Kitabı daha önce okumuştum fakat bir öğretmen adayı olarak beni bu denli derinden sarsan bu muhteşem eser hakkından bir kaç şey yazmak istiyorum.
Kitabı okurken ilk gözüme çarpan “aile” kavramı oldu; çocuklarımızın meslek seçimlerine, yaşam biçimlerine karışarak ne kadar doğru yapıyoruz? Toplum da temel sorunun aileden kaynaklandığını bir kez daha anlamış oldum. Bir çocuk ister 5 ister 15 yaşında olsun, ne olursa olsun o çocuğun bağımsız düşünmeye, kendi hayatı hakkında hayaller kurmaya ve bu hayalleri gerçekleştirmek için harekete geçmeye hakkı var. Her çocuğun farklı farklı yetenekleri var iş odur ki o yetenekleri keşfetmeli; müziği, tiyatroyu veyahut resmi seven bir çocuğa doktor ol diye baskı yapılmaz; çocuklar bu şekilde hayattan uzak tutulmamalı.
Hiç bir çocuk kötü değildir sadece yanlış aileye denk gelmiştir; toplumda öyle psikolojik baskı artmış ki çocuklar intihar noktasına gelebiliyorlar.
Bazen görüyorum ki ebeveynler çocuklarından çok şikayet ediyorlar, saygı göstermiyorlarmış hiç sözlerini dinlemiyorlarmış. Peki siz çocuk saygıyı bilsin diye ne yaptınız? Çocuktur dediniz sözlerini dinlemediniz veyahut kestirip attınız; siz çocuklara saygı duyacaksınız ki o da topluma saygı duysun.
İkinci olarak değinmek istediğim nokta ise “öğretmenler”dir. Aklıma lisede ki öğretmenim canım Erhan hocam geldi; onun bana kattıkları sayesinde öğretmen olmak istedim. Her öğretmen keşke Erhan, Keating olsa; iyi bir eğitimci çocukların kaderini değiştirebilir. Öğretmenlik çobanlık değildir; o çocukların psikolojileri doğrultusunda hareket etmeli tek temel nokta kitap ezberletmek ve 100 alanı başarılı göstermek değildir.
Kitabı herkes okumalı fakat en çok da öğretmenler ve ebeveynler okumalı, öyle değerli bir kitap. Çok duygulanarak, çok beğenerek okudum; herkeste bir etki