7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 07:14
𝗦𝗮𝗱𝗲𝗰𝗲 𝘀𝗲𝗻 𝘃𝗲 𝗯𝗲𝗻, 𝗮𝘆𝗻ı 𝘁𝗮𝗿𝗮𝗳𝘁𝗮... 𝗕ü𝘁ü𝗻 𝗞ö𝘁ü𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻 Ş𝗲𝗵𝗿𝗶 𝗸𝗮𝗿şı𝗺ı𝘇𝗱𝗮 𝗼𝗹𝘀𝗮 𝗯𝗶𝗹𝗲. ━━━━━━━ Spoiler içerir!! Kitap, başkarakter Yekta’nın bir ceset başında, elleri kan içinde ve hiçbir şey hatırlamadan uyanmasıyla başlıyor. Suçunu tam olarak bilememesi nedeniyle “Kötülerin Şehri” olarak bilinen ada hapishanesine, gri mahkum formasıyla gönderiliyor. Hikâye buradan itibaren hız kazanıyor. Kötülerin Şehri nedir? 2021 yılında Türkiye’de kurulan Ada hapishaneleri sisteminin bir parçası olan bu yer, 18–30 yaş arası mahkumların gönderildiği izole adalardan oluşuyor. Ama buraya “hapishane” demek biraz hafif kalıyor; resmen suçlular için kurulmuş ayrı bir toplum gibi. Şehir dışındaki suç oranını düşürmek amacıyla tasarlanmış bu sistem, ironik bir şekilde mahkumların bile oradan çıkmak istemediği bir düzene dönüşmüş. Ada, suç türlerine göre beş bölgeye ayrılmış: #Kırmızı Bölge (Dolandırıcılar ve hırsızlar) – Öncü: Amber #Mavi Bölge (Şiddet suçluları) – Öncü: Mirza #Siyah Bölge (Katiller) – Öncü: Kunter #Yeşil Bölge (Kaçakçılar) – Öncü: Giray #Sarı Bölge (Cinsel istismarcılar) – Hiçbir sarı uzun yaşamıyor; adaya düştüğünde meydanda idam ediliyorlar. #Gri ise suçu kanıtlanmamış veya muallak olanlar için. Gri’ler istediği bölgeye geçiş yapabiliyor Yekta, hafızasını kaybetmiş bir gri olarak adaya düştüğü için herkesin ilgisini çekiyor. Özellikle Kunter’in onu elde etmek için her şeyi yapması, hikâyeye ciddi bir gerilim katıyor. Diğer karakterler hakkında şunu söyleyebilirim , En sevdiğim karakter kesinlikle Kunter oldu. En ısınamadığım ve yapmacık gelen Asil ve gıcık kaptığım Öncüsü Amber. Giray,Mirza, Sinan, Devin ve arkadaşlarını da sevdim diyebilirim. Sarah'ın ölümüne üzüldüm. Kitabın sonunda Yekta’nın hafızası geri gelir ve aslında suçsuz olduğu ortaya çıkar. Ancak bu süreç sadece
1000Kitap
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025502 okunma
10/10
·352 syf.·
2026 26. kitabı
Herkese merhaba Kardan Adam'ın Külleri serisinin ikinci kitabıyla karşınızdayım. Bu kitapta Devin Komiser, kaçırılan oğlunu kurtarmak için zamanla yarışmasını okuyoruz. Kitaba bayıldım. İlk kitabın sonunda gizemli bitmişti bu kitaptan devam ediyoruz.Kitap benim için gerçekten beklediğimden çok daha etkileyici bir devam kitabı oldu.İlk kitaba dair tüm sorularımız cevaplanırken yazarımız bizim için son kitap için yeni ip uçları bırakmış. Devin ilk kitapta da olduğu gibi güçlü ve zeki kadın karakterleri okumak beni hep mutlu etmiştir. Kitabı okurken en çok sevdiğim şey, olayların asla düz ilerlememesi oldu. Devin hem işinde başarıyla adından söz ettirmesini bilen hem de anneliği en güzel şekilde yapan güçlü biriydi. Devin karakterinin anneliği çok net hissettirilmiş kaçırılan oğlu için gece gündüz mücadele etti. Fakat Devin'in arkadan iş çevirmeye devam etmesi ve bunun hiç ortaya çıkmaması benim hoşuma gitmedi. Asrın'ı bulmak için yaptığı olaylar özellikle de Ayaz ile yaptığı iş birliğine bir türlü anlamlandıramadim. Esmer Başkomiser ile Devin'in yeniden bir arada olmak mükemmel bir deneyimdi ve şimdi bir sevgili ve zeki bir adam olarak yanımızda olmasına bayıldım. Devin'in en zor anında çok güzel destek verdi.Bence bu kitapta ikinci planda kaldığını hissettim.İlk kitapta aktif bir karakterdi. Çok fazla aşkları okuyamadık aşk sahneleri olsa kitap daha çok polisiye.Hikâye kısmına gelecek olursak da sürükleyici, heyecan ve gerilim doluydu. Son kısmında hem sevindiğim hem de beni gerilerek bırakan sahneler oldu.Kitapta aksiyon, polisiye, katil, mafya çeteleri, bilinmezler ve sırlar, aşk ve umut hepsi bir arada harmanlanmış. İlk kitaptaki o tattan daha güzel bir akışa sahip olması bayıldım. Her duyguyu hissettirdi Bu kitap bir önceki kitapla bağlantılıdır. Polisiye
Kardan Adamın Külleri 2: AyazIşıl Işık · Artemis Yayınları · 202695 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:57
Bu kitap beni kahretti. Resmen o Eğlence Parkı'nda birebir gezmiş, Mike ile o uçurtmayı uçurmuş, o kumsalda ateş başında oturmuş kadar oldum. Gerçekten harikaydı. Sadece tek eksiği bence Devin'in hayatının ilerleyen kısımlarının aceleye gelmesiydi. Evet geçmişte yaşadıkları çok güzel anlatılmış ama arkadaşlarıyla o olaydan sonra geçirdikleri vakitlerden kısa kesitler okumak isterdim... Arkadaşlık ilişkilerini, sevgililik dönemlerini, yaşanan talihsiz olayları, ergenlik dönemindeki bir erkeğin duygu ve düşünce geçişlerini, bir çocuğun ailesinin eline bakmasındansa kendi parasını kazanmak için verdiği emekleri okumak müthiş bir deneyimdi bence. Hele ki öldürülen kızın hikayesinin tamamlanmasını, cinayetin ardındaki kişinin bulunması için yapılan şeylerin de anlatılması çok güzeldi. Özellikle Mike ile olan sahnelere de bayıldım. Son anlarını yaşayan bir çocuğu sevindirmek için elinden geleni yapması çok hoştu. Kitabın sonu beni ne kadar üzmüş olsa da yine de her sayfası birbirinden güzel ve akıcıydı. Klasik King kitapları gibi korku-gerilim bulamayacaksınız. Sadece bir sahne var ki orada hafiften gerilebilirsiniz. Onun dışında sıcak ilişkiler, hüzün ve dostluktan oluşan oldukça sade bir kitap... Devin Jones, yazın çalışmak için Eğlence Parkı'na gelir. Sevgilisinden uzakta bir yaz geçirmek onu üzse de bu işe ihtiyacı vardır. Çok güzel dostluklar kurar ve yorucu da olsa yaptığı işten oldukça keyif alır. Yazın bitimine doğru sevgilisinden ayrılan Devin, okula ara verip bir yıl daha orada çalışmak ister. Bu esnada arkadaşlarıyla parkın da keyfini çıkartan Devin, anlatılan hikayeden etkilenir. Yıllar önce korku tünelinde öldürülen bir kızın, oraya musallat olduğu ve bazı kişilere göründüğü söylenir. Arkadaşlarıyla tünele girer ancak hiçbir şey göremez. Yine de bu işin peşini
Edebiyat
Eğlence ParkıStephen King · Sayfa6 Yayınları · 2013786 okunma
Fena değildi...Ama yazarı desteklemek istemiyorum
7/10
·512 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:22
Şimdi bu inceleme sadece seri değil yazar hakkında ki yorumlarımı da içerecek öncelikle bunu söyleyeyim, ilk olarak normal kitabı eleştireceğim sonra da yazara geleceğim Bu kitabın yazımı ilk kitaptan iyiydi, ilk kitapta karakterler arası diyologlar ilişkiler çok çok yüzeyseldi bu kitapta bu baya gelişmişti. İlk kitapta beni sıkmıştı hem bazı yerlerde çok bunalmıştım, bu kitapta da yine sıkıldım ama yine hani ilk kitaba nazaran bu kitabın daha akıcı ve daha heyecanlı ilerlediğini söyleyebilirim. Yine kitabın işleyişi çok klişe ve çok tahmin edilebilirdi. Hani olan herşeyi en başından biliyordum ve Asilin ne halt olduğu, Kunter ile kızın ilişkisindeki o bağlam kitabın hatta serinin en başından beri çok çok tahmin edilebilir bir durumdaydı. Açıkçası hiç şaşırmadım. Ama diyebilirim ki olay bazında çok büyük gelişme vardı hani o ilk kitapta ki işleyişle ve kurguyla ilgili o amatörlük bir tık daha gitmişti. Bu kitapta beni şaşırttan ve bir tık daha ilk kitaba göre beğenmemi sağlayan husus karakterlerin gelişimi ve yapabileceklerinin sınırının olmamasıydı. Burayı karakterler bazlı gideceğim Açıkçası ilk kitapta Kunter'in yazımını çok beğenmiştim hani tam bir anti-hero havası veriyordu ve karakterin yazımından da umutluydum. Bu kitapta karakterin geçmişine iniyoruz ve daha çok tanımaya başlıyoruz. Ve açıkçası bana bu tanıma süreci, ya aslında o kötü değil kötü olmak zorunda kaldı klişesini işleyişi bakımından biraz sönük geldi. Tabiki karakterin belli bir şeylerden tetiklediği, ancak ben biraz daha burada şeyi bekliyordum karakterden evet ben bunları yaptım ama bunları seçmek de benim kararımdı gibisinden bir itiraf ve gerçekçilik yani yaptığı kötülükleri bir tık daha sahiplenmesi o istemiştim. İkinci şikayetim ise Kunter bize kitap boyu her şeyi tir tir titreten
Veyl 2 - Şeytanın YancısıFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025125 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:53
Durup kiraz ağacını selamlıyorum. Babamla birlikte her gün geçtiğimiz sokaktan bakınca, onu uzaktan-ama sadece biraz uzaktan görebiliyorum. Aslında karşımda gördüğüm şey renkli bir leke ama ben onu ağaç olduğunu, yani hayallerimdeki gibi iyi yürekli bir devin saçları olduğunu biliyorum. Tamamen bulanık ama orada.... Görme kusuru olan hikayenin kahramanın duygularından bir bölümünü sizlerle paylaştım. Tamamını okuyup bu duyguları yüreğinizde hissedebilmek sizin tercihiniz.
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki MesafePaola Peretti ·  Genç Timaş Yayınları · 202015,7bin okunma
Gök Kubbenin Altında Bir Başına: Harita Odasında Kaybolan Dev
Puan vermedi·517 syf.··
2023 3. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda odadaki hava değişir, duvarlar üzerinize doğru esner ve aynadaki yüzünüze bakacak cesareti kendinizde zor bulursunuz. Benim için bu hayatta okuduğum en iyi, en sarsıcı hikâyedir Martin Eden. Bu, bir ruhun kırıla kırıla, yana yana kendi küllerinden bir dev inşa edişine ve sonra o devin kendi yarattığı yalnızlık okyanusunda boğuluşuna yakılan merhamet dolu bir ağıttır. Jack London, Martin’in şahsında bize sadece bir başarı ya da başarısızlık öyküsü anlatmaz; ham bir gücün, rafine bir yabancılaşmaya nasıl evrildiğini sezdirir. Martin’in aristokrat bir eve ilk adım attığı o sahne, hantal bedeniyle nesnelere çarpmaktan korkan, kollarını nereye koyacağını bilemeyen o kaba saba denizcinin ürkekliği aslında yolun henüz başıdır. Duvardaki yağlıboya tabloya yaklaştığında güzelliğin özensiz boya darbeleri arasında kaybolduğunu görüp şaşırmış, gerilediğinde ise resmin yeniden muhteşem bir fırtınaya dönüştüğünü görmüştü. "Dalavereli bir resim" diye geçirmişti içinden. Martin’in trajedisi tam olarak bu tespitte gizlidir. Uzaktan kusursuz, pürüzsüz ve semavi görünen o burjuva dünyası, içine girdikçe tıpkı o tablo gibi çözülmüştür. Yaklaştıkça görmüştür ki, tapındığı o insanların zihinleri sığ, kalpleri hesapçı, entelektüel derinlikleri ise sadece ezberlenmiş kalıplardan ibarettir. Oysa Martin açtır. Bilginin o uçsuz bucaksız harita odasında rehbersiz yolunu bulmaya çalışırken, kelimeleri birer uysal hizmetkâr yapabilmek için uykuyu beş saate indirirken kalbinde sadece saf bir aşk ve güzellik arayışı vardır. Çamaşırhanenin o cehennemî sıcağında, insanı iş hayvanına çeviren o öldürücü ritmin içinde bile ruhunun derinliklerinde parıldayan o ışığı korumak için direnmiştir. Peynir Surat’la on bir yıl boyunca dövüşen o inatçı çocuk, editörlerin
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma