İçimizdeki Şeytan; birbirini severek evlenen, hayata bakış tarzları, kişilikleri farklı olan iki gencin anlaşamayarak ayrılmalarını konu edinen bir romandır.
Nitekim iki genç birbirlerini tanımaya fırsat bulamadan dünya evine girerler, fakat kişiliklerinin zıtlaşması ve biraz da geçim derdinden dolayı birbirlerinden uzaklaşmak durumunda kalırlar.
İçimizdeki Şeytan’da Balıkesir’den başlayıp İstanbul’da son bulan aşk serüvenleri anlatılır. Bu serüvenlerde üç temel şahıs vardır: Macide, Ömer ve Bedri. Macide ve Ömer birbirlerini iyice tanımadan evlenirler. Oysa ikisi ayrı dünyaların insanlarıdır, kişililikleri birbirinin tam aksi yönünde olan insanlardır.
Bu romanda aşk, para, halk, faşizm, aydın, doğa, ahlak, müzik,sanat, kuvvet,ülkü gibi kavramlar romanın içine serpilmiş durumdadır. Bu kavramlar kahramanların ağzından roman içinde dile getirilir.
İçimizdeki Şeytan’da asıl konuyla alakasız ya da az alakalı kişiler, olaylar ve kavramlar bulunmaktadır.
Sabahattin Ali solcu bir aydındır. Yaşadığı dönemde sağcılar, Turancılar ve bir takım kendini bilmez aydınlar Almanya’daki faşistlere ilgi duyarlar. Yazarımızın İçimizdeki Şeytan’da asıl konunun dışında yatan tek bir gayesi vardır, o da sağcılara, faşistlere, Turancılara ve bir takım kendini bilmez aydınlara ağızlarının payını vermek. Bundan dolayı bu romanı birçok çevrelerce kınama hakaretlerle karşılaşmıştır. Burada yazar bize sağcıların, Turancıların, faşistlerin gerçek iç yüzlerini, çirkefliklerini romandaki kahramanları vasıtasıyla göstermeyi kendine bir gaye edinmiştir. Nihat, İsmet Şerif, profesör Hikmet, Şair İsmet Kamil, Muharrir Hüseyin bey gibi şahıs kadrolarıyla bu gerçek gün yüzüne çıkarılır. Bu şahısların çoğunluğu hem bedence hem de ahlakça çökmüş bir vaziyettedir. Yazar bu yönüyle nesnellikten sıyrılır.