın. (Ramuz El-ehadis: 530) ___ Bir şeyi öğreten kimsenin veya âlimlerin yanında oturduğunuzda, onlara sevgi ve onlardan faydalanmak üzere olun. Kur'an öğretimi veya zikir meclisi veya hutbe veya bunlara benzer şeyler meclisinde onlara yaklaşınız ki, ondan bereket alasınız. Ariflerin bazısı dedi ki: Alimlerle beraber olmak sana sevabı sevdirir. Büyüklerle beraber oturmak yaratanın değer verdiği kimseye seni ilgili kılar. Dendi ki, dünya ehli kendi hevalarından bahsettiklerinde, sen onların ellerinde olana kıymet vermekten gayretini yüce tut ve dünyanın değersizliği ve âhiretin yanında kitap ve sünneti ebediyet evini tazim ve dünya ecrini de mülk sahiplerini küçülterek onlarla konuş. Adalet ehli veya âlimlerle bulununca, edebi koruyarak bulun. Sahih ve meşhur rivâyetler onlara karşı insaflı olmayı, onlara üstünlük göstermek üzere dil ile mücadele etmemeyi bildiriyor. Bu oturumlarda bazınız bazınızın arkasında olun ki birlik ve bereket olsun. Cahiliye ehlinin oturması gibi dağınık oturmayın ki, kalpleriniz birbirinden ayrılmasın ve ilim meclislerinden yön dönenlere benzemeyin. (Levamiu'l-ukul)
Din