Düşlerinizin peşinden gidiyorsanız, bütün gemilerinizi yakın. Hiçbir kapıyı açık bırakmayın- örneğin, şöyle bir bahaneniz olmasın kesinlikle: 'Benim istediğim tam olarak bu değildi,' gibisinden... Bu cümle bozgunun tohumunu barındırır kendisinde. Kararsız adımlarla yürüseniz de, daha iyisini yapacağınıza inansanız da yolunuza devam etmeyi göze alın. Sahip olduğunuz olanakları, önünüzdeki sınırları kabul edecek olursanız, geleceğe emin adımlarla ilerlersiniz. Buna karşılık, sınırlarınızı yadsıyacak olursanız, bunlardan asla kurtulamazsınız. Yolunuzu cesaretle gözünüzün önüne getirin ve başkalarının eleştirilerinden korkmayın. Hele, özellikle, özeleştirinin sizi kötürüm etmesine izin vermeyin.
Sayfa 61 - Can Yayınları
Vaktiyle Sultan Mahmut Han, belirli aralıklarla yaptığı gibi, tebdili kıyafet çarşı pazar gezmeye koyulmuş. Çarşıdabir kıraathanede oturup insanlarla sohbet ederken yan ta raftan gelen ses bir hayli dikkatini çekmiş. Yaşlı bir demirci, bir yandan demir dövüyor, bir yandan da 'Tıkandı da tıkandı!' diyerek kendince söyleniyormuş Sultan Mahmut Han, merak edip yanındakilere sormuş, 'kimdir bu?' diye. Etraftakiler "Tıkandı Baba diye bilinir!" deyince, merakı iyiden iyiye artmış ve bu yaşlı adamın yanı-na varmış; 'Hayırdır baba, ne tıkandı?' diye sormuş. Adam, 'Uzun hikaye evlat!' diyerek yine başlamış "Tıkandı da tıkan-dı!" diye bir yandan demir dövüp bir yandan da söylenmeye. Sultan Mahmut Han iyice meraklanmış ve "Baba anlat n'olur, dinlerim ben!" deyivermiş. Adam bu içten talebe dayanamamış ve 'Otur evlat o halde!' diyerek başlamış an-latmaya; "Bir gece rüyamda çok büyük bir şadırvan ve üzerinde sayısız çeşme gördüm. Çeşmelerin her biri farklı bir şekil-de akıyordu. Kimi gürül gürül çağlıyor, kimi sicim gibi, ki-misi ise damla damla. Bu nedir diye sordum etraftakilere, nasip çeşmesidir dediler. Biri vardı ki çağlayan gibi, bu ki-mindir ağalar dedim, o padişah efendimizindir dediler. Bir diğerini sordum falanca sadrazamındır diye mukabele et-tiler. Peki, şu kimindir diye işaret ettim, falanca tüccarın-dır dediler. O sırada içlerinden biri dikkatimi çekti. Böyle adeta sızıntı şeklinde akıyordu. Efendiler peki ya bu kimin diye sordum; senindir dediler. Üzüldüm bu cevaba, iste-dim ki benimki de böyle gürül gürül aksın ve elime orada bulduğum küçük bir odun parçasını alıp kendi çeşmemin ağzını açmaya çalıştım. Odun çeşmenin ağzına tıkanıp kı-rıldı; azıcık süzülen su, artık damlamaya başladı. O telaşla, en azından eskisi gibi olsun diye daha da zorladım. Bu se-fer iyiden
Sayfa 104 - Aşina kitap
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Allah Vedud’dur
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Biri Allah’ın dinini anlamazsa dini bu sefer kendine göre; yani kendi bilgisiyle, öğrendikleriyle, duyduklarıyla anlamaya çalışır. Dolayısıyla dinini Allah’tan öğrenmediği için o öğrendiği din Allah’ın dini olmaz. Allah ayet-i kerimede; “Allah sizin için İslam’ı din olarak seçmiştir”(Mâide /3) buyurur. Yani kim İslam’dan başka din arar, kendine göre bir din üretirse o din ondan kabul edilmez. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz Cibril Hadisi’nde, Hz. Cebrail (a.s.) ile yaptığı konuşmasında Allah’ın dinini beyan etmişti. Daha önceki kitaplarda bu Cibril hadisini anlatmıştım. İsterseniz Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in Cebrail’e verdiği cevaplarda ne buyurduğunu kısaca hatırlayalım. Sahabe anlatır; Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’le birlikte açık bir alanda otururken beyaz elbiseli biri geldi, üzerinde yolculuk yaptığına dair en ufak bir iz bile yoktu. Sonra Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in yanına dizi dizine değecek kadar yaklaşıp oturdu ve Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’e; -İman nedir, diye sordu. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; -İman; Allah’a, meleklere iman etmendir. Ve bi likaihi Allah’a kavuşmaya, vuslat etmeye, vasıl olmaya, Allah ile karşılaşmaya, seni huzura almasına iman etmendir, buyurdu. Lika; karşılaşmak, mülaki olmak anlamına gelir. Demek ki Allah’a mülaki olmaya iman etmek imanın şartıymış. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz imanı anlatmaya devam edip; Allah’ın resullerine iman etmen, öldükten sonra dirilmeye, Allah’ın huzuruna çıkıp hesap vermeye iman etmendir, buyurdu. Demek ki “imanın şartı altıdır” deyip amentuyu okumak
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Düşlerinizin peşinden gidiyorsanız, bütün gemilerinizi yakın. Hiçbir kapıyı açık bırakmayın... Kararsız adımlarla yürüseniz de, daha iyisini yapacağınıza inansanız da yolunuza devam etmeyi göze alın. Yolunuzu cesaretle gözünüzün önüne getirin ve başkalarının eleştirilerinden korkmayın. Hele, özellikle, özeleştirinin sizi kötürüm etmesine izin vermeyin. Uykusuz gecelerinizde Tanrı sizinle birlikte olacaktır ve O'nun sevgisi sizin gizli gözyaşlarınızı kurutacaktır. Tanrı, yılmazların Tanrısıdır.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Alıntı
Prens Joffrey... hayır, Kral Joffrey... şövalyelerin kalkanlarının arasından çıktı. "Annem, Lord Eddard'ın siyahları giymesine izin vermemi rica etti ve Leydi Sansa da babasının hayatı için yalvardı." Sansa'ya baktı ve gülümsedi. Arya bir an için dualarının kabul edildiğini düşündü ama Joffrey kalabalığa dönüp konuşmaya devam etti. "Fakat onlarda yumuşak kadın kalbi var. Kralınız olarak ben, hainlik gibi büyük bir suçun cezasız kalmasına göz yumamam. Sör Ilyn, bana hainin başını getirin."
Sayfa 746·Kitabı okudu
Alıntı
Kendimenot
Düşlerinizin peşinden gidiyorsanız bütün gemilerinizi yakın. Hiçbir kapıyı açık bırakmayın. ... Kararsız adımlarla yürüseniz de daha iyisini yapacağınıza inansanız da yolunuza devam etmeyi göze alın. ... Yolunuzu cesaretle gözünüzün önüne getirin ve başkalarının eleştirilerinden korkmayın. ... Uykusuz gecelerinizde Tanrı sizinle birlikte olacaktır ve O'nun sevgisi sizin gizli gözyaşlarınızı kurutacaktır.
Sayfa 61·Kitabı okudu
1000k