Yıldızlar.
__Bazı insanlar gökyüzüne bakınca sadece yıldız görür. Ben ise binlerce yarım kalmış hikâye görüyorum. Belki de bu yüzden yıldızları bu kadar seviyorum. Çünkü onlar kusursuz değiller. Kimisi çoktan sönmüş olmasına rağmen ışığı hâlâ bize ulaşmaya devam ediyor. Yani bazen gördüğümüz en parlak şey, aslında çok uzun zaman önce kaybolmuş olabiliyor. İnsan da biraz böyle değil mi? Bazen gülümseyen bir yüzün içinde yıllar önce kırılmış bir çocuk yaşar. Belki de bu yüzden geceyi seviyorum. Çünkü gündüz herkes birbirine iyiymiş gibi bakıyor. Ama gece... Gece kimse rol yapmak zorunda değil. Yıldızlar da öyle. Onlar sadece oradalar. Kimseyi ikna etmeye çalışmadan, kendilerini anlatmaya uğraşmadan, sessizce parlıyorlar. Ne zaman kendimi kaybolmuş hissetsem başımı kaldırıyorum. Gökyüzü bana aynı şeyi fısıldıyor: "En karanlık geceler, en çok yıldızı saklar." Ve o an anlıyorum. Belki de insanın umut dediği şey, tam olarak budur. Uzanıp dokunamayacağını bildiğin hâlde, her gece aynı gökyüzüne bakmaya devam etmek. Çünkü bazen bir yıldız, sana ulaşmak için yıllarca yol alır. Belki de bazı umutların gecikmesi, hiç gelmeyecekleri anlamına değil...
Güzel Atlar Ülkesi
Toprağın altında bulunan her tünel yalnızca taştan örülmüş bir yapı değildir; bazen yüzyıllardır anlatılmayı bekleyen bir hikâyedir. Güzel Atlar Ülkesi, Kapadokya'nın büyülü atmosferinde geçen, geçmişin izlerini bugüne taşıyan, merak duygusunu hiç kaybetmeyen çok keyifli bir tarihi kurguydu. Özellikle Anitta'nın anlatımları beni hikâyenin içine daha da çekti. "Bazı kapılar sadece başka bir odaya değil, başka bir zamana açılır." Bu cümleyi okuduktan sonra kitabın kapağını kapatsanız bile hikâyesi zihninizde yaşamaya devam ediyor.
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Eşit Başlamadığımız Bir Yarış...
Eğitimde fırsat eşitliğini bırakın fırsat uçurumu var. Öğrenciliğimde bu uçurumun bu kadar farkında değildim. Kast sistemi ya da sosyal sınıflar(özgür doğanlar ve köleler) sadece tarih kitaplarında kalmadı; biçim değiştirerek yaşamaya devam ediyor. 🙂 Meslek liseliyim. (Bu bazı öğrencilere umut oluyor. Ne mutlu.) Devlet üniversitesinde okudum, yine devlet üniversitesinde yüksek lisans yaptım. Üniversiteye dereceyle yerleştim, dereceyle mezun oldum. İlk öğretmenlik stajımı Fen Lisesi’nde yaptım. Sonra meslek lisesinde öğretmenliğe başladım. 😊 Türkiye’de bazı ailelerin bir çocuğun eğitimine ayırdığı bütçe, bazı ailelerin aylık gelirinin iki-üç katı, bazen daha da fazlası olabiliyor. Bir tarafta okuyabilmek için çalışmak zorunda olan, ders çalışacak zamanı ya da ortamı olmayan çocuklar… Diğer tarafta önüne bütün imkânlar serilmiş çocuklar… Sonra bu iki tarafı aynı parkurda yarıştırıyoruz. (Sokakta kağıt toplayan, ışıklarda mendil satan çocuklar için bir şey yapılmamasına değinmiyorum bile...) Yine de hep bu eşitsizliğin yenilebileceğini, sosyal ve ekonomik koşullar farklı olsa da her insanın bir beyne sahip olduğunu(en azından bu konuda eşitiz. 😊) savundum. Ve bunca eşitsizliğe ve imkansızlığa rağmen başarmış insanların sayısının da az olmadığını düşünüyorum. Daha çok çabalamak ve daha çok yıpranmak koşuluyla... :) Diğerlerinin 3x çabayla ulaştığı başarıya, senin belki 10x enerji harcamayı kabullenmen, o aradaki uçurumu sağlığınla ve sabrınla kapatmaya çalışman, bitmek tükenmek bilmeyen bir çalışma azmine ve keçi inadına sahip olman gerekiyor. 100 defa düşsen de 101. defa "yeniden" ayağa kalkabilmelisin... Bu şekilde yıpranmayı göze alamadığında özel sektörde ya da sevmediğin bir işte vs. çoğunlukla yine yıpranıyorsun maalesef... Velhasıl eğer böyle bir yarışın
KUANTUM FİZİĞİ "NAZAR DEĞMESİNİ DE" AÇIKLAR MI?
"Bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer." 2. Söz'den. Zaman zaman kuantum fiziği ile ilgili kitaplar okurum. "Hakikatin tâ kendisidir!" demek aşırılığına kapılmam. Hayır. Zîra, imân ederim, hakikat ancak el-Muhît olan Allah'ın elindedir. Rabbü'l-Âlemîn olarak her şeyi yaratan Odur. Evet. Her şey hakkındaki en doğru bilgiyi her şeyi yaratmak itibariyle her şeyi kuşatan Vahid-i Ehad söyleyebilir. Parçadan bütüne gidenlerin bilgisinin kıymetiyse ulaşabildikleri parçanın büyüklüğüne göredir. Ne kadar kuşatabildilerse o kadar! Fakat şu kadarcık hakkını veririm: "Kuantum fiziği beşeriyetin gözünü bir parça açmıştır." Ne anlamda? Geçmiş yüzyılın materyalist fizik yaklaşımını aşmak bağlamında. Aynen. Materyalizmin eşya yaklaşımı sadece "gözleneni" esas alıyordu. "Gözlemciyi" bir detay gibi görüyordu. (Ve hiç hesaba katmıyordu.) Dolayısıyla hakikatin dairesi şahit olunandan ibaretti. Ancak kuantum fiziği bunu bir parça kırdı. Gözlemcinin de gözlemlediği şeyi etkilediği gibi bir yere götürdü bizi. Dalga-tanecik araştırmalarıyla yazıyı uzatmayayım. Lakin kuantum fiziğiyle asgarî ilgilenenler dahi bilirler: Gözlemcinin yaratılışa etkisi üzerine acayip acayip iddialarda bulunmaktadır. İşte, bir şekilde, bunun, Bediüzzaman Hazretlerinin "mânâ-i harfî" ve "mânâ-i ismî" kavramlaştırmalarına da bakabileceğini düşünüyorum arkadaşım. Çünkü, o, bir yerde Refet abiye bu ıstılahları tarif ederken diyor ki: **"Sen âyineye baksan, eğer âyineyi şişe için bakarsan, şişeyi kasten görürsün. İçinde Re'fet'e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir. Eğer maksat, mübarek simanıza bakmak için âyineye baktın; sevimli Re'fet'i kasten görürsün. (...) Âyine şişesi tebeî, dolayısıyla nazarın ilişir. İşte birinci surette âyine şişesi mânâ-yı ismîdir; Re'fet mânâ-yı harfî
Kuantum Fiziği
Okumaya devam
Hayat bazen cevap vermiyor. İnsan yine de sayfayı çevirmeye devam ediyor.
Alıntı
Bir çocuk düşün ne yapacağını bilemeyen!
TERÖR devleti İsrail'in Filistin topraklarında soykırım ve savaç suçu işlemeye devam ettiği bir kez daha kanıtlandı. Son kanıt raporunu Birleşmiş Milletler (BM) Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu yayınladı. Komisyon, BM İnsan Hakları Konseyi'nin 62. Oturumu kapsamında yeni raporunu yayımladı. İşte raporda insanlık tarihine kara leke olarak geçecek detaylar: İsrail güvenlik güçleri, Gazze Şeridi'nde Filistinli çocukları kasten hedef alarak soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işlemeye devam ediyor. Batı Şeria'da savaş suçları işliyorlar. Ekim 2025'ten beri yürürlükte olan ateşkesten bu yana 265 çocuğu öldürdüler. ÇOCUKLARA CİNSEL ŞİDDET İsrail saldırılarının yoğun ölçeği ve sistematik doğası devam ediyor. Bu saldırılar Filistinli çocukların eşi benzeri görülmemiş ölüm, yaralanma ve travmalarına yol açıyor. İsrail'in çocuklara karşı cinsel şiddet uyguladığı da raporda yer aldı. Komisyon geçen yıl da İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere karşı soykırım işlediği sonucuna varmıştı.(_sabah_)
1000Kitap