8/10
·352 syf.··
2026 5. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 00:00
"Sarmaşıkların bizi bir arada tuttuğuna inanmak istiyorum. Onların doğanın örtüleri olduğunu söylemiştin. Örtüler iplerden yapılır. Sarmaşıklar aynı zamanda doğanın ipleri olabilir ve bizi birbirimize bağlayabilir. Zincirler gibi değil üstelik Zaten isteyerek yan yana durduğumuz için aramızda bir sarmaşık büyütebiliriz." Bir Sarmaşık Teorisi, beni rs'den çıkaracağını ümit ederek başladığım ama bu konuda tam bir hayal kırıklığı olan bir kitap oldu. Öncelikle bu cümlemle yanlış anlaşılmayı istemem çünkü kitap kötü değildi. Aksine, çok tatlı ve ince bir konusu vardı ancak olaylar o kadar sakin ilerliyordu ki... Sanırım sürükleyici bir kitap olduğuna inanarak başlamam beni rs'ye daha çok soktu. Bu kadar geç bitirmemin başka bir açıklaması olamaz. Bunun için kitaba ve yazara bir özür borçluyum. Neyse... Kısaca konusuna gelecek olursam, ana karakterlerimiz Hare ve Can Bora... Birbirine zıt iki kutup. Ama bilirsiniz ki bir teori vardır: Zıt kutuplar birbirini çeker. Hare ve Can Bora da bu teoriye karşı koyamadı elbette ki. İkili ilk olarak bir kafede, Hare'nin pek de hoşuna gitmeyen bir karşılaşmayla tanıştılar. Gerçi buna tanışmak bile denmez. Şimdi size kafenin ilginçliğinden ve size sorulan matematik veya fizik sorularını bilerek en iyi masaya oturabileceğiniz meselesinden hiç bahsetmeyeceğim. Zira bu direkt kitabın başını anlatmakla eş değer olacağından hiç gerek yok. Devamı, Hare'nin çalıştığı yerin diğer iki patronu olan Poyraz ve Ayaz'ın Can Bora'nın abileri olmasıyla devam ediyor dersem, ikinci karşılaşmayı gayet net anlayacağınızı düşünüyorum. Üstüne bir de Bora'nın buranın güvenliğini sağlamak üzere işe alınmasıyla, buyurun size ilk aşk kıvılcımları... Kitabın en sevmediğim yanı bu iş yerinin bir gece kulübü olmasıydı. Bu sevmediğim yanın içerisindeki
Bir Sarmaşık TeorisiKübra Nur · Ren Kitap · 2022606 okunma
"Gurbet kokan bir hayatım var benim."
Puan vermedi·96 syf.·
2026 17. kitabı
Şehirler'de gurbet, duygular'da gurbet, insan bazen de kendine de gurbet.... Sevdanın ferah kokusunu yayan cümleler… Bazı başlıklar bile başlı başına bir şiir gibi. Normalde aşk şiirlerini kolay kolay beğenmem. Ancak Nurullah Genç okuyanlar bilir; kelimeleri öyle ustalıkla seçip yan yana getiriyor ki ortaya çıkan dizeler adeta yüreği okşuyor. Şiirler yoğun duygular taşımasına rağmen okuru boğmuyor, aksine ferahlatıyor. Duygusal şiirlerle arası mesafeli olanlar -mesela benim gibi :)- bile bu kitabı büyük bir zevkle okuyacaktır. Çünkü şair, duygu yüklü dizeleriyle bile okura hafiflik ve iç huzuru verebiliyor. Bu kitaptaki şiirler yalnızca aşktan ibaret değil. Her okur, sayfalar ilerledikçe kendinden bir parça bulacaktır. Son olarak ve ilk olarak:) şair hakkında kısa bir araştırma yapmanızı da tavsiye ederim. Böylece ilk sayfalarda geçen Erzurum Garı ve şairin hayatıyla kurulan bağ çok daha derin hissediliyor... Baştan sona ilk defa Nurullah Genç'in şiir kitabını okudum ve devamı muhakkak gelecek - in şa Allah
1000Kitap
Siyah Gözlerine Beni de GötürNurullah Genç · Birey Yayınları · 19982,952 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·466 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 23:51
Kübra Kurtuluş | Karanlık & Aydınlık “Buranın adı Karanlık~Aydınlık. Her aydınlığın içinde bir avuç karanlık, her karanlığın içinde bir avuç aydınlık.” Vampirler, dönüşüm süreci, gizemli bir evren… İlâtun’un sıradan hayatından kopuşuyla başlıyor hikayemiz ama bu kopuş öyle bir anda “yeni ve havalı bir dünya”ya geçiş değil. Daha çok, neye uğradığını anlamayan birinin içine düştüğü kaotik bir süreç. O ilk dönüşüm anları… korku, merak, inkâr… hepsi iç içe. Açıkçası ben en çok bu kısmı sevdim. Çünkü karakterin ne hissettiğini sadece okumuyoruz, hissediyoruz. Gerçekten, İlâtun’un yaşadıklarını okurken bir noktada kendimi onun yerine koymadan edemedim. Çünkü her şey o kadar “küçük bir an” ile başlıyor ki… insan ister istemez düşünüyor: Ben olsam o çatıya çıkar mıydım? O boşluğa elimi uzatır mıydım? Kurallar, tehlikeler, kimseye tam güvenememe hali… Karanlık & Aydınlık. Adı bile bir şeylerin ters gideceğini hissettiriyor zaten. Kuralların olduğu ama aynı zamanda herkesin o kuralları esnetmeye hazır olduğu bir yer. Oraya adım attıktan sonra olayların daha da büyümesi kaçınılmaz oluyor. Peki gerçekten iyi ve kötü bu kadar net mi ayrılıyor burada? Yoksa herkes biraz gri mi? Royan.. gerçekten onun hakkında ne desem az kalır gibi hissediyorum. İlâtun’la arasındaki o gerilimli ama bir o kadar da çekici bağ… yavaş yavaş gelişmesi bana daha gerçekçi geldi. Kitap boyunca ara ara klişe diyebileceğimiz anlar var, evet. Ama açık konuşayım, o atmosferin içinde çok da rahatsız etmedi. Çünkü hikâye kendini okutmayı biliyor. Ve o son… Gerçekten o son hakkında konuşmak istiyorum ama spoi vermemek için kendimi tutuyorum. Burada bitmemeliydi, nasıl beklenir devamı ‍ Merak duygusunu hiç düşürmeyen, okudukça içine çeken bir başlangıçtı. Eğer bir gün hayatınız tamamen değişse ve size ait
Karanlık & Aydınlık: Gecenin BeşikleriKübra Kurtuluş · Oleksa Yayınları · 20254 okunma
Puan vermedi·51 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 21:40
Bugün sizlere sevdiğim yazar Halil Cibran'ın "Ermişin Bahçesi" eseri ile geldim. İlk önce şunu söylemeliyim ki Halil Cibran benim kalemini sevdiğim yazarlardandır. Onun kaleminde gereksiz betimlemeler, konuyu yersiz uzatmalar yoktur. Yazdığı karakterler ise hayatın içindendir. Bu eseri daha önce okumuş olduğum "Ermiş" eserinin devamı niteliğinde. Konusu kısaca şu şekilde; El Mustafa'nın anne ve babasının gömülü olduğu bahçeye gelişini ve sevdiklerine, arkadaşlarına yani müridlerine verdiği tavsiyeleri, altın öğütleri okuyoruz. Böylelikle de sizlerde kendi hayatınıza kullanabileceğiniz çok değerli tavsiyeler almış oluyorsunuz. 51 sayfalık kısacık bir eser. Bir çırpıda okuyup bitirebileceğiniz ama hayatınızın boyuncada devamlı aklınızın bir kenarında olacak olan bir eser.. Sizlere de okumanızı gönülden tavsiye ediyorum. ️ Peki siz Halil Cibran'ın bu eserini okudunuz mu?
Alıntı
Ermişin BahçesiHalil Cibran · İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma
10/10
·324 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Körlük kitabının devamı, 4 sene sonrası. Benim için Görmek , Körlük'ten kat kat daha güzeldi, hatta yılın en iyi kitaplarından birini okudum diyebilirim kesinlikle. Çoğu kişi bu kitabı sıkıcı bulduğunu dile getirmiş, zevk meselesi tabi.
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,9bin okunma
Puan vermedi·579 syf.··
2026 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 03:29
“Fay Kırığı – Emine”, Mehmet Eroğlu’nun insan ruhunu derinlemesine inceleyen anlatı geleneğinin güçlü bir devamı gibi duruyor. Bu roman, yalnızca bir karakterin hikâyesini anlatmakla kalmaz; aynı zamanda Türkiye’nin sosyal, psikolojik ve ahlaki katmanlarında dolaşan görünmez çatlakları da görünür hale getirir. Eroğlu’nun kalemi, bu çatlakları bir “fay hattı” gibi ele alır: sessizce biriken gerilimler, bastırılmış duygular ve kaçınılmaz kırılmalar. Romanın merkezinde yer alan Emine karakteri, ilk bakışta sıradan bir hayatın içinden çıkmış gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe onun iç dünyasının ne kadar karmaşık ve derin olduğu açığa çıkar. Eroğlu burada klasik bir karakter anlatımının ötesine geçer; Emine’yi sadece bir birey olarak değil, aynı zamanda bir dönemin, bir toplumun ve hatta bir zihniyetin temsili haline getirir. Onun yaşadıkları, seçimleri, suskunlukları ve patlamaları aslında daha büyük bir yapının küçük ama etkili yansımalarıdır. Yazarın en güçlü yanlarından biri olan psikolojik çözümleme, bu romanda da kendini yoğun biçimde hissettirir. Karakterlerin iç monologları, geçmişle kurdukları bağlar ve kendileriyle hesaplaşmaları, okuyucuyu yüzeyde bir hikâye okumaktan çıkarıp zihinsel bir yolculuğa sürükler. Özellikle Emine’nin içsel kırılma anları, adeta bir fay hattının kırılması gibi sarsıcı ve kaçınılmazdır. Bu kırılmalar, sadece karakteri değil, okuyucunun algısını da dönüştürür. Dil ve üslup açısından bakıldığında, Eroğlu’nun sakin ama derinlikli anlatımı dikkat çeker. Abartıdan uzak, ölçülü ve yer yer şiirsel bir dil kullanır. Bu da romanın atmosferini daha yoğun ve etkileyici hale getirir. Betimlemeler ne gereğinden fazla uzundur ne de eksik; tam kararında kullanılarak okuyucunun zihninde güçlü imgeler oluşturur. Özellikle mekân ve ruh hali arasındaki
Fay Kırığı - 2: EmineMehmet Eroğlu · İletişim Yayıncılık · 2013148 okunma