Hukukçu kimliğiyle öne çıkan Shiro Hamao, Japon edebiyatının önemli suç ve polisiye yazarlarından biridir. Şeytanın çırağı adlı öykü de güzel bir kadının cinayetiyle suçlanan ve yargılanmayı bekleyen mahkum Eizo Shimamura, onu anlayacak ve ona inanacak tek kişinin en başında kendisini bu yola sürükleyen ve davasının görüleceği mahkemede savcılık yapan eski aşkına bir mektup yazar. Bu mektupta kendisini anlamasını ve yardım etmesini ister. Çünkü masum olduğunu, suçlu olmadığını, hatta asıl suçlunun mektubu yazdığı savcının dahi olabileceğini ifade eder. Ve ekler:
"Sizinle tanıştığımda tertemiz bir çocuktum. Sizinle ayrıldığımızda ise, ah! çoktan şeytanın çırağına dönüşmüştüm bile."
İnsanlar ne kadar tesir edebiliyorlar başka insanlara. Davranışlarına, hal ve hareketlerine, karakterlerine, kişiliklerine, hatta ruhlarına bile. Çünkü kendinden masumane, tertemiz bir çocuk gibi bahseden Eizo; karanlık bir çukura düşmüş, çamura bulanmış ve kirlendikçe kirlenmiştir.. adeta Şeytanın Çırağı olmuştur..
Gençlik yıllarında savcıya aşık olan ve birlikte güzel zamanlar geçiren Eizo, savcının başka birine gönlünü kaptırıp hayatından çıkmasıyla adeta yıkılır. O yılın sonbahar aylarında İshihara Sueko adında güzel bir kadınla tanışır. Ona derin bir tutkuyla aşık olur; lakin derin aşkla bağlı olduğu Sueko, kiminle evleneceğine çoktan karar vermiştir.
Ne talihsizlik ama..
Kadınlara lanet eder..
Hem de tüm kadınlara!..
O zamanlar fakir bir hayat yaşıyor, bulduğu her bir kuruşu alkole veriyor, geceleri uyuyamıyor bundan dolayı ölçek ölçek uyku ilaçları kullanıp sefil bir hayat sürüyordu.
Karısı Tsuyuko, kenar mahallelerden bir kafede çalışıyordu. İçmeye gittiği zamanlarda yakınlaşmışlardı. Tsuyuko ona aşık olmuştu; ama o aşık olmamıştı. Sadık ve nazik oluşu onu etkilemiş kısa sürede
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!