şiirime konu olsun diye teşebbüs ettiğim tüm aşklardan geriye karnımın ortasında oturan bir dünya ağrısı kaldı. ​gözümü dikip saatlerce izleyebildiğim yıldızlar. yaz akşamlarının serin rüzgarı. müşfik çağrıları olan ve nazikçe salınan ağaç dalları. koyu mavilik içinde süzülen kuşlar... her şeyin ortak bir sesi olması ve bu kusursuz deveran istihza ile gülüyor bu cesursuz teşebbüslerime. farkındayım. ​ahsen-i takvim olarak eve dönüp dönmediğimi benden iyi bildikleri mahcubiyetiyle eve dönmek için daha karanlık bir dakika bekliyorum.
Hazret-i Peygamber; Ca'feri kucaklamak, alnından öpmek, «Yaradı-lış ve ahlâk itibariyle bana benzersin. demekle taltif buyurdu. Ca'fer de bu hitâb ve iltifatın şevkinden bila ihtiyar oynamıya başladı. Rasûl-ü Ekremin o neş'eli hareketi men' buyurmaması; sema', deveran, kıyâm gibi zikir harekâtının cevâzına sôfiyyece delil sayıldı. Mesnevi
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“İçimde, filizlenip açmaya hevesli ve bi anda boynunu büküp kurumaya meyilli bi çiçek yaşar. Ben, çiçeği büyütmekten yana olmalıyım. o çiçeği görüp, besleyip, açması için elimden geleni yapmalıyım. kalbimin güzelliği görür hale gelmesi için, içinde çiçeklerin büyümesi için, kendi letafetine erişmesi için elimden geleni yapmalıyım. çiçeklere, ihtiyacı olan suyu vermeliyim. ve içimde sürekli deveran eden kelimeleri iyileştirmeliyim. iyileştirmeliyim kelimelerin hepsini.”
Kalp
Neye dalıp gittin öyle? Güneşe. Güneş her zamanki güneş değil mi? Sana böyle hayretle baktıran nedir? Her zamanki güneş değil. Dünkü değil, yarınki de değil. Bugünkü desem, bugün ne, onu da bilmem. Etrafında dönüp duruyor. Deveran ediyor bütün gökyüzü. Yerdekiler de ona muhtaç. Onca alemin ışığını sinesinden çıkarıp veriyor. Ben de nice zamandır toplarım güneşi. Ona her baktığımda gönlümü görürüm. Sevgimi, hasretimi, acziyetimi ışığıyla mühürler. İyi ama, ama her zaman böyle dile getiremem. Her zamanki güneş değil o yüzden. Dile gelmesi için sevginin, önce coş etmesi lazım derler. Kalp barajını yarıp geçip, sel olup bütün vücudu önüne katıp götürmesi lazım derler. Kalp sevgiyle doluysa sel olup akmak için ne bekler? Neden durur? Sevgi oradayken neden oyalanır? Bir vakti olsa gerek. Vaktinin de bir hikmeti olsa gerek. Aşılacak engel, geçilecek sınav vardır kim bilir. Doğru, doğru. Ham yürekle gidilmez sevgiliye. Peki ama insan o vakti nasıl bilir? Artık durulmaz olunca vakit kendini belli eder muhterem. O vakit, yol kolaylanır bazen. Bazende en sarpından bir dağ dikilir önüne. Bazen içindedir aşman gereken engel, bazen dışarıda. O vakit geldiğinde kalp kendini belli eder.
varsa eğer yazgımızın beş duyusu yazgı dediğimiz şeyin deveran ediyorsa kanı söyle ona vazgeçsin beni üstümden esip yönetmekten bana diş geçirsin de anlasın bakalım hangimiz daha kekre çarpayım gözüne bir, kulaklarını çınlatayım hele uzaktan işmar edip durmasın bana gelsin bana dokunsun alnının çatında değil belki ama bir iriminde aklının kalsın kokum.
Edebiyat
"Gel çabuk Beni üzüntünün koynunda beklet Orada tohum serpecek kadar Bana zaman tanı. Ve konuş Varsa eğer yazgımızın beş duyusu Yazgı dediğimiz şeyin deveran ediyorsa kanı..." İsmet Özel
Şiir