"insanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu."
Oscar Wilde
" Eski Roma'da köleler çalışarak özgürlüklerini satın alabiliyorlardı.
Siz de kazandığınız mevcut parayla özgürlüğünüzü satın almak istemez misiniz ?
Modern kölelikten çıkış pasaportunuzu almak...
Finansal özgürlüğe kavuşmak istemez misiniz ?
Parayla ilgim çok küçük yaşlarda başladı.İki uç örneğin arasında büyüdüm.Dedem çalışarak, tasarruf ederek servet yapmış biriydi.
Babamsa tam tersi, hesap yapmadan yaşayarak o servetin nasıl gayet kolayca bitirebileceğini gösterdi bana..
Para nasıl büyür , nasıl elimizden uçup gider, hayatım bunun sırrını anlamaya çalışmakla geçti . "
" her şeyden yürüyerek uzaklaşabilirim! "
ağustos 1848
sevgili conferentsraad
“siyaset konuşacak fırsatımız olmadı,” diyorsun. hiç şaşırmadım! o kadar kibarsın ki benim kendi başıma uzun uzun nutuklar atma kabalığımı unutuyorsun -gerçi yanında yapılan münzevi yürüyüşte başka türlü de olamazdı- hem ayrıca kulaklarımı açmış dinlerken bana siyasetten haberler veren de genellikle sensin.
yok, siyaset bana göre değil. siyaseti takip etmek, sadece iç siyaseti bile takip etmek benim için bugünlerde imkânsız zaten. ne zaman çabucacık bir şeyler olsa -insan onu takip etmeye kalkışıyor: ne zaman bir şeyler çok ağır gitse -eh o zaman da onu takip etme sıkıntısına katlanıyor. fakat ne zaman bir şey ileri geri dalgalanmaya başlasa, yukarı aşağı ve aşağı yukarı ve sonra durulsa, sonra yine dolanıp yukarı ve aşağı geriye gelse, gönüllü olarak takip etmeyi beceremiyorum. gerekirse evde oturup onu takip etmek yerine “zoraki gönüllü” olarak savaşa gitmeyi tercih ederim. bu koşullarda savaşa giden birini, evde oturup olanları takip eden biri kadar yurtsever görmüyorum. uzun süredir savaşta değiliz, fakat bu bende hiçbir zaman gerçek bir savaş izlenimi bırakmadı. bütün bu olanlar bana, deneylerin yapıldığı ya da sunumun deneylerle gösterildiği bir dersmiş gibi geliyor (ørsted’den fizik üzerine bir ders gibi). benim kanaatimce bu savaş daima bir çeşit barış yapma ya da barış sağlama halını aldı -bildiğim en tuhaf savaş türü.
bu yüzden, bu işlerde çok ustalaşmış olduğu için siyaseti iyi takip eden birini konuşurken dinlemekten ne kadar hoşlansam da, siyasetten uzak duruyorum. muhtemelen çok az bildiğim için bana iyi gelmiyor, öyle ki sıradan küçük bir danimarka haritasıyla sjaelland’da dolaşmak isteyen biri gibi oluyorum. siyaset beni çok aşar. dikkatimi daha küçük şeylere odaklamayı
o şimdi usulcacık soluk alıyor dedim
hayır büyük bir acıdan ötürü içinden çığlık atıyor dedi doktor.
izin istedi benden nikah yüzüğünü çıkarmak için
çünkü çok şişmişti parmağı.
acı adına ve onu yaşamı boyunca hiç bırakmamış babam adına
izin verdim çevirip durduk yüzüğü.
bir peri masalındaki sihirli yüzük gibi , ama çıkmadı , mucize de olmadı.
doktor izin istedi kesmek için yüzüğü ve kesti hassas kıskacın yumuşaklığıyla.
o şimdi gülüyor , ötelerde gülmenin alıştırmasını yaparak.
o şimdi ağlıyor , vazgeçirip kendini burada ağlamaktan.
pasaportundaki fotoğraf yıllar önce çekilmişti.
israil toprağına geldikten sonra , asla gitmedi yurtdışına.
fotoğraf gerekmez defin ruhsatına.
Aşkımız esnasında evler inşa edildi
ve adamın biri , o sıralar flüt çalmayı öğrendi.
yükselip alçalan ezgileri
duyuluyor şimdi de
biz artık seninle
ağacı dolduran kuşlar gibi
doldurmazken birbirimizi,
ve sen para bozdurmaktayken habire
ülkeden ülkeye
dürtüden dürtüye.
ve çılgınca da olsa yaptıklarımız,
fazlaca yoldan çıkmamışız belli ki ,
fazla kaçırmamışız rahatını dünyanın
uykularını kaçırmamışız insanların
ama şimdi her şey bitti.
yakında ikimizden geriye kimse kalmayacak
unutmak için ötekini .