İçimizde fazla kaynayan kanı bir komşu memleketle yapılacak savaşta akıtmak istiyorlar; yoksa diyorlar, bedenimizi saran bu ateşli akıtlar başka yere akıtılmadı mı bize uzun süre sıtma sıcaklığı içinde tutup sonunda içimizden çökertirler.
Ama kendi rahatımız için başkalarının rahatını kaçırmak da öyle büyük bir haksızlık ki bunu Tanrı'nın hoşgöreceğini sanmam.
Vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boyun eğme niteliği vardır. Onun içindir ki I. Beyazıt, Timurlenk'in gönderdiği hediyeleri küfürler ederek geri çevirmiş. Sultan Süleyman'ın bir Hint imparatoruna yolladığı hediyeler de öyle kızdırmış ki adamı, kabaca reddederek 'bizim âdetimiz almak değil vermektir' demekle kalmamış, hediyeleri getiren elçileri zindana attırmış.