Puan vermedi·624 syf.··
2026 24. kitabı
Her güzel kitap gibi tek okumanın yetmediği bir kitap. Seneler önce bana hediye edildiğinde okumuştum. Dünyada insanlar sınırlarla ayrılsa da aslında belli başlı parametrelerle yaşar ve ölürüz. Bambaşka sandığımız hayali sınırlar ise özünde bir yanılsamadır. Dünyayı kirletmenin, nüfusları yok etmenin en iğrenç pratik yollarından biri savaş. İçindeki insan hikayeleri ise insan olmayı unutanları bile çileden çıkaracak derecede korkunç, üzücü. 3-4 güne sığan bir aşk ve mücadelenin hikayesi. Bir insanı sevmek için kaç zaman yeter? Ya peki başka bir millet için savaşmak? Peki daha önce görmediğin ama bir kaç günde tanıyıp bağlandığın insanlar için acı çekmek? Bize zamanın ve mekânın insanı sadece sınırlayan sınırlı gerçekler olduğunu göstermiyor mu? Hayatın daracık bir anını kapsayan, bir ömürden fazlası sayılacak kısacık bir kaç gün. Sevgi, ihanet, kader ve diğer insani durumlar… İnsana hayatı sorgulatır, şöyle ki; Savaşlar ve yapay sınırlar insanı önce ötekileştirir sonra da anlamsız serüvenlere iter. Tanımadığın birine düşman olmak, kısacık anda tanıdığına aşık olmak, ona üzülmek hep bu acı hayatın gerçekleri olagelmiştir. Hayatı anlamlı ve dolu yaşamak varken, anlamsız ırk, din vs hayali sınırlarla insanlığı tüketmek… buna savaş ve koruma demek… aklı çalışan insanlar için kahredici bir zorbalık değil midir? Esas savaş çıkaranların hesapları yüzünden acı çekmek, yok olmak… tarifsiz ahmaklık ve tarifsiz acılar bundan gelir. Kitap bir başyapıt elbette. İçselleştireceğimiz, acı çekeceğimiz sahnelerle dolu. Tıpkı sevip de kalbimizi ısıtan anlarla dolu olması gibi!
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,5bin okunma
Tam yeşil değil
8/10
·308 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:35
Kitap üç bölümden oluşuyor ve onu farklı kılan şey üç bölümü üç ayrı karakterin anlatımı oluyor. Her karakter kendi hikayesinin baş kahramanı olduğu için üç ayrı hikaye okuyormuşuz gibi gelebilir ama onların buluştuğu ortak payda kitabın yazılış amacı oluyor. Bunlar aşk, sevgi, burjuva ve proleterler arasındaki farklar ve yalnızlık. İlonka Peter e verdiği sevginin karşılığını alamaz. Peter ise jüdit e ulaşamadıkça aşık olur ya da olduğunu sanar. Peter judit le olan sınıf farkını asla göz ardı edemez. Ama kendi sınıfından olan İlonka ile de yapamaz. Bu basit ve gayet klasik aşk üçgeni Peter in ne istediğini bilememesi yüzünden oluşur. Sevgiye karşılık veremez ve aşkına sahip çıkamaz korkağın biridir. Burjuva oluşuyla övünmediğini söylese de onun getirileri olmadan yaşayamaz. Sonunda yalnız kalır. Bunlar olurken yani insanlar kendi “küçük” acılarıyla boğuşurken dünya, ikinci “büyük” savaşın eşiğindeydi. Durup üzülmeye fırsat bulamadan kendi sorunları içinde boğuluyorlardı. İlonkanın kızıl hastalığından ölen 2 yaşında bebeği vardı. Dünyada da savaş yüzünden ölen milyonlarca bebek. Peki şimdi hangi acı daha büyük? Kitabın ikinci bölümünü Peter anlatır ve yalnızlığı güzellemeye başlar çünkü hiç kimseyle mutlu olamadığının farkındadır. 8 yıllık İlonka ile olan evliliğini bitirip judit e kavuşup onunla da olamadığını anladığında bize bir hikaye anlatır: Bir adamın hayattaki en büyük arzusu yeşil bir balık kutusuna sahip olmaktır. Balıkçıların iğne, misina ve yemlerini koydukları o metal, yeşil kutulardan… Adam yıllarca bunu düşler. Yaşlanır, ömrü geçer. Sonunda tanrılar ona acır ve istediği kutuyu verirler. Adam kutuyu eline alır, uzun uzun inceler ve hayal kırıklığıyla şöyle der:“Bu tam yeşil değil.” Peter anlar ki judit de onun tam yeşili değildi. Hayatta tam yeşil var
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,469 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Can özümden besmeleyi çekende....
Puan vermedi·112 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:13
"Düşümde düşüme girdin dün gece..." Az önce rüyamda Âkif hoca bana mesaj atmış, Seren hanım bu kez vize notlarını görerek not giriyorum diye. Ama ben uyudum, o zaman bu rüya diyerek uyandım. Çünkü nöbeti devredip uyudum. Bugün girerim dediyse girer dedim ben size. Çünkü Âkif king. O kadar. Can özümden besmeleyi çekende ; böyle iki yıl. Dosta Doğru şiirler. Hadi başlayalım. R.Ç: Hocalarım Kuran notu girilmiş O.Y: Hadi bakalım nöbetçiler istirahat vakti R.Ç: Beni nöbete bırakmıştı Seren hoca O.Y: Tahmin ettim hocam R.Ç: Şimdi saati önemsemeden çaldırsak mı kendisini hocam O.Y: Neden demez Peşimden dönen muhabbetler bu, rüyamda rüyama girecek şey max budur benim de zaten. Elhamdülillah. Çok şükür bugün de Âkif hoca beni yanıltmadı. O kadar kıymetli ki şu. En küçük şey de bile o yapmaz demek. O bunu yaparım dediyse yapar demek. Sonuç; 100'de ısrar etme 90 da oluuuuuur:) İnsan dediğin; noksan da olur.
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Alperen Yayınları · 20061,320 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 57. kitabı
MÜKEMMEL ÇİFT | RUTH WARE ​Merhaba kitap dostları! Bugün harika bir ters köşe ve soluksuz bir macera ile geldim. ​Lyla, otuz iki yaşında bir virolog ve yaklaşık üç yıldır Nico ile birlikte. En büyük hayali kendi ekibini ve laboratuvarını kurmak olsa da ne yazık ki kısa süreli doktora sonrası araştırma pozisyonlarında sıkışıp kalmış durumda. Araştırma yaptığı son projeden de beklediği sonucu alamayınca tam bir hayal kırıklığı yaşıyor. ​Sevgilisinin durumu ise ondan da beter! Tanıştıklarında aktör olmak isteyen Nico, geçen üç yıl içinde tabiri caizse ne uzamış ne kısalmış. Birlikte yaşamaya başladıklarından beri bütün faturaları ve idari işleri Lyla tek başına sırtlarken, Nico hep geçici işlerin peşinden koşmuş. İlk zamanlar Lyla’nın gözüne batmayan bu sorumsuz tavırlar, zamanla onu rahatsız etmeye başlamış. Ona olan sevgisi ise bu durumu tolere edebildiği tek sığınak. ​Derken bir gün Nico, Lyla’nın karşısına yepyeni bir fikirle çıkıyor: Bir realite şov! ​Issız bir adada beş çift, on hafta boyunca eleme formatında, adeta bir Survivor tarzı mücadele edecek! Lyla başta asla istemese de Nico’nun yoğun ısrarlarına dayanamayıp, "Nasıl olsa bizi seçmezler" düşüncesiyle "tamam" diyor. Amaaa evdeki hesap çarşıya uymuyor ve yarışmaya kabul ediliyorlar! ​Diğer dört çift; Conor & Zana, Bayer & Angel, Dan & Santana ve Joel & Romi ile birlikte adaya doğru yola çıkıyorlar. Hem tatil hem iş diye başladıkları bu macerada onları sizce neler bekliyor? ​Tahmin edersiniz ki ortada hırslı çiftler, büyük bir ödül ve saklanan sırlar olunca kaos da kaçınılmaz oluyor. Biz okurlar için de kaos demek, heyecan dolu bir okuma süreci demek! Bu kitapta da tam olarak aradığımız o yüksek tempo var. Ters köşeleri sevenler, soluksuz bir gerilim arayanlar bu kitabı kesinlikle kaçırmasın
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202625 okunma
8/10
·280 syf.··
2026 160. kitabı
Yaban Mersini Toplayıcıları #okudumbitti Ben hâlâ içimde bir yerlerde o yaban mersini tarlalarının kokusunu taşıyorum… Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve gösterişe kaçmadan, sessizce ama tam kalbe basarak anlatıyor. Hikâye bir kayıpla başlıyor; dört yaşındaki Ruthie’nin bir yaz sabahı ortadan kaybolmasıyla. Ama asıl vurucu olan, kaybolan çocuğun ardından geride kalanların yavaş yavaş nasıl değiştiği… Joe’nun içini kemiren “ben mi sebep oldum?” hissi, yıllar geçse de eskimeyen bir suçluluğa dönüşüyor. Okurken Joe’ya bazen sarılmak, bazen “yeter artık kendini böyle cezalandırma” demek istedim. Diğer tarafta Norma var: Her şeyi “tamam” gibi görünen ama içinde bir şeylerin sürekli eksik kaldığı bir hayat… Onun bölümlerinde de sürekli bir huzursuzluk dolaşıyor; sanki zihninin bir köşesinde kapısı kapalı bir oda var ve anahtarını bulmaya çalışıyor. İşin en güzel yanı, yazar bunu büyük büyük açıklamalarla değil; küçük sezgilerle, rüyalarla, suskunluklarla örüyor. Bence romanın gücü de duyguyu bağırmadan hissettirmesinde. Kitabı sadece “kayıp bir çocuk” hikâyesi diye okumak mümkün değil. Aidiyet, kimlik, köklerinden koparılma ve bir halkın sessizleştirilen tarafı… Hepsi, karakterlerin hayatına usul usul sızarak anlatılıyor. Ben özellikle yerli bir ailenin yaşadıklarının arka planda “ders verir gibi” değil de hayatın doğal bir gerçeği gibi akmasına çok vuruldum. Bu da hikâyeyi daha gerçek, daha can yakıcı kılıyor. Bazı yaralar kapanmıyor; sadece insan o yarayla yaşamayı öğreniyor. Ve bazı gerçekler, ne kadar geç kalınsa da insanın içine bir ışık gibi düşebiliyor. Bu kitabın bıraktığı his tam olarak buydu bende… Eğer sakin ama güçlü, duygusu uzun süre üzerinizde kalan romanları seviyorsanız; “Yaban Mersini Toplayıcıları”nı listenize yazın derim. Ben yazarın kalemine
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025195 okunma
Puan vermedi·604 syf.··
2026 56. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:00
Biricik dedemin, içimden bir sürü sıfatla seslendiğim bavukeağmeyimin hatmi bir hafta önce bitti. Rabbim kabul etsin, okuyan herkesten razı olsun inşallah. Bugün tam 1 yıl oldu. İnsan çok sevdiği birinden istese de ayrılamıyor. Ben böyle biliyorum. Ölüm de bunun daha mecburi hâli. Sevdiğin senden alınmış ama bir o kadar da daha bir senin olmuş gibi bir his. Boşuna dememişler; ölüm Allahın emri, ayrılık olmasaydı diye. Ölümü kabullenmek de Allahın emri. O gelemiyor demek de. Gelmiyorsa çok zor. Gelemeyene kızılmıyor ama gelmeyenin affı da yok özrü de. Dedem vefat ettiği gün sabah iş yerinde 41. yasini okuyordum sabahtan. İlk üç sayfasını okudum. Haberini aldım diğer sayfaları bitirip öyle kalktım izin yazdım çıktım. Hiç de beklemiyordum vefat etmesini. 80 değil 800 olsa yine beklemezdim. Bazı insanların öyle bir diriliği var ki. İnanamıyorum hâlâ bile. Şu an dahi evinde, yatsıyı kılar kılmaz uyudu sanıyorum. Özlüyorum. Özlediğim için mi başka şeyden mi sürekli de rüyamda görüyorum. Haliyle bir uzaklık hissetmiyorum. Ama bazen özellikle bugün aklıma bir şeyler geldikçe hakikaten burnumun direği sızladı. Böyle tüm ağlamaklar beynime burnuma doldu. Değmedi bazı şeyler. Hiç değmez zaten. Bomboş bir dünya için asla değmezdi ki. Dedem gitti diye yarım hissetmedim hiç çünkü hep gönlümde yeri ve boşluk girmedi oraya ama gerçekten ölümden beter şeyler varmış. Bir insanı gönülden kovmak varmış. Bazı insanların dirisi gözü önündeyken sen mezar kazabiliyormuşsun . Hatta ölmüş ama mezarı nerede diye düşünüyormuşsun. Yarımlık budur. İçim öyle kırık öyle yorgun ki. Kendi kendime değmedi değmez diyorum sadece. Bazı şeyler asla eskisi gibi olmayacak. Biliyorum en azından benim için olmayacak. Doğrusu ne diye kafa patlattığım güler geride kaldı. Artık sadece dua ediyorum, kimsenin
Tecvidli Kur'an-ı KerimKolektif · Kevser Yayınları · 20172,982 okunma