Yoltaşı Hanı’nda Kvothe’nin maceralarına bu kitapla devam ediyoruz. İlk kitapta bir türlü sonuçlanamayan olaylara, bilinmeyen varlıklara bu kitapta cevap bulurum diye düşünüyordum fakat buna bin küsur sayfa da yeterli olmadı. Bu yüzden kitap, beklentimin biraz altında kaldı diyebilirim. Uzatılan, gereğinden fazla detaya boğan yerler vardı, sırf uzun tutmak için yapıldığını düşünmeden edemedim. Felurian ve Ademre kısımları biraz daha kısaltılabilirdi. Kitap ağır olduğundan ve göçebe yaşantımdan dolayı bir yerde sürekli kalmadığımdan okuma sürem de uzun sürdü. Bu yüzden araya başka kitaplar da girdi. Geneli sürükleyici olmasına rağmen kimi zaman bazı kısımlar içimi sıktı, kimi zaman da kelimeler akıp gitti.
İlk kitapta merak uyandıran kısımların aydınlanmasını umarken yine hüsran oldu. Bin sayfada bunlar hakkında hiçbir aydınlanma yer almıyordu. Chandrialar ve Denna’nın akıbeti yine bilenemeyenler arasında kaldı. Zaten Denna olayının nereye varacağına, ne yaptığına, hikayede neden var olduğuna bir türlü anlam veremedim.
Gizemini koruyan olaylar dışında kitabın başında bulunan haritanın hakkı veriliyor. Yazar, bir cimnastikçi misali minderin her yerini kullanmış. Bazı olaylar hakkında vermediği açıklayıcı bilgileri harita ve medeniyetler ile ilgili fazlasıyla yapmış. Kvothe, haritada yer alan yerlerden geçiyor, oralardaki farklı kültürleri ve medeniyetleri tanıtıyor. Hatta bu tanıtımlar bir hayli ayrıntılı olarak yer alıyor. Ademrelilerin el işaretleriyle duygu anlatımı ilgi çekiciydi. Buralarda farklı kişiler maceraya dahil oluyor, yeni kişileri tanıyoruz. Maer, Vashet, Felurian akılda kalıcı olanlardan bazıları. Kvothe'nin yaşayan efsaneye dönüşme sürecindeki olayları günü gününe tüm ayrıntılarıyla öğreniyoruz fakat bir türlü Yoltaşı Hanı’na nasıl gelmiş, ilerleyen