10/10
·284 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:46
Merhaba kitap sever dostlarım Yazarın okuduğum ilk kitabı ama sanırım kırmızı ritüel kitabını da okumam gerekecek çünkü bir hemşire olarak sahneleri canlandırmam o kan kokusunu hissedilmek benim için ayrıcalıktı. Bazı kitaplar gibi okurken sadece hikâyeyi takip etmezsiniz; o atmosferin içine çekilirsiniz. Ben de bu kitabı okurken tam olarak bunu hissettim. Sayfaları çevirdikçe gerilim arttı, bazı sahnelerde “bu nasıl bir kurgu?” diye düşünmeden edemedim. Hikâyemiz adli tıp uzmanı Soner ve Savcı Volkan’ın, Kara Dere Köyü’nde işlenen korkunç bir cinayet vakasıyla karşılaşmasıyla başlıyor. Fakat bu, sıradan bir cinayet değil… Kurbanın beş duyusunun hedef alınması ve olay yerindeki gizemli izler, onları çok daha karanlık bir sırrın içine sürüklüyor. Kitabı okurken en çok hissettiğim şeylerden biri, geçmişin ve yaşananların insan hayatında nasıl izler bırakabileceğiydi. İnsan bazen yaptıklarının, söylediklerinin ya da yaşattıklarının bir şekilde karşılığını alıyor. “Ne ekersen onu biçersin” sözü bu hikâyede çok daha acı ve ürpertici bir şekilde karşımıza çıkıyor. Soner’in mesleğinin ağırlığı, sürekli ölümle ve insanın en karanlık taraflarıyla yüzleşmesi beni ayrıca etkiledi. Her vakada biraz daha yıpranan, gördüklerini kendi içinde taşıyan bir karakter. Onun yaşadığı psikolojik yükü okumak hikâyeye ayrı bir gerçeklik katmış. Yazar yine temposunu hiç düşürmeden ilerlemiş. Her cevap yeni bir soru doğuruyor, her ipucu sizi başka bir gizemin içine çekiyor. Sonuna kadar merakla okudum ve yine beklemediğim bir finalle karşılaştım. Tabii ki belirtmek isterim; kitapta otopsi sahneleri, işkence detayları ve rahatsız edici suç unsurları bulunuyor. Bu yüzden hassas okuyucular için zorlayıcı olabilir. Gerilim, polisiye ve karanlık atmosfer sevenlerin seveceğini düşünüyorum. Benim için
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202622 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:19
Tuhaf bir okuma deneyimiydi. Bir oluru var gibi hissettim bir "olm ben ne okuyorum" dedim. Ama sonunu bağladığı yerle biraz daha toparladı ve bende bir şeyleri anlamlandırabildim. En azından şuan "olm ben ne okudum" diye düşünmek yerine "bana hitap etmedi" diye daha rahat söyleyebiliyorum. Adamla kadının dere sahnesine ve adamın sürekli onun hakkında bir şeyler düşünmesine anlam verebildim bu sonla. Bu kitaptan edindiğim fikirler olmadan da hayatımı idame ettirebilirdim dndnndmd Abi keşişin kadının yanına gelmeden öncesinde hep bu kitabı Simya'cıya benzettim durdurm, ama önden hiç bir şey hakkında net bir kanıya varmamak gerekiyor işte ;) Özün sözü Bu edebiyatta ki şansımı başka bir yazarda daha deneyeceğim
Koya Dağı KeşişiIzumi Kyoka · Tokyo Manga · 2023297 okunma
Reklam
Puan vermedi·32 syf.··
2026 71. kitabı
Merhabalar değerli kitapseverler, bugün sizlere Başak Çalışkan Kabiloğlu’nun kaleminden çıkan Özgür’ün Salıncağı adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Özgür, bir sabah köyde uyanıyor ve kızarmış ekmeğin nefis kokusu eşliğinde anneannesiyle güzel bir kahvaltı yapıyor. Bu sırada Özgür’ün köpeği Kartof, pencerenin önünde yalandığı için ona da bir parça tereyağlı ekmek veriyorlar. Kahvaltıdan sonra sürprizlerle dolu olan anneanne, torunu Özgür ile ormana gitmek için depodan kırmızı bisikleti çıkarıyor. Özgür, Kartof’un da gelmesi için anneannesinden izin isteyeceği sırada Kartof çoktan yola koyuluyor. Yola koyuldukları sırada anneanne tekrar depoya gidiyor ve elinde bir sepetle geri dönüyor. Dere kenarına geldiklerinde anneanne, bisikletin arkasındaki sepetin içinden bir ip ve tahta çıkarıp Özgür’e, “Bunlarla sana salıncak yapacağım,” diyor. Salıncak yapılacağını duyan Özgür sevinçten yerinde duramıyor. Anneanne ve torun, salıncak yapmak için uygun bir ağaç arayışına giriyorlar. Ancak erik, kestane, çınar gibi çeşitli ağaçlar salıncak yapılması için izin vermiyor. Sonra neler mi oldu? Sonrası kitapta. Anneanne ve Özgür salıncak yapmak için uygun bir ağaç bulabilecekler mi? Bu sorunun cevabı ise kitabın içinde saklı. Kitapta yazarımız; hayal gücü, sabır, çevreye duyarlılık, emek ve doğayla dost olmak gibi birçok değerli temayı ele almış. Haydi minikler, sizleri bu tatlı kitabı okumaya davet ediyorum. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Özgür'ün SalıncağıBaşak Çalışkan Kabiloğlu · Bilim ve Sanat Yayınları · 20241 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kayıp Diyarlar Atlası: Rüya Kapanı Öyle bir kitap okudum ki içinde tarih var, macera var, masal var, ama hepsinden önemlisi yine çok sevdiğim Kaan Murat Yanık kalemi var. Daha ne olsun. Değerli yazarımız, müstear adı kullanıp Denizhan Yakupoğlu olarak karşımıza çıkıyor. Kayıp Diyarlar Atlası üç kitaplık bir seri ve Rüya Kapanı bu serinin ilk kitabı. Her ne kadar gençlik kitabı olarak geçse de bence yetişkinlerin de mutlaka okuması gereken bir eser. Kaan Murat Yanık’ın yeni bir kitabı çıkana kadar kaleminin eşsiz edebî tadını bu seriyle yeniden bulmuş olduğuma acayip mutluyum. Hadi kitap yorumuma başlayalım. Yolculuğumuza seyyah Temür Efendi ve çırağı Turşucuk Bahadır’la birlikte dere tepe demeden geziyoruz. “Sürmeli’nin kayısı kokan sokaklarından Ani’nin sarp geçitlerine”kadar uzanan bu serüvende Temür Efendi, elindeki defteriyle gördüğü her şeyi kaydediyor. Elbette yol boyunca başlarına gelmedik şey de kalmıyor. Kimi zaman mücadelelerle, kimi zaman ders niteliğindeki olaylarla karşılaşıyorlar. Temür Efendi’nin dikkat çeken bir özelliği de bir karar vermeden önce kısa bir uykuya dalması. Gördüğü rüyaları yorumlayarak karşısındaki durumun hayır mı şer mi olduğuna karar verip ve adımlarını buna göre atması. Yolculuk sırasında eşkiyalarla da karşılaşıyorlar, Avşar Bey’in kızı Prenses Laçin’le de… Genç ve güzel bir prenses olan Laçin, bir cadının büyüsü yüzünden yaşlı ve çirkin bir görünüme bürünüyor. Babasını üzmemek için saraydan kaçıp gizlenirken ve yolu seyyah Temür Efendi ve Turşucuk Bahadır’la kesişir. Böylece hikâye bambaşka, heyecan ve merak uyandıran bir hal almaya başlıyor. Son sayfaya kadar yolculuk boyunca kendimi yalnızca okuyan değil, olayların içinde yaşayan bir karakter gibi hissettim. Yani sayfalar aktıkça ben de onlarla birlikte yürüdüm, merak ettim,
Rüya KapanıDenizhan Yakupoğlu · Ketebe Genç Yayınları · 202559 okunma
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
Merhabalar Yazardan okuduğum ikinci kitap. İlk kitabı okumuştum. Kırmızı Ritüel. İlk kitaba göre bu kitap daha da kanımı dondurdu. Okurken tüyler diken diken ve bu nasıl bir kurgu dedim. Gerçekten de kitabı okuduğumda şunu hissettim. İnsan ne ekersen onu biçersin ne yaşattıysan aynısını bir şekilde yaşıyorsun, iyi ya da kötü. Kalbinin ekmeğini yemek diyorlar ya öyle işte. Çocukken ya da geçmişinde yaşanılanların söylediğin sözlerin getirisi elbet olacak. Bu kitapta ise acı bir şekilde olmuş. Konusuna gelirsek, adli tıp uzmanı Soner, Savcı Volkan bu sefer insanların beş duyusuna odaklanan bir katil. Kara Dere köyünde vahşi bir cinayet işlenir. Ama öyle bir cinayet ki aklınız hayaliniz durur. Okurken o betimlemeler ile olayı dibine kadar yaşamış oldum. Ama bu cinayet farklı olayların kapısına açılmaktadır. Bu cinayeti çözmek için canla başla çalışan Soner ve Volkan bu gizemli cinayetler silsilesini çözebilecekler mi? Ulaştım derken başka sonuçlar başka kişiler, geçmiş ve yaşananlar… sonu yine şaşırtıcı bitti. Türü seviyorsanız tavsiye ederim. Kitapla kalın
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202622 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2026 118. kitabı
Bugün sizlere polisiye-psikolojik gerilim türünde bir kitapla geldim. @dr.cihangir.isik ’ın kaleme aldığı “Adli Tıp Dosyaları: Beş Duyunun Kasabı”. Yazarın bir önceki eseri “Kırmızı Ritüel” ile başlayan adli tıp serüveni, bu ikinci kitapta çıtayı çok daha yüksek, dehşet verici ve derinlikli bir noktaya taşıyor. Kitabın en büyük gücü, yazarın gerçek hayatta da aktif bir adli tıp uzmanı olması. Kurgudaki otopsi sahneleri, kullanılan cerrahi teknikler ve olay yeri inceleme detayları o kadar kusursuz ve soğuk bir gerçekçilikle işlenmiş ki okuyucu kendini bir romanın sayfalarında değil, gerçek bir adli dosyanın tam merkezinde hissediyor. Tıbbi ve mesleki birikimin satır aralarına bu denli ustalıkla yedirilmesi, hikayenin inandırıcılığını en üst seviyeye çıkarıyor. Hikaye, Kara Dere Köyü’nde, adeta ormanın yuttuğu tekinsiz bir atmosferde işlenen vahşi bir cinayetle kapılarını aralıyor. Adli Tıp Uzmanı Soner’in gece yarısı Savcı Volkan’dan aldığı telefon, sıradan bir soruşturmanın değil, insan aklının sınırlarını zorlayan bir canavarla girişilecek köşe kapmaca oyununun başlangıcı oluyor. Karşılarındaki katil, kurbanlarını öldürmeden önce onların beş duyusunu (görme, işitme, tat, koku, dokunma) sistemli ve vahşice yok eden, cesetlerin üzerine bıraktığı şifrelerle adeta bilime ve adli tıbba meydan okuyan zeki ve hastalıklı bir zihin. Kurbanların ardında bıraktığı “Duymadı, tatmadı, dokunmadı!” notları ve duvara yazılan semboller, okurun sinir uçlarına dokunan cinsten bir gerilim oluşturuyor. Roman insan psikolojisinin en karanlık köşelerine, algının, güven hissinin ve travmaların kökenine yapılan rahatsız edici bir yolculuk. Savcı Volkan, Adli Tıp Uzmanı Soner ve Jandarma Aykut’tan oluşan ekibimiz katilin bıraktığı izleri sürerken, her sayfada halkanın karanlık bir tarafı daha
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202622 okunma
Reklam
Reklam