Kendi ağrısını dindiremeyen bir fizyoterapistim:)
Dert benim. Deva da benim. Başkalarının derdine deva olabilmeyi başarabilirken kendi derdime iyice dert oluyorum. Neyim ben?
Alıntı
Kimsesizlerin kimsesi her zaman sensin! Benimse iki cihanda da senden başka kimsem yok! Şu elem ve kederlerin pençesinde kıvranana bir bak! Derdime deva ol, çünkü çok bedbahtım! İsyan ve hatalarım yüzünden hayatımı ziyan ettim, doğru; fakat tövbeler ettim, şefaat eyle Rabbin katında bana! Allah'ın apansız yakalayıvermesinden eminler mi? uyarısını okuyunca korkuyorsam da, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! müjdesini okuyunca da umutlanıyorum. Bana şefaat edeceğin ana kadar, gece gündüz gam ve kederle boğuşacağım! Tarafından en ufak bir şefaat gelse, benim günahlarım sevaba dönüşür!
Sayfa 47 - sufi kitap, dokuzuncu baskı, nisan 2021
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Muhibbî’nin elyazması güzel bir divan nüshasını görmek isterseniz Fatih’te Millet Kütüphanesi’ne gidiniz, orada Ali Emirî Efendi’nin vakfettiği kitaplar arasındadır. Yazı o devrin ünlü din bilgini Ebussuud Efendi’nindir. Üstündeki tuğra da Sultan Süleyman’ın eliyle çekilmiştir. Biz elimizdeki matbu nüshayı açalım, ilk şiir bir “münacat”: Zikr-i bismillahirrahmanirrahim Aşikâre gizlüye sensin alim Derdmendim, derdime eyle deva Ki kamu hastalara sensin hekim Hamdilillah kim Muhammed ümmeti Eyledin bû bendeni ya Kerim Son nefeste sakla imanım benim Bulmaya yol ana şeytan-ı racim Mustafa’nın hürmetine ya İlah Sen müyesser eyle cennat-ı naim.
Sultan Süleyman Doğan Kitap
Çoğu zaman hepimiz...
Derdime bir deva aramalıydım elbette. Ama tedaviye muhtaç bir tuhaflık olduğunu kabul etmiyordum. İçimden, zamanla düzelir, demeyi tercih ediyordum. Ve oyalanacak işler bulmayı.
Sayfa 117 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
aşksız roman mı olur
Derenin kenarına çöküyorum. Dede Korkutda bir tabir var: Böğür, böğür. Ben, işte böğür böğür ağlamak istiyorum. Nereye gideyim? Benim yerim neresidir? Kimlere doğru varayım? Beni kimler anlar? Kimler derdime deva bulur? Beni bu illetten, beni bu gurbetten kim kurtarabilir? Hangi kardeş? Hangi hemşire? Hangi can yoldaşı? Hey, ana toprak, ne kadar merhametsiz, ne kadar katısın? Benim ıstırabıma ne kadar yabancısın? Ben senin üvey evladın mıyım? Yoksa sen mi benim üvey anamsın? Eğer, ben senin üvey evladın isem bu kolu kimin yoluna feda ettim? Niçin şu anda, bu genç yaşımda bir derenin kenarında bir insan viranesiyim?
ahh o aydın yalnızlığı
Derenin kenarına çöküyorum. Dede Korkutda bir tabir var: Böğür, böğür. Ben, işte böğür böğür ağlamak istiyorum. Nereye gideyim? Benim yerim neresidir? Kimlere doğru varayım? Beni kimler anlar? Kimler derdime deva bulur? Beni bu illetten, beni bu gurbetten kim kurtarabilir? Hangi kardeş? Hangi hemşire? Hangi can yoldaşı? Hey, ana toprak, ne kadar merhametsiz, ne kadar katısın? Benim ıstırabıma ne kadar yabancısın? Ben senin üvey evladın mıyım? Yoksa sen mi benim üvey anamsın? Eğer, ben senin üvey evladın isem bu kolu kimin yoluna feda ettim? Niçin şu anda, bu genç yaşımda bir derenin kenarında bir insan viranesiyim?