#kitapyorumu
5/5 ️️️️️
“Bütün bu koşuşturma ve değişiklik arasında Bay Rochester’ı unuttuğumu düşünmüş olabilirsiniz sevgili okurum. Bir an bile aklımdan çıkmadı. Aklım fikrim ondaydı. Güneşin bir anda dağıtabileceği bir sis ya da fırtınanın önüne katıp sürükleyeceği kumdan bir kale değil, taş üzerine kazınmış, taş var olduğu sürece asla silinmeyecek bir isimdi o.”
2021 e öyle bir başladım ki sürekli “favori kitaplarımı buldum” diyerek kitapları bitiriyorum. Jane Eyre her açıdan o kadar güzel ve o kadar duygu yüklü bir romandı ki hangi kelimesini burada paylaşsam yeterli gelecek bilemiyorum. O kadar güzel, o kadar naif ve gerçekçi bir dille yazılmış bir eser okudum ki yazara inanılmaz bir saygı duydum. Vermek istediği tüm duyguları kitaba aktarmış. Hemde o an nasıl hissetmemizi istediyse eminim okuyan herkes öyle hissetmiştir. İçimde çok kapalı olduğunu düşündüğüm bir yere dokundu ve öyle kapılar açtı ki yazarı ve kitabı asla unutmayacağım. Kitap Jane Eyre’in öksüz bir çocuk olmasından başlayarak yaş almasından ve mürebbiye olarak gittiği evin sahibine aşık olmasına ve daha fazlasına kadar ilerleyen bir süreci konu alıyor. Jane’i çok seviyoruz. Onun düşüncelerini okudukça her şeye farklı bir açıdan bakma isteğiyle doldum. Edward Rochester ise Jane’in mürebbiye olarak gittiği yerin sahibi. Kendisinden asla nefret edemedim. Aksine inanılmaz sevdim ve onun için çok üzüldüm. Hepimiz gibi yanlış kararlar veren ama ona bu kararların çok ağır geri dönüşü olduğu için bir türlü doğru yolu bulamayan bir karakterdi. Sözleriyle, kelimeleri ve bazen sadece varlığıyla bile beni kendine aşık etti. Jane’in ona neden aşık olduğunu çok iyi anlayabiliyorum. Fakat yinede Jane’in