EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin.
Bismillahirrahmanirrahim. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn. Er rahmânir rahîm. Mâliki yevmid dîn. İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn. İhdinâs sırâtel mustakîm. Sırâtallezîne en’amte aleyhim. Gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn.
Allah’ın Fatiha’daki muradını, kulluğumuz için Fatiha’nın önemini anlatıyorduk, Fatiha’yı bir dua olarak nasıl anlamamız gerektiğini anlatmıştık, yine devam ediyoruz inşallah.
Kur’an, insanın hayat kitabıdır; yani insanın, hayatında yaşadığı her an mutlaka Allah’ın emriyle, hükmüyledir. İnsanın herhangi bir olay karşısında ne yapması gerektiği Kur’an’da mutlaka vardır. Bu yüzden Allah, Kur’an’ı birden bir kitap olarak indirmemiş, yirmi üç senede tedrici olarak, parça parça, bütün hayata yayarak indirmiştir.
Bütün varlığın merkezinde insan vardır. Bunu laf olsun diye ya da herhangi bir kitaptan okuduğum için değil Allah böyle öğrettiği için söylüyorum.
İnsanın hayatı Kur’an demektir. Allah, insanın kendi hayatını Kur’an’a göre yaşamasını istemiş, dolayısıyla fıtrat itibariyle de onu bir Kur’an olarak, bir kitap olarak yaratmıştır. Bütün Kur’an, insanda mevcuttur. Kur’an insanda mevcut olmazsa insanın Kur‘an’ı anlaması ve yaşaması mümkün olmaz. Allah, insanın gönlündekini, fıtratını, Kur’an’ı indirip insana hatırlatır; yani “senin için böyle bir hayat takdir etmişim, sen böylesin, sen canlı Kur’an’sın” der.
Kur’an’ın canlanıp, bir insanın suretine bürünmesi mümkün olsaydı suretine bürüneceği kişi Resulullah (s.a.v.) Efendimiz olurdu. Bu durumda Resulullah (s.a.v.) Efendimiz canlı Kur’an demektir. Eğer Resulullah