Puan vermedi
Nikolay Gogol, dünya edebiyatının en sarsıcı absürt ve psikolojik klasiklerinden biri olan bu eserinde; Çarlık Rusyası’nın katı bürokratik çarkları arasında ezilen dokuzuncu dereceden bir devlet memuru olan Aksenti İvanoviç Poprişçin’in adım adım deliliğe sürüklenişini anlatıyor. Sınıfsal eşitsizliklerin, toplumsal statü kaygısının, imkansız bir aşkın ve aşağılanmanın yarattığı ağır travmaları, bir memurun kendi tuttuğu günlük üzerinden muazzam bir trajikomik dille gözler önüne seriyor. Müdürün kızına duyduğu platonik aşkla başlayan tutkunun, köpeklerin kendi aralarında mektuplaştığına inanmaya kadar varan sanrılara ve nihayetinde kendisini İspanya Tahtı'nın meşru varisi (Kralı) ilan etmesine uzanan o tekinsiz süreç; aslında bireyin sistem karşısındaki çaresizliğinin ve yok oluşunun bir çığlığıdır. Gogol’ün mizah ile trajediyi, hiciv ile deliliği kusursuz bir dengede birleştirdiği bu ölümsüz eser; toplumsal hiyerarşinin insan zihnini nasıl paramparça edebileceğini yüzümüze vuran zamansız bir başyapıttır.
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Bilgi Yayınevi · 202517,5bin okunma
10/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 138. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:03
Merhaba sevgili kitap dostlarım, Bugün sizlere geçmişten günümüze uzanan, tarihi atmosferiyle beni etkileyen ve kadın olmanın gücünü iliklerime kadar hissettiren bir kitaptan bahsedeceğim. Hikâye, 1877 yılında İstanbul'da başlıyor. Dürüst ve çalışkan bir devlet memuru olan Müştak Bey'in Antakya'ya atanmasıyla ailesinin hayatı tamamen değişiyor. Yeni bir şehir, yeni insanlar ve yeni başlangıçlar derken Müberra'nın yolu Reyhanlı aşiretinden Salih Ağa ile kesişiyor. Kısa sürede filizlenen bu aşk, evlilikle taçlanıyor ve ikili kendilerine sıcacık bir yuva kuruyor. Ancak hayat onlar için her zaman mutluluk getirmiyor. İlk çocukları Firkat'ın kaybı, Müberra ve Salih'in hayatında derin yaralar açıyor. Yaşadıkları acıya rağmen birbirlerine tutunmayı başarıyor ve ikinci çocukları İrtah'ın dünyaya gelişiyle yeniden umut buluyorlar. Kitabın asıl dikkat çekici kısmı ise İrtah'ın hikâyesiyle başlıyor. Yaşıtlarından farklı düşünen, cesur, zeki ve güçlü bir karakter olan İrtah; toplumun kalıplarına sığmayan yapısıyla yalnızlığa itilse de pes etmiyor. Özellikle babası Salih Ağa ile olan bağı ve kartal eğitimi sahneleri kitabın en etkileyici bölümlerindendi. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki siyasi karışıklıklar, eşkıya baskınları ve değişen düzen karakterlerin hayatını derinden etkiliyor. Bir yandan tarihi olaylara tanıklık ederken diğer yandan güçlü kadın karakterlerin ayakta kalma mücadelesini okuyoruz. Bu kitapta en sevdiğim şey; tarihî olayların kuru bir anlatımla değil, karakterlerin yaşamları üzerinden aktarılması oldu. Müberra'nın fedakârlığı, İrtah'ın gücü ve Salih Ağa'nın ailesine olan bağlılığı hikâyeyi unutulmaz kılıyor. Tarihî kurgu, aile bağları, aşk, kayıp ve güçlü kadın karakterler okumayı seviyorsanız bu kitaba mutlaka şans vermelisiniz. Siz bu kitabı
Kartallı Kadın 1Nida Ömeroğlu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20261 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·184 syf.··
2026 56. kitabı
İnsancıklar, yoksulluk ve çaresizliğin kıskacındaki yaşlı bir devlet memuru olan Makar Devuşkin ile öksüz ve hasta genç bir kadın olan Varvara Dobroselova arasındaki dokunaklı ilişkiyi anlatıyor. Dostoyevski’nin henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı ve kendisine büyük bir şöhret kazandıran bu ilk romanı, iki kahramanın birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Eser, toplumsal hiyerarşinin en alt basamağında hayatta kalmaya çalışan "küçük insanların" gururlarını koruma çabalarını, iç dünyalarındaki fırtınaları ve büyük fedakarlıkları muazzam bir şefkat ve psikolojik derinlikle gözler önüne seriyor.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
8/10
·158 syf.··
2026 7. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 16:30
Oldukça uzun bir inceleme olacak: İnceleme ve özet seklinde. SPOİLER İÇERİR DİKKAT!! Yaşar Kemal’in Teneke romanı, her ne kadar yerel ağızlar ve yoğun yöresel ifadeler nedeniyle yer yer okuma akışını zorlaştırsa da, okuyucuya sunduğu o samimi anlatımıyla tam bir Toplumcu Gerçekçi klasik. Ben Yaşar Kemal'le, Orhan Kemal'le, Fakir Baykurt'la çok geç tanıştım. Biraz tersten başladım edebiyata ilkokul ve lisede Rus edebiyatını çok severdim. Romanın yapısal olarak iki farklı yazım tarzından (bir kısmı tiyatro, bir kısmı düz metin) oluşması ve olay örgüsünde ufak nüans farklarının bulunması edebi açıdan ilginç bir deneyim. Ancak bir okur olarak ben ikinci kısımdaki o tiyatro kısmının tamamen düz yazıya çevrilmesini ve kitabının orada yer alan olay örgüsü üzerine kurgulanmasını isterdim. Kitabı okurken asıl yoğunlaştığım ve beni derin düşüncelere sevk eden kısım, genç Kaymakam Fikret’in iç dünyası ve bürokratik yalnızlığı oldu. Yazarın, onun içsel sorgulamalarına daha fazla yer vermesini çok isterdim. Çünkü devlet mekanizmasında, hele ki böylesine sorumluluk gerektiren makamlarda işe yeni başlayan biri için hayat asla kitaplarda yazıldığı gibi ilerlemiyor. Fakültede, kanunlarda öğrendiğiniz teorik bilgiler sizi pratik yaşamın kurtlar sofrasına hazırlamaya yetmiyor. Önünüze "Ne olacak ki, altı üstü bir imza" diye getirilen kağıtların arkasındaki trajedileri görebilmek için acı tecrübeler gerekiyor. Tam da bu noktada, romandaki Katip Resul karakteri gibi, bürokrasiyi ve hayatı iyi bilen akıl hocalarına denk gelmenin memuriyette ne kadar büyük bir şans olduğunu kendi hayatımdan da biliyorum. Memur olan arkadaşlar beni anlayacaktır. Ancak mesleğe çok erken yaşta başlamış ve çekirdekten yetişmiş bir devlet memuru olarak, Kaymakam Fikret’in yöntemine dair bir şerh düşmeden
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,4bin okunma
8/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 01:58
Dilharap, varlıklı sayılabilecek bir ailenin kızı olan Mazlume’nin hikâyesini anlatıyor. Mazlume kitap okuyan, entelektüel, enstrüman çalan, güzel bir genç kadın. Pek çok görücüsü geliyor ama ne o evlenmek istiyor ne de ailesi gelen talipleri yeterli buluyor. Öte yandan Razi Bey, bir devlet memuru ancak alkole, kumara ve kadınlara düşkünlüğüyle tanınan biri. Ailesiyle birlikte yaşıyor fakat ne maddi ne de manevi anlamda ailesine bir katkısı var. Üstelik gönlünü Güzide isimli bir kıza kaptırmış ve onunla evlenmek istiyor. Ancak kızın babası Razi Bey’i araştırınca bu evliliğe izin vermiyor. Bu reddedilişin ardından Razi Bey, sanki çözüm buymuş gibi ailesine kendisini hemen evlendirecek bir kız bulmalarını söylüyor. Karşılarına Mazlume çıkıyor. Mazlume’nin ağabeyi ise Razi Bey’i bir şekilde çok beğeniyor; onun kötü alışkanlıklarını gençlik hevesi olarak görüyor ve evlenince düzeleceğine inanıyor. Dahası, bu alışkanlıkları Mazlume’den ve ailesinden gizliyor. Böylece Mazlume ile Razi Bey evleniyor. Romanın asıl meselesi de bu noktadan sonra başlıyor. Razi Bey, evlilik boyunca Mazlume’yi iki kez baba evine gönderiyor. Olayların merkezinde yine Güzide var. Bugün bile oldukça sert görünen bu davranış, 1890’ların şartlarında çok daha ağır bir anlam taşıyor. Çünkü o dönemde bir kadının boşanma hakkı neredeyse yok denecek kadar sınırlı. Erkek, kadını adeta bahçedeki bir evcil hayvanı gönderir gibi baba evine yollayabiliyor. İki ayrılığın ardından da barışıyorlar, fakat son ayrılık kalıcı oluyor. Razi bey neden bir küsüp bir barışıyor? Mevzu hep Güzide… Hikâye, Razi Bey’in sonunda Güzide ile birleşmesiyle son buluyor. Ancak birkaç cümleyle onların ilişkisinin de aslında pek parlak bir noktaya varmadığını öğreniyoruz. Kitap genel olarak bundan ibaret. Yazım dili günümüz
DilharapFatma Fahrünnisa · Koç Üniversitesi Yayınları · 201737 okunma
aslında
9/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 23:30
Kitabı okuyunca anlıyorum ki Aslında devlet hükümet adı herneyse Ordu Bu terör örgütü ilk kurulduğu dönemlerde rahatlıkla yok edilebilirmiş Ama ne hikmetse bir türlü sonuna kadar gidememiş bitiriilememiş gizli eller dokunmuş Tabii bu arada yabancı devletlerin istihbarat örgütlerinin desteği hiçbir zaman kesilmemiş Yazık ki bu orada şehit olan binlerce asker komutan Öğretmen devlet memuru şehit olmuş Burada sahada bizzat terör örgütü üyeleri ile çatışmış içlerine girmiş sızmış Türkiye’nin aleyhinde bizzat çalışanları tanımış görmüş tecrübe etmiş vatan evladı tüm bunların akabinde devletin bu konuda zayıf kalmasını sessiz kalmasını kabullenmemiş istifa etmiş bu iki kitabı yazmış ve sonunda Ankara’nın uzak bir ilçesinde kafasına iki kurşun sıkılarak şehit edilmiş. Bu uğurda şehit olan tüm şehitlerimizin ruhları sad olsun. Vatan size hep minnettardır.
Kürtler, PKK ve A. ÖcalanAhmet Cem Ersever · Milenyum Yayınları · 2011234 okunma