“Bir müze yapıyorum da...”
“Onu sormuyorum. Bunları niye istiyorsun, onu soruyorum.
Kendi kendine eşya toplayan, bunları bir köşede biriktiren her takıntılı kişinin arkasında bir kalp kırıklığı, derin bir dert, açıklanması zor bir ruhsal yara olduğu anlamına geliyordu bu soru. Benim derdim neydi? Sevdiğim biri ölmüştü de, cenazesinde yakama resmini takamadığım için mi dertliydim? Yoksa, tıpkı bu soruyu soranınki gibi derin derdim hiç ifade edilemeyecek, utanç verici bir şey miydi?”