Bu kitabı ikinci okuyuşum bu sefer bir tahlil vesilesiyle tekrarladım. Hepimizin aşina olduğu Yusuf kıssası anlatılmış eserde. Yazıcının izleri çok aşikar şekilde. Divan edebiyatında yazılan nazım biçimi mesneviyi anımsattı kitap şiirsel tarzı ile. Eserde kurt, ayna, kuyu gibi unsurlar teşhis sanatıyla işlenmiş. Yer yer telmih de yapılmış. Benim için o eşsiz üslubuyla standart bir Nazan Bekiroğlu klasiği... En sevdiğim yazarın kitaplarını da ikinciye okumak ayrı bir tatlı...
SPOİLER İÇERİR.
Yusuf bir güzeldi... Öyle bir güzeldi ki bastığı kum taneleri mutluydu, tenine değen rüzgar esenlikteydi, giydiği gömleğin kumaşı Yusuf giydi diye tirildi tirildi.... Babası Hz. Yakup, oğlu Yusuf'daki peygamberlik alametinin farkındaydı. Bu farkındalık kalbinde muhabbet olup Hz. Yusuf'a akıyordu. Yazarın deyimiyle bu sevgi "Bir peygamberin Allah'ın diğer peygamberine duyduğu muhabbet, ilahi bir cezbe hâli." Bir rüya gördü Yakup'un (as.) oğlu. Hz. Yakup'un baba yüreğini bir endişe kuşattı, diğer kardeşleri rüyayı duymasın diye uyardı güzel yüzlü Yusuf'unu. Ancak olacak olup rüya duyuldu. Zaten babalarının sevgisini çalmakla suçlayan ağabeyleri Yusuf'tan kurtulmak istediler. On oğul Yusuf'u alıp kırlara gitmek için babalarından müsaade istediler. Hz. Yakup gönülsüzdü "Yusuf'u bir kurtun kapmasından korkarım." diyip izin vermese de oğullarının ısrarına dayanamadı ve sonunda razı geldi. Oğulları kalp hırsızı saydıkları kardeşlerinden kurtulmayı düşünürken aradıkları sebep babalarının dillerinden döküldü. Hz. Yusuf ve ağabeyleri düştüler yola. Başına geleceklerden bihaber Yusuf bir anda buldu kendini kuyuda. Kuyu karanlık, kuyu derin... Ama Hz. Yusuf'un kalbinde bir nur. Bir süre sonra köle tacirleri kuyudan çıkardılar Hz. Yusuf'u. Onu kontrole gelen ağabeyleri Hz. Yusuf'a üç kuruş