unchain utopia
6/10
·304 syf.·
2026 19. kitabı
sınıfsal mücadelenin olmadığı bir ütopya: komünist manifesto karl marx'ın manifestosu siyaset felsefesinin ve devlet düzenini eleştiren başucu kitaplardan biridir yoğun olarak kapitalizm eleştirisi içeren bu kitap, sınır çizgilerimizin darlığını yüzümüze çarpıyor bu dar çizgilerimize tepki olarak da bir devrim fikri ortaya sunuyor marx'ın yaklaşımında toplum iki sınıfta incelenir: proletarya yani işçi sınıfı emeği sömürülen, burjuvazi yani üretim araçlarını ve gücü elinde tutan hâkim sınıf manifestonun temel fikri de bu sınıf eşitsizliğini yıkıp üretim araçlarını ortak kullanıma açarak kapitalist sistemin devredışı edilmesidir ancak marx'ın bu görüşleri çerçevesinde gözden kaçırmış olabileceği noktalardan biri insanların sınır çizgilerine olan bağlılığıdır bu durum marx'ın sunduğu gibi sadece bilinçsel bir durum değil bana göre bazen düşünmek ve çabalamak istememe, kitle psikolojisi, kibir-hırs durumu... en basitinden hangi toplum olursa olsun bir anarşist, marksizm ya da başka bir görüşün sloganlarını yaymaya, söküp atmaya çalışırsanız karşıt görüşler üzerinize toplanır, birbirinize girer ve düşman kesilirsiniz ki burada anlatmak istediğim devrimci görüşlerin kelebek etkisi ile çalışmayıp domino taşı benzeri bir yapı ile çalışabilir hale gelmesi bir eksik taş tüm ahengi bozabilir o ahengi düzelttiğinde bile başka bir taş düşecek bu döngü sürekli hale gelecek bir noktada ahenksizliği gören tüm taşlar tek tek düzelmeyecek şekilde geri çekilip ortadan kaybolacak ki ahenk yakalanma olasılığında bile teknoloji buna izin vermeyecek sanal kapitalizm doğacak insanlık bir şekilde sömürünün etkisi altına döngüsel olarak tekrar girecektir bu yüzden eski dönemlerde de marx'ın teorileri avrupa devletlerinde devrimci etkiler gösterse de sunduğu düzen oluşturulamadı günümüzde de
Komünist Manifesto ve Hakkında YazılarKarl Marx · Yordam Kitap · 201516,4bin okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2025 33. kitabı
Fantastik edebiyat tutkunu herkesin mutlaka kulağına çalınmıştır Puslu Kıtalar Atlası. Popüler olup içeriği bilinmeyen şeyler kategorisinde bir eserdir. Bu bakımdan zeka gibidir: Zeka da herkeste bulunur, herkes tarafından taktir edilir ama kimse tarafından kullanılmaz. Yani Puslu Kıtalar Atlası’nı çoğu kişi duymuştur ama çok az kişi okumuştur ve ben de yakın zamana kadar işte o Çoğu Kişi grubuna dahildim. Eh tabii ki artık kitabı okuduğuma göre geçmiş zaman kullanabiliyor ve kendimi ait olduğum yer olarak hissettiğim “Çok Az Kişi” grubuna dahil edebiliyorum.* Bir nevi evime geri dönmüş oluyorum. Ve şu kadarını söyleyeyim; insanın evi gibisi yok. O tartışmalar, kavgalar, stres, gerilim ve baskı… bir dakika bir dakika... bu ev, yanlış ev oldu sanki. Gerçi başka ev var mı ki? Eeeee…. evet, şey, ııı... evet, devam edelim. *Büyük bir güruh olan ve her şey hakkında en doğru fikirlere sahip Elalem grubuna hiç ait olamadım mesela. Elalem hep düzeltmeye çalıştı beni. Ya da her zaman onların ne diyeceklerini tahmin etmeye çalıştırıldım. Çok Az Kişi grubu kadar gibi niş olmasa da en az o grup kadar sevdiğim bir diğer grubum ise; “Beklentilerin Hazzı” adını verdiğimiz ve her çarşamba toplanarak beklentilerimizi değerlendirip beklentilerimize ayar çektiğimiz felsefi bir grup. Grup olarak; beklentilerin kontrol altına alınmasının ve hatta mümkünse hiç beklenti yaratılmamasının eserden maksimum hazzı almamıza ve eseri doğru değerlendirmemize olanak sağlayacağına inanıyoruz. Veya kısaca; yüksek beklentilerin eserlerin yarattığı hazzı azaltacağına inanıyoruz.* *Nasıl bir felsefe grubu bir şeye İNANIR ki? diyenleri duyuyor gibiyim. Eh bu konuyu da perşembe günleri toplandığımız “Felsefe Nedir? Kimin için Yapılır? Kimi Kandırıyoruz?” isimli grubumuzda detaylıca irdeliyoruz. (Grup
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·326 syf.··
Beğendi
·
2025 249. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 00:00
"75 YILDA FATİH'TEN TEŞVİKİYE'YE" Haklısın ama bu “her şey alın yazısı“ inancı nasıl değişir? Huzur düşüncesi altına saklanarak, ahengi bozacak yeni her şeyden kaçınan topluma ne denir ki? Tarihi romanların en büyüleyici yanı, geçmişi yalnızca bir bilgi yığını olarak değil; duyularımızla hissedebileceğimiz, karakterlerle empati kurabileceğimiz bir dünya olarak sunmalarıdır. Eser, sadece bir biyografi ya da tarih kitabı değil; içinde insan olan, yaşanmışlıkla örülmüş, bireyin gözünden büyük bir dönüşümün izlerini süren bir roman niteliğinde. Son zamanlarda okuduğum en özel tarihi romanlardan biri. Yalnızca bilgi vermiyor, yüreğe dokunuyor; geçmişin sayfalarını zarifçe aralarken, satır aralarında hem bilmediğimiz ayrıntıları öğretiyor hem de bizi bir ailenin sıcak sohbetlerine misafir ediyor. Kitabın en büyük gücü, yazarının bu hikâyeye dışarıdan değil, bizzat içerden bakması. Romanın kahramanlarıyla birinci dereceden akraba. Posta ve Telgraf Nazırı Hasan Ali Paşa büyük dedesi, Beyoğlu Mutasarrıfı Enver Paşa onun oğlu. Bu güçlü devlet adamlarının ardından gelen Muhterem Hanım, Vildan Hanım ve Candan Bey gibi aile büyüklerinin titizlikle sakladığı notlar, mektuplar, belgeler, jurnaller, fotoğrafların arkasına düşülen notlar ve eski gazeteler gibi dönemin birebir tanığı sayılabilecek belgeler yer alıyor. Her sayfa, sanki bir aile meclisinin parçasıymışız gibi sıcak, samimi ve içten. İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan süreçte bir ailenin, özellikle de devletin önemli kademelerinde görev almış Posta ve Telgraf Nazırı Hasan Ali Paşa’nın yaşadıkları üzerinden bir dönemin panoraması sunuluyor. 1861 yılı İstanbul-Fatih’ten alıp, 6 Ekim 1923’te Türk ordusunun İstanbul’a dönüşüne kadar uzanan zorlu, acı dolu ama bir o kadar da umut verici bir
Edebiyat
75 Yılda Fatih’ten Teşvikiye’yeBergin Azer · Yitik Ülke Yayınları · 202516 okunma
10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2024 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2024 20:43
  Sevgili aysekulin'in emeğine,yüreğine,kalemine fikrine sağlık bir kitap ne kadar övülebilirse  o kadar övmek isterim, okuyanlar bana katılır katılmaz bilemem ama ben süs diye yakama takarım bu kitabı      Gerçek ve kurgunun muazzam ahengi #aysekulin kalemiyle ayrı bir lezzete ulaşmış diyebilirim.Yer yer vatan millet duygum kabararak,yer yer gözlerim dolarak,köprünün akıbetini biliyor olmama rağmen heyecandan kalbim duracakmış gibi hissederek okudum..ya yazarın ustalığı ya benim huyum artık adına ne dersenizBir de tarihle harmanlanan kitapları ayrı seviyorum galiba..Şeyh Said Ayaklanması, Madımak Olayı,Başbağlar Katliamı gibi tarihte iz bırakan derin yaralar açan olaylar yer alıyor ki zaten köprünün yapıldığı yıllar ülkede pkk'nın azgın dönemlerine denk geliyor..     Roman,Erzincan dolaylarında bir bürokratın önderliğinde 25 yıl umutla yapımı beklenmiş bir köprünün hikâyesini konu ediyor.Yöre insanın o dönemlerdeki yaşayışı,mezhep ayrılıkları,devlet-millet ilişkisi,prosedürler,inançlar,zaferler,hayal kırıklıkları,aşk,evlat,özlemler gibi insana dair bir çok konuyu da barındırıyor.     Son olarak minik bir eleştiri de yapacağım ; kitapta "bir bürokrat" olarak anılıp ismine hiç yer verilmemiş olsa da bu efsane valinin Recep Yazıcıoğlu olduğunu ve onun hayatından esinlenildiğini biliyoruz ve benim gözüm bu sayfalarda o ismi aradı durduvardır elbet kıymetli yazarımın bir bildiği diyerek sonlandırayım yine çenem düştü       Herkesin okumasını can-ı gönülden   diliyorum..lütfen..lütfenhoşçakalın     
KöprüAyşe Kulin · Remzi Kitabevi · 20018,8bin okunma
Puan vermedi·255 syf.··
2024 12. kitabı
Hşbize Allahın 1lütfu olarak verilmiştir, Allahı tanımak için geldiysen, bunu ona gösterirsen, kalbine hikmet ilham edecektir 102 Muhammediliğin batini tarafını anlamak istiyorsan, tarikata girmen, derviş olman gerekir çünkü gerçek manada öğrenmek sadece kişisel tecrübeyle mümkündür 49 Zikirlerin kalp, sinirleri etkilemesi sadece başlangıçta olur, snde diğerleri gibi yakında alışırsın, cemaatle yapılan ibadetlerden manevi kudret kazanmaya başlarsın. Peygamber efendimiz bu zikir çeşidini Hz.Aliye talim etmiştir. Bundan dolayı buna zikri hafi denir, buradaki çeşidi kalpten kalbine yapılan sessiz iletişimin tersine aşikar yapılmaktadır 85 Tarikat kurucusunun öğretileri, zikirleri hristiyanlara, yahudilerede uygunmuş, bu zikirler konusuna vakıf 1hoca yönetiminde yapıldığında, manevi alemleri, Allah mutlak kudretini kanıtlayan tecrübeler yaşanabilirmiş 202 1çok Avrupalı entelektüel, bilgin islam hakkında araştırma yapmak üzere aramızda bulundu, dilimizi, literatürümüzü biliyorlardı.Hakkımızda cilt cilt kitaplarda yazdılar ancak temelde islamı anlamış değillerdi çünkü gerçek anlayış sadece okuyup öğrenmeyle elde edilen zahiri bilgiler değil gönülden istenilen keşf, irfanla elde edilir, arif kavramlarını söz konusu bu farkı vurgulamak için kullanırız. Arif zahiri bilgide belki bilgisiz sayılabilir ancak hakikat konularıda alimden daha derin 1anlayış, ihvana sahiptir 62 Şeriat kabuk gibidir, ne kadar kalın olursa içindeki yemişde okadar sulu, yumuşak olur.H2si de 11ine muhtaçtır,1i olmadan diğeri olmaz, şeriat öz saklayan, muhafaza eden, tarikatın gelişimi mümkün kılan dıştaki kabuk gibidir 71 Tarikatın vazifesi ilahi ışıkla kemale erip, yemiş olarak Allaha sunulması için ağacı taze tohumlarla çiftleştirip çoğaltmaktır fakat şeriat kabı olmaksızın içindeki yemişin bunu
Tasavvuf
Dervişler Arasında İki HaftaCarl Vett · Kaknüs Yayınları · 201753 okunma
Kalbe Doğru Tasavvufî Anlayış
Puan vermedi·140 syf.··
2024 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2024 21:43
Kalbe Doğru Tasavvufî Anlayış ❁ ❈ ❁ ❈ Tevhidin Allah’ın birlik ve tekliğine şehadet getirmek, insan varlığının bu yoldaki çeşitli ve derin duyularla erişip geliştirebileceği anlam dünyasıdır. Tevhid merkezine her türlü samimî, şefkatli yöneliş, kalbin titremesiyle başlar. İlk Müslüman nesillerinden dünya ve ahiret mutluluğu ve kurtuluşu için ahlakın gelişimi ve eğitimi önem verildi. Kur'ân ve sünnet ikazı inananların derin manaların gelişimi ve keşfi için hikmet, irfân ve felsefî tefekkürler birikimi prensip ve pratiklik geliştirdi. Dünya ve ahiret kurtuluşu bir bütün ufuk kazanarak bu prensip ve pratiklik günlük hayat işlevinden ömür sermayesine etki yapması için çaba gösterildi. Tevhidin anlam dünyasındaki duyuların hassas ve kalbin olgunlaşması çabaları nesilden nesile kitleleri harekete geçirdi. İnsanın Allah'tan gelmesi özüdür, bunu zihni ve kalbi olgunluk ve gelişimi ile Allah'a gitmesi, varlığın ve hayatın anlam bulmasıdır. Gelişim merhalesiyle hayatın anlam keşfi ve özü bulması için prensip sahibi olup pratik bir işleve sahip olması Tasavvufla mümkündür. Öz'üne anlam hissiyatı geliştirme mücadelesinin yani Rûh'un edebî yolculuğu; Öz'ün bilincini uyandırmaya, içsel bir direnç kazanmaya tasavvuf yaşayışı kazandırmakta. Tasavvufî anlayışın kurumsallaşması birçok yönüyle etkili ve istikrarlı bilgi ve geleneği meydana getirdi. İslâm coğrafyasında sayısı epeyi bulan tasavvuf ehli sosyal donanımlı kurumlar, sürdürülebilir toplumsal ihtiyaçlara ve eğitime hizmet verdi. Bir örnekle “Nakşibendî Sûfî Yolu” bağlılık ve prensiplerini sürdüren Llewellyn Vaughan-Lee; Nakşibendî öğretilerini anlatan Avrupa’da daha sonra Amerika’da bir kurum kurdu. Rüyalara kadîm sûfî yaklaşımıyla Jungçu psikoloji anlayışını bütünleştiren Dr. Llewellyn Vaughan-Lee;
Tasavvuf Felsefesi
Kalbin DönüşümüLlewellyn Vaughan-Lee · İnsan Yayınları · 201723 okunma