So many people seemed content to sit in their homes and wait for things to happen-for knocks to pound on doors,for letters to arrive,for magic to swirl down through chimneys and turn cottages into castles.
Tella believed these things could happen-anything could happen.But in her opinion truly wonderful things were also far more likely to happen if they were given a nudge or a healthy shove.She believed if people wanted things as much as she did,they wouldn't simply siy by and wait for a change.They would knock down doors and crash through windows.They would battle their fears as if they were dragons.They would do more than they'd believed they dere capable of in pursuit of their dreams.
Ben bir ayna idim
Baktılar, baktım.
Gördüler, baktım,
Baktılar gördüm.
Ne düğünler, ne doğumlar,
Ne ölümler gördüm.
En çok yalanlara öldüm.
Kırdılar,
Kırıldım artık.
Ben bir ağaçtım
Baltalandım.
Yonga yonga yongalandım,
Yongalarda yandım,
Mangallarda, sobalarda,
Yangınlarda yandım.
Budaklarla budaklandım,
Cilâlandım, boyalandım.
Yaktım, yandım,
Yaktılar.
Yandım artık.
Ben bir çağlayandım
Bir ırmağa aktım,
Irmak oldum
Bir dereye vardım,
Dere oldum
Bir nehire vardım,
Nehir oldum
Bir denize vardım.
Ergun Seferber... Tahkim dergisinden... Gayrettepe İşkencehânesi'nde eziyet görenlerden... Ergun: Sert başlı at. Hızlı ve oynak olarak giden at... Ergan: Söz dinlemek... Erga: Irmak, dere, çay, nehir, akarsu. Su akıtmak için açılan yol, ark.
Böylece mevzi savaşları denilen dönem başlıyordu. Bu savaşlar için Seddülbahir seçilmişti. Çünkü Arıburnu'nda sonuç alınamayacağı anlaşılmıştı. Orada Türk savunması çok sertti. Savaş alanını gören bütün tepe ve noktalar Türklerin elindeydi. Seddülbahir bu tür savaşlar için daha elverişli görünüyordu.
Bu dönem üç mevzi savaşını içerecekti:Birinci ve İkinci Kerevizdere savaşları ile Sığındere savaşı.
Dönem 18 Haziranda başlayıp aralıklarla 26 gün sürecek, 13 Temmuz'da sona erecekti.
İlk girişimi Fransızlar yaptı: Birinci Kerevizdere Savaşı.
Fransızlar bu savaş için 15 gün hazırlık yaptılar.
Türk cephesinin sol yanında, Boğaz'a dökülen küçük birkaç dere vardı. Bunlardan biri de Kerevizdere'ydi. Türk ileri mevzileri bu derenin batı yakasında yer alıyordu.
O mahzun bir tebessüm idi. Bir demet menekşe idi. Yuşa Tepesi'ne doğru tırmanan bir gölge.
Mecrasını bulamamış, hangi denize döküleceği meçhul bir dere.