10/10
·278 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Roman okurken olaylardan ziyade nasıl anlatıldığı, hangi kelimelerin yan yana geldiği ve bana neler hissettirdiği ile daha çok ilgileniyorum .Yazar kelimeleri hoş bir şekilde yan yana getirmekle kalmamış adeta kelimelere dans ettirmiş Olaylara kapılmış giderken arada öyle cümleler çıkıyor ki karşınıza hoş bir tebessüm bırakıyor yüzünüze, ya da minik tatlı bir hüzün ... Mesela ; " Senin kalbin , coğrafyanın en bereketli toprakları gibi. Gözyaşı döktüğün yerde bile öfken değil, merhametin filizlenir." cümlesi bunlardan sadece bir tanesi. ș "Arka bahçe" diye kelimelere döktüğü paragraf derin derin düşünmeye sevkediyor okuru... Sonra Alaska'nın hikayesini son sayfalarda soluk soluğa okurken buluyorsunuz kendinizi... "Ahhh Alaska " diye bir iç çekişle kapatıyorsunuz kitabı. Hemen yazara "Ne zaman gelecek bu hikayenin devamı ?" diye mesaj bırakmak isterken, saatin çok geç vakit olduğunu farkediyor ve usulca telefonu tekrar yerine bırakıyorsunuz. c Geride bıraktıkların seni bırakmıyor sevgili YAZAR ;) - NE ZAMAN GELECEK HİKAYENİN DEVAMI ? :))
AlaskaDerya Bozkurt · Perseus Yayınevi · 20262 okunma
3/10
·656 syf.··
2026 23. kitabı
Sırf 4 kitap olsun diye yazılmış bir seri devamı. İlk 3 kitaptan oldukça keyif aldım. Fakat artık bu kitap beni boğdu boğdu fırlattı. Bu kadar uzatmak değil tabiri caizse sündürmek aşırı sıktı. 3 kitaplık gayet makul bir seri olabilirdi. Ahuzarın sürekli aynı rüyalarını, +18 sahnelerin birkaçını, gereksiz detayları da çıkarsak hem insanı sıkmayan hem de gayet tadında bir hikaye olurdu. Kitabın başında Ahuzar'ı neden Timurdan sakladılar mesela? Hayır madem Timur tek bir telefonla güvenliklerini sağlayacaktı neden aylarca yaşadığını dahil sakladılar da biz her iki tarafın da acısını sayfalarca okuduk? Adem abi mesela gelip ne yaptı? Kadir Tönge yi bile öldürmeyen Adem abi gitti Kralşana kadirin yerini söyleyen adamı vurdu? Amaç?? Defne Doktor sahneleri de bir o kadar sıktı beni. Siyahi adam? Kenan Kralşan'ın sonu? Yani bilmiyorum o kadar gereksiz şey okumuş gibi hissettirdi ki. Sürekli bir şeyler oldu ve 'eee sonraaaa!!" Dedim kendi kendime okurken. Bir de o kadar "güçlü" mafyaların burnunun dibine kadar giriyor vuruyor burnu kanamadan da ayrılıyordu Timur. Madem bu kadar kolaydı bunların işini bitirmek bu zamana kadar elde bu kadar kanıt belge varken(Ahuzarın ve Adriel'in topladıkları bile yeter) neden yok edilmedi? Hani bunlar gibi hiçbir yere varmayan sahneler okumak yerine mesela Irmak karakterini okumak isterdim. Irmak'ın ölme sebebi Kenan'ın sonu o şekilde olsun diye miydi diye düşündüm ve sinirlendim açıkçası. Ne var canım Timur evine sızar öldürürdü??? Artık boğulduğum için keyifle okuyacağım yerleri hızlı hızlı geçip bitirdim cidden. İlk kitabı sevdiğim için 4 ü de almayı düşünüyordum ama iyi ki almamışım. Koca koca 576 650 sayfalar arasında 4 kitap, Timur'un plan dahi yapmadan odaya rahatlıkla girip ortadan kaldırdığı bir mafya örgütü üzerinde döndü durdu
Bülbül Kapanı IVLoresima · Ephesus Yayınları · 20251,032 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·352 syf.··
2026 1. kitabı
Bazı kitapları okumadan önce yazarları hakkında da biraz bilgi sahibi olmak, kitabın anlaşılmasını daha kolay hale getiriyor. George Orwell’ın da özellikle bu eseri özelinde tanınması gereken yazarlardan biri olduğunu düşünüyorum. Totalitarizm eleştirisinin belki de şahı sayılabilecek bu eser, Orwell’ın hayatından çok fazla beslenmiştir. Gerçek adı Eric Arthur Blair olan yazar; ailesi, yazdığı şeylerden utanç duymasın diye kendine bir takma ad bulma ihtiyacı duyarak George ismini bir kral adından, Orwell ismini de bir nehir adından alıp mahlasını oluşturmuştur. Yazar, babası o dönemlerde İngiltere sömürgesi olan Hindistan’da görevli olduğu için orada doğmuştur. Yaşam şartlarının zor olduğu bir ortamda doğması, henüz sekiz yaşında bir yatılı okula verilmesi, okul şartlarında despot yöneticilerle muhatap olmak zorunda kalması, altına kaçırma problemi gibi unsurlar, fikir dünyasının temelini çocukluğunda atmaya başlatıyor. Altına kaçırmamak için tanrıya dualar etmesi fakat bir şeyin değişmemesinden sonra kötülüğün, kötü olanla yaşamanın kaçınılmaz bir şekilde hayatta var olduğunu düşünmesine sebep oluyor. Baskıcı okul idarecileriyle yaşadıkları, baş kaldırma dürtüsünü ve sonuçlarının neler olduğunu erken yaşlarda yazara öğretiyor. Liseye gittiğinde edebiyat öğretmenliğini bir başka distopya yazarı olan Huxley yapıyor. Tam olarak bilemesek de bu durumun, Orwell’ın yazım dünyasında bir etkiye sahip olduğunu düşünebiliriz. Liseden sonra parası olmadığı için üniversite eğitimi alamayıp Burma’ya şimdiki adıyla Myanmar’a polis olarak gidiyor. Burada yedi sene görev yapmış olsa da bu durumu sindiremiyor. Kraliçeye karşı işlenen her suçun acımasızca cezalandırılması ve kendisinin de bu baskıcı gücün parçası olması hoşlanmadığı bir durum halini almaya başlıyor. Bu işten
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Zaman Sığınağı
6/10
·296 syf.··
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
Üçlemenin son kitabı zaman, nostalji, hafıza kaybı ve geçmişe sığınma konuları üzerine yoğunlaşıyor. Gaustin, özellikle son iki kitapta belirgindir ve üçlemeyi birbirine bağlar. Gospodinov röportajlarında bu üç romanı bir neslin hikâyesi veya ortak bir anlatıcının devamı olarak gördüğünü belirtir. Kitap beş bölüm ve epilogdan oluşur: Geçmiş Kliniği, Karar, Nevi Şahsına Münhasır Bir Ülke, Geçmiş Referandumu, İhtiyatlı Canavarlar ve Epilog Atmosfer: Melankolik, ironik, distopik ve felsefi. Nostaljiyi hem cazip hem tehlikeli gösterir. Hafıza kaybı yaşayanlar için “geçmiş klinikleri” kurulması, sonra bunun topluma yayılması ve Avrupa’da “geçmiş referandumları” ile distopik bir hal alması anlatılır. Georgi Gospodinov
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,710 okunma
İnsancıklar // #kitapyorumu
8/10
·184 syf.··
2022 11. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2022 00:00
• Konusu • Uzun yıllardır memurluk yapan hafif ihtiyarlamış Makar Alekseyeviç'in uzaktan akrabası olan ve içten içe duygular beslediği Varvara Dobroselova'yla olan karşılıklı mektuplaşmasını ve bu kadına gösterdiği saygınlık çabalarını okuyoruz kitapta. Zihinsel ve mekânsal betimlemelerin yoğun fakat akıcı olduğu bu kitap asıl olarak toplumsal içeriklidir. Erkek karakterin toplumu tasvir etme şekli okuyucuya estetik bir haz sunuyor. Kitabın genel kısmı Makar Alekseyeviç'in yaşadığı geçim sıkıntısını anlatıyor. Bu kadar zor derecede geçinmesine rağmen eline geçen paradan bir kısmını mutlaka o kabul etmemesine rağmen Varvara'ya gönderiyor. Varvara ise dikiş işinden kazandığı para ile elinden geldiği kadar ona yardım etmeye çalışıyor. Ceket dikiyor, sevdiği kitapları gönderiyor….. Ama Makar bu durumu abartmış bir şekilde yapıyor, kazandığına göre fazla miktar gönderiyor. Onun dışında sadakat dolu diyaloglarını okuyoruz. Kitabın sonlarına doğru durumlar ve șartlar daha da değişiyor. Bakalım Makar ve Varvara'nın hayatı ne yönde değişecek? • Benim Yorumum • Kitaba başladıktan sonra çok uzun süren bir reading slump dönemine girdim, buna rağmen sevdim. Genel olarak sorarsanız beğendim kitabı. Bir klasik kitaba göre oldukça akıcıydı. Fakat tam puan vermememin sebebi sanki mektuplar birbirlerinin devamı niteliginde değildi ilk 100 sayfada. Yani gönderilen mektuba cevap verilirken sadece kendi başına gelenlerden ve duygularından bahsediliyordu. Çok kopuk olmuyordu ama önceki mektuba bir cevap verilseydi daha iyi olurdu bence. İleriki sayfalarda daha az rastladım bu duruma. Onun dışında karşılaştığım yazım hatalarından da puan kırdım. Bir diğeri, Makar'ın geçim sıkıntısı çekmesine rağmen fazla abartılı yardım yapmasını pek doğru bulmadım. Ama genel olarak sevdim, akıcıydı. Bu
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 15:12
Hikmet Hükümenoğlu'ndan okuduğum 5. Kitap Bu Dünyada Yaşamak. Normalde yazarların kitaplarını kronolojik sırayla okurum ama ,Hikmet Hükümenoğlu'nda ilk Körburun'u sonra ilk kitabı olan Kar Kuyusu'nu okuyunca sıralama karıştı Gelelim kitabımızın konusuna, Sonra Gözler Görür'ün devamı niteliğinde de okunabilir,bağımsız olarak da okunabilir.İlk kitaptan aşina olduğumuz karakterler olmasına ,arada bir yazarın ilk kitaba yaptığı atıflar olmasına rağmen,bağımsız bir şekilde de okunabilir.Ama söylemeden geçemeyeceğim ilk kitapta çok sevdiğim karakterin bu kitapta zamansızca aramızdan ayrılması beni epey bir sarstı,zira kendisiyle duygusal olarak bağ kurmuştum Yazarımızın bu huyuna da hayranım, hiç döndürüp dolaştırmadan karakteri hayattan koparıyor ,ne olduğunu anlayamadan cenaze namazını kılıyoruz Şaka bir yana, diğer romanlarında da olduğu gibi ,alt metinde verilen mesajlar çok açık,çok dobra ve çok yerli yerindeydi .Yenişehir'de yapılacak olan film festivali kapsamında şehre gelen oyuncular, yönetmenler, bir cinayet ve bu cinayetin nedenleri kapsamında ,çok gerilere 80 darbesinin karanlık günlerine ,ışık tutuyor Hikmet Hükümenoğlu.Bu bağlamda değerlendirecek olursak, insanın içini sızlatan,yaşım gereği yaşamasam da büyüklerimizden duyduğumuz kadarıyla,ülkedeki gençlerin hangi görüşe hangi ideolojiye sahip olursa olsun canımın yandığı ama her dönemde olduğu gibi o yıllarda da "Ensesi Kalın"kesime kimsenin dokunmadığının bir kez daha altını çizmiş yazar. Duygudan duyguya geçerek okudum, bir kez daha teşekkür ederiz ,bizlere o günleri anlamamıza yardımcı olmamız adına bu güzel romanı yazdığınız için Hikmet Hükümenoğlu ve her zamanki gibi ,ne yazsa okurum dediğim için ,kesinlikle tavsiyemdir okuyunuz efendim🩷
Bu Dünyada YaşamakHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 2026371 okunma