Nimet Tanrıver

Nimet Tanrıver
@devilone
"insanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu." Oscar Wilde
Sizlere, gözüpek arayıcılar, sınayıcılar, –ve her kim kurnazca yelkenleriyle o korkunç denizlere açılmışsa bir kez, –sizlere, bulmacalar içinde esrimişler, alacakaranlığı sevenler, ruhları flüt sesleriyle her tuzağa düşürülebilenler: Çünkü siz titreyen ellerinizle bir ipi yoklayarak inmek istemezsiniz; ardında ne olduğunu kestirdiğiniz yerde tiksinirsiz kapıyı açmaktan...
Reklam

Nimet Tanrıver

, bir kitap okudu
10/10
·120 syf.·
Beğendi
·
2020 121. kitabı
Friedrich Nietzsche
7.8/10 · 12,3bin okunma
Kanun çıkalı beri Jandarma köyleri sardı. Gece okulu da mecburi. Köyden dereye kahvehane için değil, bu sefer okul için inen yaşını başını almış adamlar peyda oldu. Okula gitmedikleri günler köy odasında toplaşıp Muş tütünü sarıyor, tarlada inşaatta nasırlanmış koca lahana yaprağı elleriyle “A” veya “B” harflerini çalışıyorlar. Veya başka bir harfi. Ara sıra tartıştıkları oluyor. İşin eski zaman toprak sınır kavgalarına vardığı bile oluyor. Çimento kağıtlarını defter niyetine peykenin üstüne yayıp, salkım saçak üstüne kümeleniyorlar. Öyle uğraşmaları bizi güldürdüğü için almıyorlar odaya. Biz de pencerelere doluşuyoruz. Görseniz, mesela “A”nın bir bacağı Ziyaret dağına bakıyor, “B”nin bir gözü dabak salgını kapmış camışlarınki gibi ha kapandı ha kapanacak. Gülmekten kırılıyoruz. Odanın kapısı patlıyor ara sıra da bizi caminin kurnasına kadar kovalıyorlar, küfür günah.
turkuvaz yayınevi·Kitabı okuyor
1000Kitap
arka kapaktan alıntı : kalbi derinden kırıldığında sessizdir insan . konuşabilmesi için ona yeni bir ses verilir... bu romanın adımları dolaşıyor . yürürken burnunu çekip kendi kendine konuşuyor . aşk içmiş . kalbindeki ödemi gözyaşlarıyla çıkarıyor vücudundan . dağ kekiği, imkansız aşk sırtını dönmüş giderken nasıl kokarsa öyle kokuyor bu roman. geceleri dolunayın altında uzayıp giden kırların ona arka çıkacağını sanıyor. kalbindeki elemi kahkahayla çıkarıyor vücudundan. bu romanın dili dolaşıyor. yoksul bir çocuğun hayallerine ulaşmak için yeni bir sese tutunma çabasını anlatıyor. küçük yaşta hayat mücadelesini , kan ter içinde bir aşka bağlanma tutkusunu anlatıyor . sol elinin parmaklarını birleştirip , bir buket gül gibi uzatıyor öğretmenin kızılcık sopasına . kış meyvelerinin isimlerini ezberleyemediği için kar altında bekliyor, tek ayak üstünde . bıçak saplandığı yerden çıkmıyorsa , durup kabzasını süslüyor gülümseyerek . aşk içmiş . göçük altında kalmış bir roman bu . durup durup selvi diye birine sesleniyor . kurtarılmayı değil anlaşılmayı bekliyor muhtemelen sizden de cesaret alıyor .
1000Kitap
bazen üşütüyor , acıtıyor ve derinden sarsıyor
10/10
··
Beğendi
Selahattin Yusuf'un Karadeniz'de geçen çocukluğunu anlattığı romanı okuyucuyu bazen güldürüyor , bazen üşütüyor , acıtıyor ve derinden sarsıyor . doğu karadeniz’in ücra orman köylerinden birinde geçiyor kitap . “ömer seyfettin’in hala ölü ve büyüklerimizden bir tek kenan evren’in hayatta” olduğu sıralardayız. jandarma zoruyla ailelerinden alınıp ilkokula yazdırılan yaşı geçkin çocuklardan biri o. sürekli yürüyor. roman boyunca. 13-14 yaşlarında ve selvi’ye fena aşık. bağ bahçe, tarla, çobanlık gibi ağır işlerin altından onu kurtarıp okula gönderen jandarma’ya içten içe minnet dolu. kara yoksul. kışın yamaçlardan, ormanlardan aşağı, keçi yollarından saatlerce iniyor okula gitmek için. ilkokula. kara lastikleri dönüp duruyor ayaklarında. donmamak için ikide bir mola verip ellerine işiyor. yarı yolda önünü kesen meczup musa’ya istediği sigarayı verebilmek için kaçak tütün sarıp önlük cebine koyuyor amcası sabahları. bazen de yumurta götürüyor bakkala. yumurta yoksa öğleyin karnını doyurabilmek için köyün tek fırınına odun götürüp satmak zorunda... kız öbür çocuğa, servet’e aşık. adamımız ömrü hayatında görmediği meyvelerin isimlerini kitaplardan ezberliyor. öğretmeninden dayak yiyor sürekli. tek ayak üstünde geçen bir kış, diyelim... sonra yayla maceraları başlıyor. köhnemiş yayla evlerinin “ölmüş koyun leşi veya fanila kokan” köşe bucaklarında kese kağıdı kovalıyor. alıp açmak ve gazete haline getirip okumak için. yaylanın tek göz odalı bakkalında bulduğu birkaç kitaba dadanıyor. yazar olacak ve selvi’yi öyle hak edecek... gündüzleri çobanlıkta açıp okuduğu gazeteler rüzgarda savrulup dağları tutuyor. selvi’ye yazdığı mektuplar kayalıklarda, mağaralarda saklanıyor. selvi oyun kuruyor. adamımız, mektupların, kızın aşık olduğu diğer çocuğa selvi tarafından yazılmış
1000Kitap
Eve DönemezsinSelahattin Yusuf · Turkuvaz Kitap · 2020186 okunma
Reklam