Genç ve güzel sevgili... Yonca otu... Tertib edip sıraya koyan... Nizâmî... Maaş... Islak, nemli, çok yaş, rutubetli... Taze... Nevzad... Yaş hurma... Hayr... Lisân... Kabir... Örtü... Yumuşak... Yılan... Kıymet verilen iş... Bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş... Yapılması birisine havale edilen şey... Yerleştiren... Vazeden... Asıl lûgat mânâsı cihetinden... Alçak, bayağı... Terk etme, bırakma... Beyaz ve güzel yüzlü adam... Açıklık, sarihlik... Bir okunuşta mânâsı anlaşılacak ifade... Kapalı olmayan... Meydanda, belli... Sert mizaçlı kimse... Islah etmek... Topluluk, cemaat... Tilki... Engel olmak... Hapsetmek... Bodur kimse... “Olmak...” Fikir ve görüş isabeti... Ölçülü olma... Esinti zamanı... Yürürken sallanmak... Hamur yapmış Ebucehil karpuzu... Asil... Sabit... Cumartesi günü... Ördek... Vasiyet...
Sayfa 193 - Ekim 1991, NAMAZDA VÂRİ SIRRI, Te'feül: Vazife, İbda Yay.