İnsan, herkesin birbirine yetişmeye çalıştığı ama kimsenin kimseye ulaşamadığı bir çağda yaşadığının fark ettiği gün yaşlanmaya başlar. Çünkü o gün anlar ki yollar kısalmış, mesafeler değil, insanlar çoğalmış gönüller eksilmiştir.
Gül-i ra'nâ bağında murg-ı gönül perîşandır,
Sensiz geçen her dem bana zindân-ı zamandır.
Bir kez cemâlin görsem o cânıma dermandır,
Yokluğun şeb-i yeldâ, kış olur cânânım.
Kimse görmedi.
Bir yüzün arkasına sakladım kırıklarımı.
Gülüş dedikleri şey,
Biraz diş, biraz inkâr mış meğer.
Ben herkese aynı masada çay doldururken,
Kendi içimde soğuyan bir ömrü bekliyormuşum.
İşte insanı en çok bu düşünce susturuyor:
Bazı insanlar dünyayı dolaşıyor da, ömürleri boyunca kendi kalplerinin kapısını hiç çalamıyor.(Yolun Yarısında)