Cumanız mübarek olsun.
"Devlet hazinesinden bir kuruşu haksız yere almak, bütün milletin cebinden çalmaktır." Kul Nesimi
İnsan ve Hayat
Devletin Put haline gelmesi,Çobanın Oyu
Demokratikleşme sürü hayvanına dönüşme sürecidir.Merkezi devlet iktidarını güçlendirir,eşitlik talepleri arttıkça bireysel farklılıklar ve büyüklük baskı altına alınır.Sıradan insanların değerleri güçlü ve yaratıcı olanların üzerine dayatılır.Bireyin üstün insan olmasına devlet müdahale eder.Cahil topluma seçim yaptırmak,okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını söylemek kadar saçmadır.Cahil toplum sadece seçim yaptığını zanneder.Demokrasi cahil toplum için uygun değildir,çünkü geleceğinizi eşekler tayin eder.Demokrasi sıradan olanı ödüllendirir.(Niezstche)
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hukuk devleti!
6 yaşındaki bir sabiye göz koyan sapığı "hasta" bahanesiyle sokağa salan bu çürük düzenin ta içine tüküreyim! Söz bitti , lafın hükmü falan kalmadı! Ortada işleyen bir sistem falan yok; devletiyle, yargısıyla, toplumuyla üstümüze çöken organize bir kötülük çetesi var! Adalet sarayıymış… Oralar ancak kravatlı yamyamların sapıkları akladığı, garibanı ezdiği devasa birer mezbaha! Sokakta hakkını arayanı, "geçinemiyorum" diyeni anında yaka paça zindana tıkan o satılık teraziniz, iş tarikat şeyhlerine, çocuk tecavüzcülerine gelince aniden "insan hakları" diye zırlamaya başlıyor. Bu karar falan değil ulan; bu, cübbesini güçlünün önünde ilikleyenlerin tecavüzü resmen meşrulaştırmasıdır! Sizin hukukunuz sadece zengini, yobazı ve sistemi yalamayı bilenleri korumak için var!Kendi çocuğunu koruyamayan, korumak işine gelmeyen devlete devlet mi denir? Buna düpedüz suç örgütü denir! Meydanlara çıkıp "kutsal aile" masalları diye böğürenler, arka kapılarda o karanlık tarikatların, cemaatlerin ağlarına, oylarına tapıyor. Sırf o koltuklarda üç beş gün daha oturabilmek için 6 yaşındaki bir çocuğun paramparça edilen hayatını o yobaz sürüsüne peşkeş çekiyorlar. İktidar denen aygıt, kendi arka bahçesindeki bu lağımı temizlemek yerine tecavüzcünün sırtını sıvazlıyor. Sizin o siyasi bekanız yerin dibine batsın!
Alıntı
Ulus-ötesi sermaye gruplarının, finans kapitalin ve lobilerin Amerikan iç siyaseti ile devlet kararları üzerindeki gücü, Amerikan siyasal sisteminin genetik kodlarında yer alan "yasal rüşvet" ve "kurumsallaşmış nüfuz" mekanizmalarına dayanır. Bu mekanizma, Amerikan anayasasının "hak arama" özgürlüğünü düzenleyen meşhur Birinci Maddesi arkasına gizlenerek, zamanla küresel sermayenin Washington’ı rehin aldığı devasa bir endüstriye dönüşmüştür. Amerikan siyasetinde paranın ve lobilerin rolü her zaman büyüktü; ancak sistemin tamamen kontrol dışı bir sermaye canavarına dönüşmesi, son yarım yüzyıldaki üç büyük kurumsal ve hukuki kırılmayla gerçekleşti. 1970'lere kadar sendikalar ve yerel gruplar siyasette daha etkiliydi. Ancak 1971 tarihli Federal Seçim Kampanyası Kanunu (FECA) ile Siyasi Aksiyon Komiteleri (PAC) yasal bir statü kazandı. Büyük şirketler ve finans çevreleri, adaylara doğrudan para aktarmak yerine bu komiteler üzerinden organize fonlar sağlamaya başladılar. Sermaye, dağınık halden kurumsal birer siyasi baskı unsuruna evrildi. Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin 2010 yılında verdiği "Citizens United v. FEC" kararı, ulus-ötesi sermayenin önündeki tüm yasal barajları yıktı. Mahkeme, şirketlerin ve sendikaların siyasi kampanyalara harcadığı parayı bir "ifade özgürlüğü" olarak kabul etti. Bu kararla birlikte "Super PAC" adı verilen yapılar doğdu. Super PAC'ler, bir adayın resmi kampanyasına doğrudan nakit veremezler ama o adayı desteklemek veya rakibini karalamak için sınırsız ve ucu açık harcama yapma hakkına kavuştular. Bu, küresel finans kapitalin Amerikan seçimlerini açık artırmayla satın alabilmesinin önünü açtı. Günümüzde ulus-ötesi sermaye, paranın kaynağını gizleyen kâr amacı gütmeyen vakıflar (501(c)(4) kuruluşları) üzerinden siyasete yüz milyonlarca dolar
1000Kitap
Sadece belli bir zümrenin hizmetinde olan devlet, devlet değildir. Zaten devlet kutsal da değildir. Benden saygı duymamı istiyorsa devlet insan için olmalıdır. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diye kuru kuru konuşmak olmaz. İcraat lazım.
Türkiye'nin modernleşme ve devletleşme tarihinde iki ana damar, devlet aygıtını kontrol etmekte tarihsel roller üstlendi: Ege-Rumeli / Ulusalcı Damar: Cumhuriyet'in kurucu kadrolarının da köklerinin dayandığı bu hat, uzun süre bürokrasi, ordu ve yargı üzerinden devletin "seküler-milliyetçi" çizgisinin koruyuculuğunu yaptı. Güvenlik krizlerini, kurucu ilkelerin savunulması üzerinden araçsallaştırdı. Karadeniz-Kafkas / Muhafazakâr-Milliyetçi Damar: Özellikle 1980 sonrasında, inşaat, ticaret ve siyaset ağları üzerinden muazzam bir sermaye ve insan kaynağı biriktirdi. "Yerli ve milli" beka söylemini en güçlü tahkim eden, devletin güvenlik bürokrasisi ile müteahhitlik/sermaye sınıfını en iyi eklemleyen klik haline geldi. Bu iki klik, ideolojik olarak birbirine taban tabana zıt görünse de, Kürt meselesinin "çözümsüzlüğü" ve bunun yarattığı güvenlikçi devlet modeli söz konusu olduğunda refleks olarak aynı statükoda birleşiyorlar. Çünkü kriz biterse, devletin şeffaflaşması, denetlenebilir olması ve bütçenin güvenlik yerine refaha, eğitime, üretime aktarılması gerekecek. Bu da bu kliklerin kurduğu rantiye ve güç ağlarının zayıflaması demek.
Sosyoloji