"Senin önemli anlarında, akşam vedalaşması ile mutluluk arasında, bunu görüyorum dünyaya ait olmayan yüzünde, minnetle, ruhun yüce bir affa mazhar olmuş ve sen onu hizmet ederek koruyorsun."
"Sonra öğrendim bunun asla olmayacağını, insanların değişmeyeceğini ve onları kimsenin değiştiremeyeceğini ve bunun çabalamaya değmediğini! Evet, böyledir! Bu onların yasası... Yasa, Sonya! Bu böyle!.. Ve şimdi biliyorum Sonya, akılla ve ruhla güçlü ve sağlam olan kişi onlara hükmeder! Her şeye cüret eden kişi haklıdır onlara göre. Kim daha çok şeye tükürebilirse, o onların kanun yapıcısı olur, kim herkesten daha çok şeye cüret ederse, o hepsinden daha haklı olur! Hep böyle oldu ve hep böyle olacak! Sadece körler görmez bunu!"
"Bir keyfin sonsuzluğunun insan acısını bir an telafi edebileceğini kim ileri sürebilirdi? Bu bir Hristiyan olamazdı; kollarında, bacaklarında ve ruhunda acıyı tanımış bir Efendisi olan bir Hristiyan olamazdı bu kesinlikle. Hayır, çarmıhın simgelediği bu parçalanışa sadık olarak ve bir çocuğun acısıyla yüzyüze kalarak rahip duvarın dibinden ayrılmayacaktı. Ve kendisini o gün dinleyenlere hiç korkmadan şöyle diyecekti: " Kardeşlerim, o an geldi. Ya her şeye inanmalı ya da her şeyi yadsımalı. Ve aranızda kim her şeyi yadsımayı göze alabilir?"
"Bu dünya için hiçbir değerim olmadığını ve öldürmeyi reddettiğim andan başlayarak kendimi belirli bir sürgüne mahkum ettiğimi biliyorum. Tarihi başkaları yapacak."