10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
#yağmurçiseliyor Yağmur Çiseliyor, Kitapta ülkenin sağ-sol çatışmalarını, Alevi-Sünni gerilimlerini, sokak olaylarını ve dış güçlerin etkisini anlatan bir hikâye... Tarihe sadık kalınarak, kurgulanmış casusluk, macera ve aşk romanıdır. Kitapta Metin ve Ceren adlı iki genç bulunur. Üniversitede tanışmış olan bu gençler, bir yandan aşklarını yaşamaya çalışırken diğer yandan Türkiye’nin giderek kaosa sürüklendiği bir ortamın içinde kalırlar. Metin'e bir iş teklifi gelir. Yabancı bir profesörün halı ve kilim üzerine çalıştığını ve birçok kitaplarının olduğundan , profesörle birlikte karavanla Çorum'daki köyleri,evleri dolaşması istenir. İyi bir ücret karşılığında... Metin bu teklifi kabul eder. Sevgilisi Ceren de Çorumlu dur. Çorum hakkında bilgi alır. Metin ve Profesör karavanla yola çıkarlar. Gittikleri köylerde, evlerde Alevi , Sünnilerle ilgili sorular sormasını ister Profesör... Durum değişik bir hal almaya başlar. Ara ara bir adamla gizlice buluşmaya başlar profesör... Metin bu durumdan kuşkulanır ve durumu sevgilisine anlatır. Ceren in abisiyle iletişime geçerler... Farklı siyasi mevzuların olacağı düşünülür. Bu dönemde Üniversitelerde çatışmalar yaşanır, şehirlerde korku hâkim olur ve insanlar birbirine düşman edilmeye başlanır. Devamı kitapta okumanızı tavsiye ederim.
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,107 okunma
Okudum ama etkilemedi
5/10
·488 syf.··
2026 18. kitabı
Bence birincisi olaya pat diye atlaması hiç olacak şey değildi ne karakterleri biliyorduk ne de olayları ne de aralarındaki sözde düşmanlığı. Ben kitapların arkasını okumadan okumayı seven bir insanım hikayenin beni nereye götüreceğine bakarım okurken fikir edinirim bunda da öyle yaptım ve giriş beni başta sarmadı. Her şeye rağmen okumaya devam etmek istedim pişman değilim ama etkilendiğimi de söyleyemeyeceğim. Düşmanlık için fazla ufak bir sebepti devamı yoktu adamdan hiç düşmanlık gelmedi hadi gelmedi neyse ama kızın bu kadar iç sesini okumak da sıktı biraz daha diyalog isterdim. Kitap kurtları kitabının diyalogları çok güzeldi mesela o da çok düşman sayılmazdı onda da hafifti ama diyalog çoktu ve daha hızlı aktı aynısını bunda beklerdim. Kuzenleri ve ailesini o kadar söyledi ama o kadar geçmedi dahasını beklerdim gelinden çok kardeşi konuşuldu gelin için güzel değildi bence. İşin özeti daha güzel olabilirdi ama yazarın ilk kitabı o yüzden belli olmaz daha güzellerini yazabilir gayretine sağlık devam etmelisin derim…
İspanyol Aşk AldatmacasıElena Armas · Yabancı Yayınları · 20222,740 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Oyun yeni başlıyor..."
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 00:00
Detaylı Yorum: konumuzkitap.com/2026/05/kardan-... Işıl Işık 'ın kalemine bayılıyorum! Ne yazsa okurum diyebileceğim yazarlardan birisi. Kardan Adamın Külleri 2 Ayaz da o kadar sürükleyici bir romandı ki bitmemesini çok istedim açıkcası. Karakterler, heyecan dolu olaylar... Serinin devamını dört gözle bekliyorum. Kardan Adamın Külleri serisinin devamı olan bu ikinci romanda Devin Komiser, kaçırılan oğlunu kurtarmak için zamanla yarışır. Ankara sokaklarında dostla düşmanın birbirine karıştığı bu mücadelede, en ezeli düşman parmaklıklar ardında olsa bile tehlike hala sürmektedir. Gerçeğe yaklaştıkça daha büyük sırlarla yüzleşen Devin için adalet ve vicdan arasındaki çizgi de giderek bulanıklaşmaya başlar. Roman öyle bir yerde bitti ki açıkçası kurgunun nasıl devam edeceğini merakla bekliyorum. Işıl Işık'ın bu polisiye gerilim serisini okumak istiyorsanız aşağıdaki sıralamaya göre seriyi okumaya başlayabilirsiniz: Kardan Adamın Külleri Serisinin Sıralaması Birinci Kitap: Kardan Adamın Külleri İkinci Kitap: Kardan Adamın Külleri 2: Ayaz Devamı gelecek...
Kardan Adamın Külleri 2: AyazIşıl Işık · Artemis Yayınları · 202689 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 16:41
AİLEDEN KALANLAR-LISA JEWELL,400 sayfa, Evettt macera kaldığı yerden devam ediyor.Psikolojik gerilim romanı Üst Kattaki Aile kitabının doğrudan devamı niteliğinde olan eser,aile bağları ve geçmiş travmalar üzerine kurulu sürükleyici bir gizemi ele alır. Kitabımız Thames Nehri kıyısında bir kazı sırasında bulunan bir kemik torbası ile başlıyor.Bu kemikler ,Chelsea'deki bir malikânede 30 yıl önce işlenen faili meçhul cinayetleri ve büyük bir gizemi yeniden gün yüzüne çıkarır.Dedektif Müfettiş Samuel Owusu,araştırmanın başında bu olayların nereye kadar gideceğinin farkında değildir. Yıllar önce o evde yaşanan korkunç olayların ardından Londra'dan ayrılan Lucy Lamb, çocuklarıyla kendine yeni bir hayat kurmak için şehre geri döner. Şehrin başka bir bölgesinde Rachel Rimmer,sabah bir telefonla uyanır ve büyük bir şaşkınlık yaşar. Güney Fransa’da iş gezisinde olan kocası ölü bulunmuştur ve polis, cinayete kurban gittiğini düşünmektedir.Telefondaki dedektif, hemen Fransa’ya gelip kocası Michael’in geçmişi ve kötü iş ortakları hakkında ondan cevap vermesini istemektedir.Rachel, Michael ile olan evliliğindeki sırların gün yüzüne çıkmaması için neler söyleyeceğini hesaplamaya başlar. Lucy Lamb çocuklarıyla yeni bir kimlikle yeni bir hayata başlamak üzereyken geçmişindeki olaylar yeniden gün yüzüne çıkmaya başlar. Üstelik abisi Henry, hayatında yıllardır eksik olan parçaları tamamlamak üzere onlara haber vermeden ve telefonunu kapatarak bir yolculuğa çıkar. Karakterler geçmişlerindeki karanlık sırlarla yüzleşip gizemleri çözmeye çalışırken aynı zamanda birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını da keşfederler. Kitap akıcı,sürükleyici,ilk kitap Üst Kattaki Aile ‘den daha heyecanlı ve merak uyandırıcı.Temposu her sayfada artan kitap sona geldiğinde bile sanki
Aileden KalanlarLisa Jewell · Olimpos Yayınları · 2024245 okunma
8/10
·256 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 20:41
Sessiz ama sert bir modern aile travması anlatımı. Soğuk ve mesafeli bie anlatım olmasına rağmen inanılmaz bir duygu yükü taşıyor. Kitap aynı anda hem ebeveyn yanınıza hem kırılgan çocukluğunuza konuşuyor. Karakterler farklı zamanlarda yaşıyor ama sanki aynı duygusal vagonda sıkışmış gibiler ve tren vagonları gibi birbirlerine bağlılar. Özellikle Harriet karakteri çok etkileyici çünkü klasik dramatik “kurban” gibi değil. Hikayenin ortasında ve her iki tarafında da yer alıyor. Oskar’ın kontrolcülüğü, Harriet’ın kırılganlığı, Yana’daki duygusal mesafe… hepsi birbirinin devamı gibi. Kimse tamamen kötü değil ama herkes birbirine yarasını aktarıyor Ve Yana‘nin kitabin sonunda bulduğu not sadece dedesinden annesine değil, aynı zamanda annesinden kendisine de fısıldanan bir mesaj aslında. Kitabın sonu ise biraz havada kalmış ve aceleye getirilmiş hissettirdi. Belki de bu kitabı daha hayata dair yapıyor. Sonuçta her zaman tatmin edici bir kapanış içermiyor hayat. Bazen elimizde kalan sadece bir iç burukluğu oluyor. Spoiler alarmı vererek kafama takılanlar ile devam ediyorum Harriet kendi notunu bulmak için ağacın altını kazdığında “kendi hislerine” çok odaklandığı için mi babasının yazdığı mektubu bulamıyor , çünkü o mektuptan hiç bahsedilmiyor Harrietin bölümünde ama seneler sonra Yana kazdığında sadece o notu buluyor. Harriet eğer babasının notunu bulsaydı o zaman farklı bir son olur muydu ve o zincirleme giden aileler arası aktarılan travma son bulur muydu o basit cümleyle? Bu durumda o notu görmemiş olması Harrietin bunca zaman içinde kendi travmasında fazla kaybolup asıl gerçekleri kaçırdığını gösteren bir ipucu mu bize? Kendince oyundan çıkmasının Yana için daha iyi olduğuna mı karar veriyor ? Yana ve maymun olayını, kendi tavşan olayıyla birleştirip aradaki
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,4bin okunma
Puan vermedi·93 syf.··
2026 67. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 16:33
José Ortega y Gasset’in Sistem Olarak Tarih kitabını okurken, bunun klasik anlamda bir tarih kitabı olmadığını çok net hissettim. Çünkü Ortega y Gasset burada savaşları, kronolojiyi ya da olay sıralarını anlatmaktan çok, insanın tarih içindeki yerini ve geçmişle kurduğu ilişkiyi sorguluyor. Benim için kitabın en etkileyici tarafı, tarihin dışarıdan izlenen bir şey değil, insanın bizzat içinde yaşadığı bir süreç olarak ele alınmasıydı. Ortega’ya göre insanı anlamak için sadece “kim olduğuna” değil, “hangi tarihin içinden geçtiğine” de bakmak gerekiyor. Bu bakış açısı bana oldukça güçlü geldi. Kitap boyunca dikkatimi çeken şeylerden biri de, yazarın insanı durağan bir varlık gibi görmemesiydi. Tam tersine, insan sürekli değişen, yaşadığı çağın şartlarıyla şekillenen bir varlık olarak anlatılıyor. Özellikle “Ben ve çevrem” düşüncesinin arka planda sürekli hissedilmesi, kitabın felsefi yönünü daha derin hale getiriyor. Kendi adıma kitapta en çok düşündüğüm nokta şu oldu: İnsan geçmişten bağımsız yaşayamaz. Çünkü bugün verdiğimiz kararlar bile aslında geçmişin bir devamı. Ortega y Gasset tarihi sadece olmuş bitmiş olaylar olarak değil, bugünü oluşturan canlı bir yapı gibi ele alıyor. Bu yüzden kitap bana tarihe bakışımı yeniden sorgulattı. Dil açısından kitap kolay bir metin değil ama zor olmasının nedeni yapay bir anlatım kullanması değil; sürekli düşünmeye zorlaması. Bazı bölümleri bir kez okumak yetmedi çünkü her paragrafın altında başka bir fikir daha vardı. Ama tam da bu yüzden yüzeysel kalmayan bir kitap olmuş. Kitabı okurken şunu hissettim: Ortega y Gasset tarih üzerinden aslında insanın kimlik arayışını anlatıyor. İnsan yalnızca bireysel bir varlık değil; yaşadığı toplumun, çağın ve geçmişin de taşıyıcısı. Bu düşünce kitabın her bölümünde farklı şekillerde
1000Kitap
Sistem Olarak TarihJosé Ortega y Gasset · İş Bankası Kültür Yayınları · 2011101 okunma