10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
BAYILDIMM. Yazar seriyi o kadar güzel bir şekilde bitirmiş ki. Bütün karakterlerin gönlü olmuş. Logan bir önceki kitapta Lana’ya sırt çevirmişti. Ama Lana planlarından asla vazgeçmeyecektir sadece insanı yanını kaybetmeye devam edecektir. Hadley hala Lana’nın safındadır ama Lana hakkında ki gerçekleri Leonard’da öğrenmiştir. İşler git gide çıkmaza girerken. Lana ve Jack planlarını adım adım hayata geçirir. SPOILER?!?! Lana öldü sandığımda kalbime inecekti. Logan’ın sırf Lana onun ciddiyetini anlasın diye Christoper’ı vurması??? Yani asla Christoper’dan şüphelenmezdim. Lana Ve Jack o kadar zeki aaaağağğğa. Hadley ve Jack’in evlenmesi bana da şok oldu. Ama Logan ve Lana şaşırtmadı. Logan ona yılda bir kurbanlık insan getirmesi OMGWĞÖGİWŞF. Bu çifti kesinlikle özleyeceğim.
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026210 okunma
Evliliğin Değeri Üzerine
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Teslim oluyorum! İyi edebiyata rastladım mı oltasına takılmadan duramıyorum işte. *** İnsan dünyaya geldiğinde önce aileyi biliyor. Aile bir yaşayış şekli sunuyor insan zihnine. Bir raya oturtuyor onu. Bir müddet bununla düşüp kalkan insan, büyüyüp başkalarını tanıdıkça rayların çokluğuna tanıklık ediyor. Bir raylar sisteminin içinde olduğunu kavrıyor. Peki bu sistemi kabul edip ona katkı sağlayarak sistemi devam mı ettirecek? Bireyin rolü burada devreye giriyor: Sisteme baş koyabilir, kendi istek ve amaçlarıyla sistemin kurallarını harmanlayarak daha dengeli seyredebilir ya da kendi amaçlarını önceleyerek sisteme karşı çıkabilir. Ama bu hikâye sisteme baş koyan bir adamla başlıyor: Kristóf'la. Kristóf statükoyu koruyan, soylu ailesindeki herkesten beklendiği gibi kendisinden beklenen vazifeleri gerçekleştirmek zorunda olan bir karakter. İşini en tarafsız, en doğru şekilde yapma gayretinde olan bir yargıç. Kendini topluma sunduğu katkıyla tartan, kimliğini topluma dayandıran bir adam. Yozlaşan toplum düzenini, boşanmaları, çıkarcılığı ve iradesizliği eleştiriyor ve toplumu daha iyi hale getirmek için çok çalışıyor. Öte yandan onun hep "olması gereken" kişi olması; kendi isteklerini çoğu zaman bastırmasına, süreğen ve belirsiz bir utanç ve suçluluk hissiyle, baş ağrılarıyla boğuşmasına sebep oluyor. Bu yönüyle eksik, çünkü hem kendi arzularını hiçe sayıyor hem de doğasındaki karanlık yönleri reddediyor. Kitabın ikinci karakteri ise Greiner. Kristóf'un "olması gereken kişi" imajını irdeleyen biri olarak hikâyeye dahil oluyor ve onun bastırılmış yönlerine ışık tutuyor. Sevdiği kadın uğruna her yolu mübah gören bir doktor o da. Bu makyavelist tavrı, zamanla fatalizme dönüşüyor; hayatın gerçeklerine yeniltiyor onu. Olgunlaşıyor. Biz de
Buda'da Bir BoşanmaSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 2022698 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
17 Haziran…..Alex Schulman
10/10
·272 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:46
Çocukluğunuzla konuşabilseydiniz ne sormak isterdiniz… işte kitabın ve kurgunun kalbi bu soru.. #okudumbitti #17haziran İskandinav edebiyatının gözde yazarlarından Alex Schulman.. .acaba hangi kitabı vesilesiyle tanışsam derken son çıkan *17 Haziran *kitabında karar kıldım.. Müthiş bir anlatım ve hikaye.. Schulman bu hikaye için *benim en otobiyografik kitabım* demiş zaten.. Bence bu itirafı olmasa bile, bu kitapta bir yaşanmışlık seziliyor kesinlikle.. çünkü çok derinden, çok içerlerden bir yerden gelen bir hikaye okudum düşüncesindeyim.. . Hikayede kahramanımız bir öğretmendir.. adı Vidar ..ablası anne ve babasıyla sorunlu bir aile onlar..  o dönemde ailesinden kendine kalan yazlık evlerinde bir koli görür.. o kolide ise bir kağıtta evlerinin telefon numarası çıkar ..numarayı tuşlar ve çocuk olduğu 17 Haziran 1986 tarihine gider .. Ve bundan sonrasında çocukluğunun travmalarla geçtiğini ,yer yer sisli olan o zor geçmişi sahne sahne yaşar .. anılarındaki ,kavgaların hiç bitmedigi bir ev hayatı ,onun sarsıntılı bir yetişkin hayatının da ilk temelini atmış olur.. çünkü Vidar birbirini sevmeyen ,her yaptıkları birbirinin sinirlerini zıplatan ebeveynlerin ona sunduğu bir ailede doğmuştur.. duygusal hiçbir destek vermeyen sevgisiz hırçın, vicdan yoksunu bir anne ..ve ona paralel seven ama sevgisini çok belli etmeyen, kendini daha çok seven ,umursamaz bir babanın büyüyen ,daha doğrusu büyümeye çalışan bir çocuğudur.. . Vidar ve ablasının yaşadığı yalnızlık ve duygu sarsıntıları yetişkinlikte de kendini gösterir.. . kitapta beni en derinden yaralayan bir annenin nasıl bu kadar vicdan yoksunu olabileceği.. babalar için bir fikir belirtemem ama *anne ya anne* var mı bir çocuk için daha ötesi.. saç baş yoldurur cinsten bir anne
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,542 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 25. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:39
Aytmatov'u okumak, aslında insanın kendi içine doğru çıktığı sessiz bir yolculuktur. Cemile benim için yalnızca bir aşk hikâyesi olmadı. Hatta kitabın merkezinde aşk olduğunu söylemek bile eksik kalır. Çünkü Aytmatov, aşkı bir sonuç olarak değil, insanın kendini tanıma cesaretinin doğal bir uzantısı olarak ele alıyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan şey iki insanın birbirini sevmesi değil; toplumun dayattığı roller ile insanın kendi hakikati arasındaki o görünmez savaş oldu. Psikolojik açıdan bakıldığında Cemile karakteri, bastırılmış benliğin özgürlüğe yönelişini temsil ediyor. Onun verdiği kararlar, ilk bakışta geleneklere başkaldırı gibi görünse de aslında çok daha derin bir varoluş arayışının yansıması. İnsan bazen başkalarının yazdığı hayatı yaşamayı reddeder ve bunun bedelini ödemeyi göze alır. Bence Cemile tam da bunu yapıyor. Daniyar ise edebiyatta sık rastlanan "kahraman" tiplerinden biri değil. Onun sessizliği, konuşkan karakterlerden çok daha fazla şey anlatıyor. Travmalarını bağırarak değil, içine çekerek yaşayan insanların ne kadar derin olabileceğini gösteriyor. Psikolojide buna duyguların sessiz işlenişi denebilir. En güçlü insanlar çoğu zaman en çok susanlardır. Kitabı okurken sık sık Aristoteles'in "Erdem, insanın kendi doğasına uygun yaşamasıdır." düşüncesini hatırladım. Çünkü Cemile'nin hikâyesi tam da toplumun beklentileriyle bireyin öz benliği arasındaki gerilimi anlatıyor. Aytmatov, ahlakı kurallar üzerinden değil, vicdan üzerinden sorgulatıyor. Bu yüzden kitap, yıllar geçmesine rağmen eskimiyor. Bir başka dikkatimi çeken nokta ise anlatıcının olaylara bakışıydı. Geçmişe duyulan özlem ile çocukluk masumiyetinin birleştiği anlatım, hikâyeyi sıradan bir roman olmaktan çıkarıp adeta belleğin içinden süzülen bir hatıraya dönüştürüyor. Okur olarak
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
10/10
·224 syf.··
2026 76. kitabı
Merhaba, seriye bu kitapla veda etmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Sanırım bir süre üzerimdeki bu etkisi devam edecek. Kesinlikle söylemeliyim ki serinin açık ara favori kitabı buydu bana göre. O her şeyin yerli yerine oturduğu an, Logan ile beraber yaşadığım aydınlanma hissi müthiş bi şeydi. Dördüncü kitabın sonunda çok sinirlenmiştim. Logan'a "Senin onlardan ne farkın kaldı?" diye sormuştum. Neyse ki Logan işinde olduğu gibi duygusal anlamda da zeki bir adammış. Hatasını erkenden fark etmesi ve kitap hatta seri boyunca yaptığı ince davranışlar beni seriye bir tık daha bağladı. Lana... Gerçekten hak ettiğin sonu yaşadığın için o kadar mutluyum ki sana anlatamam. Lana'nın intikam macerasına ortak olmak çok keyifliydi. Ve bu macera tam da olması gerektiği gibi sonlandı. Ve her kitapta olduğu gibi yan karakterlere daha çok alıştım, daha çok bağlandım.Jake, Hadley ve Leonard sizi çok seviyorum :')) Kitabın benim nezdimde artı puan almasının bir sebebi de sonunda en değersiz görünen, hatta sadece ismi kısa bir anlığına geçmiş olan karakterlerin bile sonunu okumamızdı. Yine de okuyacak olanları uyarmalıyım ki kitapta/seride sizi tetikleyebilecek unsurlar bolca yer alıyor. Bunu sadece cinsellik olarak algılamayın gerçekten çok iğrenç şeyler dönüyor. O yüzden hassas iseniz ve henüz reşit değilseniz lütfen okumayın.
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026210 okunma
7/10
·440 syf.··
2026 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:41
“İnsan yaşadıklarını korktuğu için unutur ya da utandığı için…” 𓍯 Ayfer Tunç ~ Annemin Uyurgezer Geceleri 7/10 Ayfer Tunç, bu romanda yalnızca bir ailenin hikâyesinden ziyade hafızanın nasıl çalıştığını, insanın kendini koruyabilmek için neleri unuttuğunu ve unutulan hiçbir şeyin aslında gerçekten kaybolmadığını anlatıyor. Geçmiş; sustukça büyüyen, bastırıldıkça bugünü yöneten görünmez bir mirasa dönüşüyor… İnsan gerçekten geçmişinden kurtulabilir mi? Çocuklukta eksik kalan sevgi, söylenmeyen sözler ve yıllarca taşınan kırgınlıklar yalnızca yaşayanları değil, sonraki kuşakları da biçimlendiriyor. Bazen bir yara, onu açan kişiden daha uzun yaşıyor… Roman boyunca karakterler birbirini anlamaya çalışmaktan çok birbirinin yaralarını derinleştiriyor. Sevgiyle bağımlılık, fedakârlıkla kontrol etme arzusu ve suskunlukla kabulleniş sık sık birbirine karışıyor. Kimse tamamen suçlu değil; ama kimse de geçmişin yükünden bütünüyle kurtulamıyor… Ayfer Tunç’un kalemine hayran olduğum çok kitap oldu; fakat bu romanında uzun cümleler, sık tekrarlar ve yer yer gereğinden fazla uzayan bölümler okuma ritmimi zaman zaman sekteye uğrattı. Buna rağmen insan belleğine, aile bağlarına ve kuşaklar boyunca taşınan yaralara dair kurduğu düşünsel zemin oldukça güçlüydü. Her ne kadar okurken beni zorlayan tarafları olsa da, bitirdiğimde üzerine düşünmeye devam ettiğim romanlardan biri olarak kaldı… “Oysa unutmak insan beyninin hayatı sürdürebilmek için bulduğu en muhteşem çözümdü.” (12) “Kendini sevmeyen hiç kimseyi sevemez.. Önce kendini sevmeyi öğren!” (158) “Yaralanınca insanın annesine ihtiyacı olurdu.” (225) En ağır miras, hiç konuşulmayanlardır .. Keyifli Okumalar .. . . .
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,3bin okunma