Tuğçe

Puan vermedi·280 syf.··
2026 5. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 23:18
En sevdiğim yazarların başında gelen Nazan Bekiroğlu'nun kitaplarını okumak bana Üsküdar vapurunda martılara simit atmak gibi hissettiriyor (dingin, kaygısız)... Yazar sözcük öbekleri ile hâlleri insanın zihninde resmediyor. Kitap dört bölümden oluşuyor. "Seyahat Albümü" bölümünde bilhassa Rusya seyahatlerinden bahsettiği kısımlarda sıkıldım. "Sizin bir bahçeniz var mı?","Olsun", "Keşke" gibi denemeleri çok sevdim. Yazarın genel kültür seviyesine hayran kaldım. Bazen Pgmalion'ın heykelinden, bazen lale devrinden bazen de kestanekarası fırtınasından bahsediyor. Farklı bakış açılarından bakmak için pencereler açıyor bu eserinde. Yeri geliyor bir sineğin perspektifinden baktırıyor okuruna. Zaman zaman Yusuf ve Züleyha, Leyla ile Mecnun gibi mesnevilere telmih yapıyor. Yine iktibas sanatına da yer veriyor
Mimoza SürgünüNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20203,119 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·179 syf.··
2026 3. kitabı
Mahmud Sami hocanın bu eserini, Nazan Bekiroğlu'nun "Yusuf ile Züleyha" eseriyle beraber okudum. İki kitabı okumakta beni oldukça doyurdu. Mahmud Sami hocanın kitabı ayetlerle, hadislerle ve tasavvufi izlerle çok dolu bir eserdi. Zaten Yusuf suresinin tefsiri şeklinde kaleme alınmış. Nazan Bekiroğlu'nun eseri ise mesneviye benzetilerek yazılmış, şairane bir üsluba sahip ve edebi zevk uyandırıcı bir eserdi. İki kitapta kıssa açısından ufak tefek farklılıklar dikkatimi çekti. Bu farklılıklar noktasında Mahmud Sami hocaya müracaat etmek daha isabetli olacaktır.
Hazret-i Yûsuf (Aleyhi's-Selâm)Mahmud Sâmi Ramazanoğlu · Erkam Yayınları · 2017169 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 2. kitabı
·
310 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2022 20:49
Bu kitabı ikinci okuyuşum bu sefer bir tahlil vesilesiyle tekrarladım. Hepimizin aşina olduğu Yusuf kıssası anlatılmış eserde. Yazıcının izleri çok aşikar şekilde. Divan edebiyatında yazılan nazım biçimi mesneviyi anımsattı kitap şiirsel tarzı ile. Eserde kurt, ayna, kuyu gibi unsurlar teşhis sanatıyla işlenmiş. Yer yer telmih de yapılmış. Benim için o eşsiz üslubuyla standart bir Nazan Bekiroğlu klasiği... En sevdiğim yazarın kitaplarını da ikinciye okumak ayrı bir tatlı... SPOİLER İÇERİR. Yusuf bir güzeldi... Öyle bir güzeldi ki bastığı kum taneleri mutluydu, tenine değen rüzgar esenlikteydi, giydiği gömleğin kumaşı Yusuf giydi diye tirildi tirildi.... Babası Hz. Yakup, oğlu Yusuf'daki peygamberlik alametinin farkındaydı. Bu farkındalık kalbinde muhabbet olup Hz. Yusuf'a akıyordu. Yazarın deyimiyle bu sevgi "Bir peygamberin Allah'ın diğer peygamberine duyduğu muhabbet, ilahi bir cezbe hâli." Bir rüya gördü Yakup'un (as.) oğlu. Hz. Yakup'un baba yüreğini bir endişe kuşattı, diğer kardeşleri rüyayı duymasın diye uyardı güzel yüzlü Yusuf'unu. Ancak olacak olup rüya duyuldu. Zaten babalarının sevgisini çalmakla suçlayan ağabeyleri Yusuf'tan kurtulmak istediler. On oğul Yusuf'u alıp kırlara gitmek için babalarından müsaade istediler. Hz. Yakup gönülsüzdü "Yusuf'u bir kurtun kapmasından korkarım." diyip izin vermese de oğullarının ısrarına dayanamadı ve sonunda razı geldi. Oğulları kalp hırsızı saydıkları kardeşlerinden kurtulmayı düşünürken aradıkları sebep babalarının dillerinden döküldü. Hz. Yusuf ve ağabeyleri düştüler yola. Başına geleceklerden bihaber Yusuf bir anda buldu kendini kuyuda. Kuyu karanlık, kuyu derin... Ama Hz. Yusuf'un kalbinde bir nur. Bir süre sonra köle tacirleri kuyudan çıkardılar Hz. Yusuf'u. Onu kontrole gelen ağabeyleri Hz. Yusuf'a üç kuruş
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 02:24
Bir iki gün önce İskender Pala'nın "Aşk Hikâyesi" romanını bitirdim. Yazarın dün de "Leyla ile Mecnun" eserini bir solukta başlayıp bitirdim. İki eser arasında pek çok irtibat kurdum. Misal Bahşı'nın ve İshak'ın aşktan cünun geçirip Kays gibi Mecnun olmaları gibi... İki eserde aynı hadisi şerifi canlandırdı dimağımda: <<Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek ölen şehiddir.>> Olay örgüsünde en çok etkilendiğini şeylerden biri Leyla'dan kan alındığı zaman Mecnun'un kanının akması.. İki ayrı suret tek can... Dikkatimi çeken şeylerden biri de Nevfel'in ordusu Leyla'yı Mecnun'a götürmek için savaştığında Mecnun'un Leyla'nın ordusu için dua etmesi... Hâkiki sevgi sevgiliye dair her şeye muhabbet ve merhamet beslemektir bence. Sevgi, sevgiliyi incitmez, kanatmaz. Bugünlerde sevmeyi ağızlarına pelesenk etmiş kimseler var ki sevdiklerini iddia ettikleri insanların canlarına kastedecek kadar hoyratlar maalesef. Mesele belki de can için sevgiliyi sevmek, sevgili için canı sevmek noktasında deruni bir ayrıma gidiyor. Yine eşsiz bir hadise, Mecnun'un Leyla'yı tanımaması... Mecazi aşkın hâkiki aşka dönüştüğü merhale... Kitabın içindeki minyatür resimleri ve divan edebiyatından beyitler çok hoşuma gitti. Özümüze ait bir hikâyeyi, Fuzuli'nin mesnevisine dair yazılmış bu İskender Pala klasiğini okumak leziz bir deneyimdi. Başka bir "Leyla ile Mecnun" eserinde ya da İskender Pala kitabında görüşmek dileğiyle.
Leyla ile Mecnunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20205,7bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 1. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 20:52
Dikkat spoiler içerebilir... Kitabın ilk başlarında biraz sıkıldığımı hissetmiştim. Ancak bir yerden sonra kitabı elimden bırakmakta zorlandığımı fark ettim. Bahşı ve Kaknusia'nın aşkının neticesinde kaçmaları ile başladı eser. Ama bilmiyorlardı ki insan ne kadar kaçsa da kaderinden kaçamaz... İçinde bulundukları bu aşk serüveninde kâh vuslat düşü gördüler, kâh firak ateşinde yandılar. Kâh yine ayırdı kader onları, yine, yine... Bir kavuşma içinde kaç ayrılık barındırır kim bilir? Hayatları onları apayrı yerlere ve apayrı hikâyelere sürükledi. Bahşı ile ayrılınca Kaknusia oldu Lalin. Sevdiği adamla birlikte kelimelerini de kaybetti. Sonra teselli armağanı Lâlzade'si oldu. Ancak ona da doyamadı, gözlerini yani hayatını aydınlatan ışığını kaybetti. (Lâlzade'nin ölümü beni çok üzdü..) Sevdiği adamın aşkı yetmez gibi başka bir adamın da aşkıyla imtihan oldu. İshak'a ayrı bir parantez açmak isterim. Siyah ya da beyaz bir karakter olmadığı için yani gri bir karakter olduğu için ben onu sevdim. Ve iç muhasebelerini yazarın oldukça başarılı şekilde ele aldığını düşünüyorum. Ayrıca İshak'ın Lâlzade'ye babalığı da etkilendiğim hususlardan. Bir de Gunala karakteri var ki ben onun bu denli kontrolden çıkacağını düşünmedim. Bu romanda şunu fark ettim. Herkes aşkı için birini kurban etti ama kendini ama rakibini... Genel bir değerlendirme yapacak olursam bilhassa Kaknusia cephesinde gelişen olayları okumayı daha çok sevdim. Bunun sebebi kadın olması hasebiyle daha iyi empati kurabilmem olabilir. Yazarın tekke, Sultan Ahmed Han, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri, Sultan Ahmed Camii'nin yapılışı, Arap camisinden İstanbul semalarına uzanan ilk ezan gibi İslami unsurlara yer vermesi hikâyenin içinde bir soluklanma alanı açmış ve bu alan hoşuma gitti. Bunun yanı sıra mezarlıkta İshak ve
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma