Karalamalarla dolu bir defter
Bana kendini anlatıyorsun, sanki bir insan değil de yıkılmış bir devletin son nüfus sayımısın. Bir gün köylüsün, toprağa secde eden ellerin var. Bir gün diktatör, kendi kalbine bile söz hakkı vermiyorsun. Sana güzel desem aynalara savaş açıyorsun. Çirkin desem bütün gece susuyorsun. Zeki olduğunu biliyorum. İnsan kendi canını bu kadar ustalıkla yakmayı aptallıkla başaramaz. Herkes aura peşinde koşarken sen yaralarının etrafında dolaşıyorsun. Sanki acı çekmek gizli bir asalet nişanıymış gibi. Omuzlarında taşıyorsun Yaşaman lazım. Bunu sana kaç kere söyledim bilmiyorum. Çünkü sen bazen yaşamamayı düşünürken bile hayatın ortasında duruyorsun. Bir bebek ağlaması duyunca dönüp bakıyorsun,sinirden yaşlı bir köylü görünce üzülüyorsun, kırık bir ağacı görünce susuyorsun. Ölmek isteyen dünyanın ayrıntılarını böyle sevmez. Kalp damarlarında dolaşan şey kan değil senin, itiraz. Bu yüzden yoruluyorsun. Bu yüzden kimseye benzemiyorsun. Seni dinleyen herkes başka bir anlam çıkarıyor. Farklı yorumumda seni, bir mezhep oluşuyor Bir kısmı deli diyor . Bir kısmı şair. Bir kısmı kayıp. Bir kısmı kurtulmuş. Ben hiçbirine inanmıyorum. Çünkü ben seni gecenin üçünde sebepsiz yere sessizleşen yüzünden tanıyorum. Dünyayı değiştirmek ister gibi konuşup bir kediyi incitmekten korkan kalbinden. Ve sana bakınca bazen garip bir şey düşünüyorum İnsanların güç dediği şey belki de yalnızca kırılmaya devam edip taşlaşmamaktır diyorum sana Act
Şiir
Birinin ama her şeyi...
Yeni uyandım/ dünyada yeni uyanma anına benzeyen bir an var/ ölemediğin/ ama yaşamaya da devam edemediğin bir zaman/ yastığının altında bir muska, üstünde birkaç yıllık gözyaşı, kenarında hüzün tanelerinin olduğu bir kanaviçe/ ağlayarak uyanan kaç kişi kaldı? ağlayarak uyanıyorsun çoğu zaman/ herkesin herkesten biraz almak istediği bu çağda/ sen, birinin her şeyi olmak istiyorsun/ birinin/ ama her şeyi/ sabahın körü/ çok sevdiğin bir yerden hiç istemediğin bir yere gitmenin gömleği üzerinde/ epeydir ne sen anlıyorsun gittiğin yeri, ne gittiğin yer anlıyor seni/ ne sanıyordun/ dünya zaten hep böyle bir yerdi diyor birileri sana sürekli/ saçların her sabah biraz daha büyük/ saçların her sabah biraz daha benim/ biraz daha benimle/ her gece kolum yastığın altındaki o muskaya değiyor/ üzerime döktüğüm her şey senin yüzündendir diye bağırıyorum herkese/ ben ne zaman bağırsam kimse seni anlamıyor/
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitaplarımız
Her kitap bir hayalle başladı… Her sayfa bir emeğin, bir umudun ve uzun bir yolculuğun izlerini taşıdı. Okurlarıyla buluşturduğumuz eserler: 📖 Dostluk Ağacı – Eylül Liva Çakır 📖 Babamdan Yadigâr Zaman – Kader Çakır 📖 Sıradan Bir Aile – Kader Çakır 📖 Kolsuz Bakkal – Kader Çakır 📖 Düş Çocuğu – Kader Çakır 📖 Emanet – Kader Çakır 📖 Aşk Susuz Kaldı – Kader Çakır 📖 Har – Esra Tok 📖 Bulut’un Kış Macerası – Öykü Asel Çakır 📖 Bulut’un Futbol Macerası – Öykü Asel Çakır 📖 Bulut’un Uzay Macerası – Öykü Asel Çakır Çocuk edebiyatından aile romanlarına, dramdan dostluk hikâyelerine kadar farklı türlerde eserleri okurlarla buluşturmanın mutluluğunu yaşadık. Farklı hikâyeler, farklı karakterler, farklı duygular… Ama hepsinin ortak bir noktası var: Okuyucunun kalbine dokunmak. Yazarlarımızın emeklerine, bizlere güvenerek çıktıkları bu yolculuğa ve kitaplarımızı okuyan tüm okurlarımıza teşekkür ederiz. Yeni hikâyeler, yeni yazarlar ve yeni kitaplarla büyümeye devam ediyoruz. 🌳 Aseliva Yayınevi “Her kitabın bir ağacı, her ağacın bir hikâyesi vardır.”
Edebiyat
Aseliva Yayınevi Kitapları
Her kitap bir hayalle başladı… Her sayfa bir emeğin, bir umudun ve uzun bir yolculuğun izlerini taşıdı. Okurlarıyla buluşturduğumuz eserler: 📖 Dostluk Ağacı – Eylül Liva Çakır 📖 Babamdan Yadigâr Zaman – Kader Çakır 📖 Sıradan Bir Aile – Kader Çakır 📖 Kolsuz Bakkal – Kader Çakır 📖 Düş Çocuğu – Kader Çakır 📖 Emanet – Kader Çakır 📖 Aşk Susuz Kaldı – Kader Çakır 📖 Har – Esra Tok 📖 Bulut’un Kış Macerası – Öykü Asel Çakır 📖 Bulut’un Futbol Macerası – Öykü Asel Çakır 📖 Bulut’un Uzay Macerası – Öykü Asel Çakır Çocuk edebiyatından aile romanlarına, dramdan dostluk hikâyelerine kadar farklı türlerde eserleri okurlarla buluşturmanın mutluluğunu yaşadık. Farklı hikâyeler, farklı karakterler, farklı duygular… Ama hepsinin ortak bir noktası var: Okuyucunun kalbine dokunmak. Yazarlarımızın emeklerine, bizlere güvenerek çıktıkları bu yolculuğa ve kitaplarımızı okuyan tüm okurlarımıza teşekkür ederiz. Yeni hikâyeler, yeni yazarlar ve yeni kitaplarla büyümeye devam ediyoruz. 🌳 Aseliva Yayınevi “Her kitabın bir ağacı, her ağacın bir hikâyesi vardır.”
Edebiyat
Tülay German, varlıklı bir ailenin kızı olarak, 27 Ocak 1935'te İstanbul'da dünyaya gelir. Tülay, daha dört yaşındayken, Kalamış'taki yazlık evlerinde komşularına şarkılar söyler, güçlü yanık sesiyle onları büyüler. İlk söylediği parça: Yesari Asım Arsoy'un "Ayrı Düştüm Sevgilimden, Dünya Bana Dar Oldu" şarkısıdır.. İlkokul yıllarında Ankara Radyosu'nda Schubert'in "Serenad"ını ve "Ihlanur Ağacı"nı söyler. İlkokul yıllarında da sesinin güzelliğiyle dikkat çeker ve çoğu etkinlikte şarkı söyler. İlkokulu bitirdiğinde Ankara Devlet Konservatuvarı'na girmeyi hayal eden Tülay, baba ve annesinin isteği üzerine konservatuvara gidemez. Eğitimine, annesinin ısrarıyla Üsküdar Amerikan Koleji'nde devam etmeye başlar.. 1960 yıllarında Tülay, İtalyan orkestrasının basçısı Mario Bergamini ile bir konser sonrası tanışır. O gün ona kendi çaldığı piyano eşliğinde "Summertime" şarkısını söyler. Mario, kusursuz caz parçası söyleyen Türk kızından çok etkilenir ve inatlaşmayla başlayan bu ilişki kısa sürede aşka dönüşür. Mario'dan evlenme teklifi alan Tülay, evlenerek aralarındaki sihrin bozulmasını istemediğini söyler. Tülay, Mario ile beraber İtalya'ya yerleşip hayatlarına orada devam etme kararı aldıklarını ailesine söylediğinde; kızlarının zaten şarkıcı olmasının istemeyen aile, şarkıcı biriyle evlilik dışı yaşamasını reddeder ve Fikret German'ın yüksek mevkili arkadaşları aracılığıyla Mario ülkeden sınır dışı edilip ülkesi İtalya'ya yollanır. Bu olay Tülay'ı çok etkiler ve ailesiyle arasının iyice açılmasına neden olur.. Tülay, 25 yaşındayken arkadaşlarıyla sık sık gittiği Ankara "Süreyya Gazinosu"ndan teklif alır. Ailesinden gizli, evden kaçar ve bu gazinoda ilk defa sahneye çıkıp şarkı söylemeye başlar... Bir gün babasının arkadaşına gazinoda yakalanır. Bunun üzerine babasından
Soner A. Soner A. Ne bulsam okurum... Soner A. Soner A. İnsanın iradesi sağlam ise elinde tuttuğu kitap en güzel fidan olur zihninizde tohum vererek en güzel ağacı yeşerterek boy verir fakat iradeniz sağlam değilse kitap gül olsa elinizde çürür diken sarar elinizi Ama yurttaşlarının mallarına el sürmekle kalmayıp onları köleliğe de sürükleyenlere bu çirkin adlar verilmez.” Devlet Platon (Eflatun) Soner A.Soner A. Seher vakti çaldım yarin kapısını Günah var ise sevilenin gözlerinde Sizi sürükler kölelik ve çirkinlere Güzel ise yar açar size ahiretin yapılarını insanlardan kötülük görenlerin doğruluklarından bir şey kaybetmeleri kaçınılmaz.” Devlet Platon (Eflatun) Soner A.Soner A. Doğru insanlar murad alırlar onlar suna kuşu ile dost olur eğri insan ise gökteki kuşa tuzak kurar kuş yuvalarını bozar "İnsan ölüme doğru gittiğini fark ettiğinde daha önce hiç aklına gelmeyen düşünceler ve kaygılarla dolmaya başlar
Duygu ve Düşünce