Doktor Jivago, Sovyet yazarı Boris Pasternak'ın (1890-1960) Rus Devrimi sırasında geçen ünlü romanıdır. Yazarın 1956'da Noviy Mir Dergisi'ne gönderdiği ilk romanı Doktor Jivago, SSCB resmi görüşüne uygun yazılmadığı gerekçesiyle reddedilir. 1957'de ilk kez İtalya'ya gizlice kaçırılan roman, burada hem Rusça hem de İtalyanca olarak aynı anda yayımlanır.
Ertesi yıl da İngilizce basılan "Doktor Jivago" kısa sürede çeşitli dillere çevrilerek dünyaca ünlenir. Pasternak, 1958 Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülür. Ancak, yapılan baskılar sonucu ödülü geri çevirmek zorunda kalır. SSCB'de uzun yıllar yasak olan roman, 1985 yılındaki demokratikleşme (Prestroyka) hareketi döneminde yayımlanabilir.
1956 yılında SSCB’nin Rus edebiyatının büyük şairi Pasternak’ın tek romanı “Doktor Jivago”yu ülkesinde yayımlatmasına izin vermemesi, ABD için eşi görülmemiş bir propaganda fırsatı yaratmıştı.
Peter Finn ve Petra Couvée’nin, romanın yayımlanmasında CIA’in oynadığı rolü gösteren belgelere ulaşmaları ve bunları büyük bir titizlikle incelemeleri sonucu ortaya çıkan kitap, bir casusluk serüveni heyecanıyla okunuyor. Bir edebi eserin, CIA ve KGB arasındaki kültürel propaganda ve istihbarat mücadelesine alet edilişini ayrıntılarıyla anlatan “Jivago Vakası”nda yasadışı yöntemlerle yürütülen gizli operasyonlar, paravan yayınevleri, kaçakçılık, sansür, bir aşk hikâyesi ve paranoya iç içe geçiyor.
1958’de Pasternak’a gönderdiği bir mektupta Camus şöyle yazıyor: “19. yüzyıl Rusyası olmasaydı ben bir hiçtim. Beni besleyen ve gücüme güç katan Rusya’yı sizin şahsınızda yeniden keşfettim.” Jivago Vakası
Pasternak 'ın dizelerini okumak boğazınızı temizlemek ...nefes alıp verişlerinizi güçlendirmek ..ciğerlerinizi havayla doldurmak demektir. ..
bu şiirlerin vereme bile deva olabileceği muhakkaktır.
Kemal Varol & Onu Sevdiğim Zamanlar
"Bir tek hareketin bir ömür ettiğini,başkasının hayatını tümden değiştirdiğini kim bilebilirdi."
Kemal Varol'un kalemiyle tanışma kitabım oldu.Öyle bir kitap ki içinde her şeyi barındırıyor. Aşk,özlem, ayrılık, mültecilik,savaş, darbe,sessizlik ve ters köşe. Öyle bir kitaptı işte.
Kime üzüleyim bilemedim. Harun, Kenan, anne, baba ve Eléonore. Hepsinin ayrı bir hikayesi, hepsinin ayrı bir acısı var. Paris ve Arkanya arasında gidip gelmeler, hayatının dönüm noktası olacak tercihler yapmak zorunda kalmak. İleriye gidebilmek için içinde yarım kalmışlıklara veda etmek. İnsan insana yara mı olacak veya deva mı? Kanayan yara daha mı kanayacak, yoksa üzerine yara bandı kapatılıp iyileşmesi mi sağlanacak? Okudukça görüyoruz. Gördükçe satırlarda kayboluyoruz. Asıl şoku sonda yaşıyoruz.
Kitabı çok sevdim. Dili sade ve akıcıydı. Eline alınca su gibi akıyordu bu yüzden de bitmesin istedim. Kesinlikle tavsiye ederim.
Kitapla ve sevgiyle kalın...
Kitabı okumaya son bölümde bulunan Celal Al-i Ahmed'in düşüncelerinden başlarsanız kitabı daha iyi kavrayacağınızı düşünüyorum.
Bu kitap hakkındaki düşüncelerim tam olarak Celal Al-i Ahmed'in yazdıkları gibidir;
Kör Baykuş'taki idealizme gelince; bir toplumu sadece eleştirmek onun derdine deva olmaz. Burası tenkit yeri değil, yok sayma yeridir. Kör Baykuş'un Hidayet'ini yok sayan toplum, Hidayet'in eserinde yok sayılmıştır. Hidayet'in gerçeklikte yeri olmadığı gibi yoksulluk miskinlik, müptezellik dolu gerçekler dünyasının da onda yeri yoktur. Kör Baykuş'un Hidayet'i yabancıdır.
Dünya ile hayat onu kendinden öyle uzaklaştırdığında, o da iki üç kez denemek zorunda kaldığı ölüme yönelmiştir. Kör Baykuş'ta gördüğümüz ölüme. Celâl Âl-i Ahmed
Kör BaykuşSadık Hidayet · Ayrıntı Yayınları · 202036,7bin okunma
Sonra yıldızlara baktım ve soguktan donarak ölen bir adamın , yüzünü yıldızlara çevirdiğinde bunca parıltıdan en küçük bir deva ya da merhamet bulamayacak olmasının ne korkunç olduğunu düşündüm.
İlk ikisini okuduğumda da çok büyük bir haz almıştım. Bu kitaba da ne zaman başladığımı bile hatırlamıyorum ama kedimin hastalığı ve vefatı dönemlerinde yarım bırakmışım muhtemelen, içinden çıkan notla anladım. Ve tam bunun üzerine kitabın son bölümünde Tomris Uyar ile geçen diyalogda “Her kedi tek ve benzersizdir. Yeri başkalarıyla doldurulamaz” geçiyor. Bu bir tesadüf mü bilmiyorum ama bu kitabın benim için olan anlamını artıran bir kısım oldu. Murat Menteş yeni ve farklı bakış açıları kazandırmada, yeni yazarlarla ve yeni isimlerle tanışmada çok büyük bir kapı açıyor bu eser serisiyle bize. Ve Hakan Karataş çizimleriyle hem o anı yaşıyormuş hissi hem de okumaya farklı bir soluk kazandırıyor. Galiba 4. kitabı da sepetime ekleyeceğim ama öncesinde biraz kütüphanemi azaltmam gerek.
Tasavvuf üzerine yazılmış güzel bir kitap Yunus Emre, Mevlana gibi değerli şahsiyetlerden bahsetmektedir. ,"Allah, hakimdir, istediğini yapar; o, derdin içinden deva çıkarır"
Âbide ŞahsiyetlerSâmiha Ayverdi · Kültür Bakanlığı Yayınları · 1976116 okunma